Spor Dünyası

Bu hafta oynadığımız maça iki açıdan bakmak istiyorum. İlk olarak maça 1-0 galip başladık ve golü yediğimiz yetmişinci dakikaya kadar rakip sahaya sadece bir kere geçtik. 65 dakika boyunca geriye yaslanarak oynamak her babayiğidin harcı değil ve hiç bir şampiyonluğa oynayan takım böyle oynamaz. Kontra atak yapmamız lazım fakat sahada hızlı bir forvet yok. Gökhan Ünver sakat oynamaya gayret ediyor ve Emrah yedek. Hal böyle olunca topu ileride tutacak defansı rahatlatıp nefes aldıracak bir forvet olmayınca golü yemekten başka çaren de kalmaz. Demek ki defansta ki çocuklar bir saatten fazla güvercin gibi çırpındılar. Ama olmadı. Amaç şampiyon olmak değil. Amaç Sakarya’nın iki diğer kulübünün üzerinde ligi bitirmekse bu kolay. Ama hedef bir üst ligse bazı arkadaşların giydiği formanın hakkını daha çok vermesi gerek.

Bu yazımı özellikle iki gün geç yazdım Başkan Adil Karabulut kardeşimin Gazeteci Hasan Öztürk abimize kendine yakışmayan üslupla verdiği cevap ve diğer bir yöneticinin üzerine yürümesidir. Bununla ilgili bir özür yazısı yayınlanırsa hakkını yemeyeyim diye iki gün bekledim. Ama maalesef böyle bir açıklama olmadı.

O zaman sorayım

Bir kaç hafta önce sporcu kardeşimiz tribünlere el kol hareketleri yaparak adres veriyor. Yönetici yaş olarak bizden bir hayli büyük abimize siz kimsiniz diyor. Diğer bir yönetici üzerine yürüyor. Soruyorum nedir bu şimdi. Ya birisi çıkıp size aynı soruyu sorarsa nasıl cevap vereceksiniz.

Hendek Spor’da yöneticilik yapıyorsanız mahalle ağzıyla sadece bizi rezil edersiniz. Lütfen Ali kıran baş kesen üslubundan vaz geçin. Eğer baskılara dayanmıyorsanız kongre kararı alın ve takımın önünü açın. Herkes bulunduğu makamın hakkını versin lütfen. Ben yine de Adil başkanın bir özür yazısı yazarak görevini yapmaya çalışan gazeteci büyüğümüz Hasan abimizin gönlünü alacağını düşünüyorum.

İnşallah bir daha böyle üzücü olaylar yaşamadan sahadaki sonuç ne olursa olsun birbirimize sarılarak sevinci de hüznünde birlikte yaşarız.

Hepimiz Hendek Sporluyuz.

Kalın sağlıcakla.