Selamün aleyküm bizleri Ramazan ayına ulaştıran rabbimize hamdolsun. Bu mübarek ayın feyiz ve bereketinden faydalanabilmeyi bizlere nasip etsin. Bundan elli-altmış yıl önce yaşadığımız topraklarda veremle savaş dernekleri varmış. İnsanlar gıda yetersizliğinden dolayı verem denen bir hastalıkla boğuşuyorlarmış, bunun için devlet politikaları oluşturulmuş, dernekler kurulmuş, hastanelerde bölümler açılmış. Bir asır önce değil, yarım asır önce insanlar "BESLENEMEMEK" diye özetlenebilecek bir hastalık yaşıyorlarmış.

Şimdi, gıdasızlıktan tüberküloz olmuş bir neslin çocukları gıda fazlalığından patlayacak hale gelmiş. Onlar hastaneye gittiklerinde doktorlar, daha hasta ayaktayken "bu acaba et suyu mu içse, tavuk suyu mu içse iyileşir" diye düşünüyorlardı. Şimdi derisi kaşınan, göbeği şişen, ayağı topallayan kim hastaneye giderse, doktorların yemek listesi hazır: " bunları yemeyeceksin" diyorlar. Yememeleri gereken listeyi öyle bir çıkarıyorlar ki "hiçbir şey yiyemeyeceksin" anlamı çıkıyor. Neden? Sofralardaki her şey abartılı da ondan. " sabahleyin kibrit kutusu kadar peynir yiyeceksin" diyor. Bir lokma demiyor kibrit diyor. Hasta onu " her Lokman kibrit kutusu kadar olsun diye anlıyor". Doktorun bütün bir günde yemeyi tavsiye ettiği ekmek dilimini " bir lokmada balık tavasına süreceksin, sünger gibi ağzına atacaksın anlıyor" tıpla insanlık zıt köşelere doğru koşuyor.

Altmış sene önce tıp, insanlığı gıdasızlıktan kaynaklanan hastalıklardan kurtarmaya çalışıyordu. Şimdi ise sofra düşmanı oldular. Herkes biliyor ki, bütün bu hastalıklar, huzursuzluklar bünyemizi tahrip ettiğimiz bu zehirli yaşam tarzı olan oburluktan kaynaklanıyor. Yeme kültürümüzü oluşturamadığımızdan dolayı insanca yemeyi becermediğimiz için yediğimizle başlayan bir zehirlenme süreci yaşıyoruz. Ve bunu bile bile yapıyoruz. İsraf kavramını, israf ayetini yanlış anladık. Çöpe atılan ekmeği, tabağın dininde kalanı israf zannettik yok öyle değil belki çöpe atılan ekmekten oradan geçen Bir kedi faydalandı karnı doydu belki kargalar nasiplendi. Yersiz ve fazla kullanım nedeniyle israf olan midelerimizin yenisi yok.

Asıl israf mide israfı. Balonu bile fazla şişirince patlıyor. Mideyi fazla doldurduğumuzda zavallı mide patlayamıyor, doğruca hastaneye gidiyor. İsraf sadece ekmekleri çöpe atmak, tabağın dininde kalan pirinçleri lavaboya atınca çok kötü günaha girmek değildir. Kadınları Ramazan ayında ibadetlerden nasiplenecekleri bu mübarek ayda tüm öğleden sonrayı mutfağa kilitlemek de en büyük israflardan birisidir. İftar sofralarımızı israf sofraları haline getirmeyelim bizimle aynı ekonomiye sahip yada bize yakın akrabalarımızı dostlarımızı Ramazan'da yemeğe çağırmak iftar vermek değildir. Her gün et bulabilen insanlara iftar vermek manada hedefine ulaşmış bir hareket değildir. Kurbandan kurbana belki iki üç ayda birkez et yiyebilen durumu bizden zayıf olan kişilere iftar vermek gerçek iftardır. Allah'a emanet olun.