Bu sözü bir iltifat olarak algılamayın lütfen.Bu gerçekten Hendekli kardeşlerim için,kendilerinin kazandıkları bir ünvandır.
Yazacaklarımı okurkenbu düşüncemin ne kadar doğru olduğunu anlayacaksınız...

Görevli olduğum vakfımızın İl Toplantılarında ilçeler olarak ,etkinliklerinve çalışmaların iştişarelerini yaparız.Herkes kendi yaşadığı ilçe halkının durumu ve düşünce yapıları hakkında bilgi sahibidir.
Vakfın İl Hanımlar Komisyonu Başkanı Hendek için her zaman;
"Ben Hendekliyim ve Hendek halkını bilirim.Çok yardımsever ve çok güçlüdürler.Bu sebeple Hendek e güveniyorum." demiştir.
Doğrusu ben tedirgindim.Çünkü;daha yeni ve acemiydim...

Hendeklilerin gücünü ve ayrıcalıklı insanlar olduklarını yapmış olduğumuz ilk büyük çalışmamızda anladım.
Bu kampanya bizler için çok önemliydi.Büyük bir çalışma ve organizasyon gerektiriyordu.
Suriye deki kardeşlerimize bir tır dolusu gıda ve temizlik maddeleri göndermek,ilk başladığımızda bizleri korkutuyordu.
Ama korktuğumuz gibi olmadı.

Bizim görevimiz zaten o kapıyı açmak.İçeriye isteyen girer istemeyen girmez.
Kampanyayı"bismillah" diyerek başlattık.Hendekli kardeşlerimize duyurularımızı yaptık.
Kampanya için bize hayırsever bir kardeşimiz büroyu tahsis etti.
Duyan,gören insanlar yavaş yavaş gelmeye başladılar.Ama bizde hala bir çekince vardı.Ya o tırı dolduramazsak...
Bir tır 26 ton alıyordu.Gözümüz korkmadı desem yalan olur.

Yine de güveniyorduk;önce Rabbime sonra Hendekli güzel yürekli kardeşlerimize...

Kampanya süresinde yaşadığım bir anımı da anlatmak istiyorum sizlere;
Bir gün büroda oturuyorum,kapı açıldı.İçeriye boynunu eğmiş,tevazuyla adım atarak ve selam vererek,elinde küçük bir poşetle bir delikanlı girdi.
Elindeki poşeti çekinerek yere koydu ve tam çıkıyordu;
"Bir dakika delikanlı..."diye seslendim.
Poşette bir paket makarna vardı.
"Gel bakalım nereye kaçıyorsun böyle hemen"deyince durdu.
"Abla,az da olsa benim de katkım olsun istedim."dedi.
"Allah senden razı olsun oğlum.Yaptığın hayrı niye küçümsüyorsun.Bir paket makarna 4-5 kişilik bir ailenin karnını doyurur.
O bir paket makarnayı veremeyen gönüller var.Hem bizim için bir ton veren de aynıdır,bir paket veren de" diye söyleyince çocuk bir rahatladı,eğik duran vücudu doğruldu.
Kendine bir güven ve rahatlık geldiği yüzünden belli oluyordu.Mutlu bir gülümsemeyle gitti.

Evet... Hayrın azı çoğu olmaz...
Hayır yapmak gönül işidir.Her kula nasip olmaz...

Ama ben o tırı doldurmaktansa,o tırı kaç kişiyle doldurduğuma bakarım.
Yoksa o tırı 4-5 zengin kardeşler de doldurur.Fakat bence bu bir kazanç değildir...
Her zaman söylediğim bir sözüm vardır;
"Bana hayır için bir kişi 100TL vermesin.Bana 10 kişi 10TL veya 20 kişi 5TL versin.İşte ben o zaman kazandığımı anlarım.Ben insanı kazandığıma bakarım.Rabbim dilersegerisi zaten gelir."

Doğru değil mi?

Kampanyamız başarıyla sonuçlandı.Tabi ki Hendek Halkımızın sayesinde.
Akın akın geldiler.Biz o tırı onlarla doldurduk.Kimi bir paket makarnasını,kimi bir poşet dolu erzağını ,kimiun çuvallarını...
Burada güzel olan benim için bir çok Hendeklinin desteği...

Ve arkadaşlarla şu karara vardık;
"Her ilçe 15-20 kişiyle bu tırı dolduruyorken,bizler Hendek halkıyla bu tırı doldurup gönderdik.İşte başarı budur."

İşte Hendekli olmak budur.Hendekli olmak bir ayrıcalıktır.
Allah sizlerden razı olsun.

Allah'a emanet olun...