Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

Az önce Kayseri’den bir acı haber aldık, yüreğimiz nasıl bir hal aldı şuan tarifi yok.

Bütün hafta sabah 04.30’da kalkıp,

“Türküm ben komandoyum, Oğuz neslidir soyum, yeryüzünü titreten Fatihlerin oğluyum”

Sözleriyle marş söyleyerek sabah koşusu yapan,

 

Sonrasında metal bardaklarda soğumak üzere olan çayı içip ısınmaya çalışan,

Kendisine enerji vermesi için hazırlanmış helva vs. gibi ürünlerden oluşmuş kahvaltısını yiyip,

Saniyelerle yarışarak kamuflajlarını giyerek mavi beresini takan,

Ardından içinde 20 kilo kum torbası ona ilaveten ihtiyaç duyacağı 2-3 şişe su ve yemeğe kadar acıkırsa diye arkadaşları ile de paylaşacağı püskevit paketleriyle doldurduğu ve badisinin yardımıyla sırtına alabildiği çantasıyla,

Bir milletin yükünü omuzlarına almış ve varlığını O’nun varlığına tereddüt etmeden armağan edecek bir tavırla,

Dağların eteklerinde kurulu bölük binasından en az 10 km yukarıya doğru tırmanmaya başlayan,

Ayağı şişen, soğuk havaya rağmen ter su içinde kalan, az önce gözünüze çok gelen 3 şişe suyun 2’sini tüketen,

Düşman karşısında başarılı olabilmek adına komutanları tarafından saatlerce eğitim alan ve sonrasında yemek yiyebilmek için aynı yolu geri dönmek zorunda kalan,

Bütün hafta günde sadece 3-4 saat uyuyarak, silah ve patlayıcı kullanımı, bireysel savunma teknikleri, yön bulma, harita okuma, kaçıp kurtulma ve hayatı idame yöntemleri, pusu, baskın, arama tarama faaliyetleri ve hepsinden önemlisi VATAN, MİLLET ve MEMLEKET nasıl savunulur, düşman nasıl yok olur ve gerekirse yerine başka bir Mehmetçik gelinceye kadar NASIL ÖLÜNÜR öğrenen kahraman 13 komandomuz, otobüs beklerken hain bir bombalı saldırıda şehit oldu.

 

Ülkemizin gerek içinde bulunduğu güvenlik tehlikesi gerek, sınırlarımızda ve etrafında yaşanan gelişmeler göz önüne alındığında nasıl riskler altında olduğumuza hep birlikte acı şekilde şahitlik ediyoruz.

Daha önce kendilerini dünya kamuoyu önünde sözde demokratik mücadele kahramanı olarak göstermek isteyen terör örgütleri eylemlerini belli sınırlar içinde tutuyorlardı, şimdi ise bir iç kaos yaşanması devletimizin zafiyet göstermesi için her türlü eylemi gerçekleştirmekte tereddüt etmiyorlar.

Öyleyse acil şekilde devlet kurumları, güvenlik güçleri ve vatandaşlar olarak artık uzun bir süre normal bir hayatımız olmayacağını düşünerek oluşabilecek tehlikelere karşı risk analizleri yaparak gerekli önlemleri almalıyız. Attığımız her adımda, toplandığımız her alanda artık temkinli olmak lazım. Olağan üstü hal bu şekilde başarılı olur. Kuzu gibi toplaşmakla, bekleşmekle olmaz.

 

Memlekette sorarsan 6 aydır OLAĞANÜSTÜ hal var ama biz bir türlü SIRADAN davranışlarımızı bırakmıyoruz.

Ölmekten korkmuyoruz derken, gel beni vur diye de bekleyecek değiliz.

 

Allah akıl fikir versin hepimize..