Merhabalar efendim;

Satırlarımın başında şunu belirtmek isterim ki; Ben ne profesyonel bir spor yazarıyım, nede futboldan çok üst düzeyde anlayan biriyim, tamamen amatör bir ruhla Hendek’e ve Hendekspor’a aşık, sevdalı bir futbol seyircisiyim, ve bu gözle de bu hafta ki yazımı yazıyorum...

Dün malumunuz Hendekspor’umuzun da içinde bulunduğu 2019-2020 yılı Bölgesel Amatör Lig (BAL) sezonu başladı. Ligin ilk maçı ve ilk deplasmanı olan Kütahya’ya, Belediye Kütahya ile olan karşılaşmaya Hendekspor sevdalıları gibi bende gittim. Maç başlar başlamaz gelen gol, sonrasında daha şoku atlatamadan gelen 2. gol vs. vs.

Şunu net olarak söyleyebilirim ki, sahada öyle çok iyi bir Kütahya takımı yoktu, bizden üstün bir takımda değil zaten sadece sahada iyi pas yapan, ne yaptığını bilen iyi bir taktik almış bir ekip vardı.

 

Ayrıca saha zemini futbol oynamaya çokta elverişli değildi. Bizim seyircimize uygulanan muamele, tribün demeye bin şahit lazım olan uzak bir bölgeden maçı izlemek zorunda bırakılmalarıda gözümüzden kaçmadı...

Öte yandan geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da Maltepe ile oynadığımız Ziraat Türkiye Kupası maçında protokol tribününde yan yana maçı seyrettiğimiz ve orada o esnada tanıştığım eski futbolcu, antrenör, saha gözlemcisi, futbol hakemi, futbola “50” yılını vermiş değerli büyüğüm şöyle bir söz söyledi, ben geçen yıl Hendek’in “4” maçını seyrettim bugün burada gördüğümüz Hendek eski Hendek’in futbol olarak 10/1’i etmez. Belki bu söz için çok erkendi ama bu söz beni çok düşündürdü...

 

Bazılarınız bu daha ilk maç henüz bu yazı için çok erken eleştiri yapmanıza gerek yok, diyenlerinizde olacaktır, ben kötü bir şey demiyorum gördüklerimi yazıyorum. Asla ve asla kötü bir niyetim yok. Hendek için Hendekspor’umuzun için kendi duygularımı, seyircimizin duygularını yansıtmaya çalıştım sadece...

Son olarak şunu söylüyorum;

Seçildiği günden bugüne bir eli takımın üstünde olan Belediye Başkanı var, büyük bir arzuyla çalışan kulüp başkanı ve teknik heyet var, yıllarını futbola Hendek’e Hendekspor’a adamış hocamız var, seyirci var, imkan var...

Peki ne yok? eksik olan ne? eksik olan “zaman”sa biz Hendek’liler olarak onu da bekleriz, ama zamanı gelince de konuşuruz.

Kalın sağlıcakla...