Beni tanıyanlar, bilenler, takip edenler çok iyi bilirler ki gerek radyodan, gerek TV'den gerekse buradan her zaman doğruları söylemişimdir, her zaman net olmuşumdur.

21 yıldır öyle yada böyle basının içindeyim. Bunun 3 yılında TV ve son 1 yılında da gazete var.

Neden bunları yazıyorum çünkü bağlı bulunduğum hiç bir platformlarda düne kadar hiç bir siyasi çalışma gibi destekte bulunma gibi harekette bulunmamıştım.

O nedenle eksiyi artıyı, doğruyu yanlışı yazmazsam yargıç misali benim bu kalemimi kırmam lazım.

Şunu üzerine basarak, altını kalın bir kalemle çizerek söylüyorum. Ben iktidar partili biri değilim, bugüne kadar hiçte oy vermedim. Fakat bu demek değil ki gördüğüm doğruları yanlışları da yazmadım.

Geçmiş dönem Belediye Başkanı Ali İnci ile alakalı da 1, 2 yazı yazmıştım. Adam Hendek'e hizmet etti mi etti. Eksikleri oldu mu oldu ama yaptığı hizmetleri kimse inkar edemez...

 

Önce ki dönem Belediye Başkanı İrfan Püsküllü duruşuyla, çizgisiyle en önemlisi adaletiyle kalbimde yeri olan bir kişiliktir. Farklı bir görüşten olduğumu bildiği halde o beni ben onu çok sevmişimdir. Kendisiyle de alakalı 1, 2 yazım olmuştur, tutkunu olduğum yağlı güreş bizi bir araya getirmiştir. Her ne kadar söz verdiği yağlı güreş salonunu yapmaya zamanı yetmese de...

Yazımın başında az evvel de belirttiğim gibi sırf aynı görüşteyim, kendisini destekledim diye bazı eksiklikleri, doğruyu yanlışı yazmazsam tekrar söylüyorum o zaman bu kalemi bırakıp evde oturmam lazım.

Ülkemizin de içinde bulunduğu sağlığımızı tehdit eden koronavirüs olayı herkesin gündeminde iken fazlada sizi sıkmak istemiyorum ama bunları da yazmasak olmazdı. Şimdi çevremde ki birçok kişi herkesi, herşeyi yazıyorsun da Hendek'te herşey süt liman mı? Niye yazmıyorsun diye soruyorlar haklılar. Beni iyi tanıyanlar yeri geldiğinde yazacağımı da çok iyi biliyorlar...

Ben çiğ yemedim ki karnım ağrısın. Çünkü ben ne belediyeden, ne Hendekspor'dan, ne ordan burdan, nede her hangi birinden tek kuruş menfaat sağlamadım, asla sağlamam da. Aksini savunanın alnını karışlarım...

Benim tek ama tek gelirim bağlı bulunduğum kurumdan aldığım aylıktır...

Bugünlerde Hendek'te koronanın dışında konuşulan tek bir konu var o da belediyenin yapacağı toplu konut projesi. Her kafadan bir ses çıkıyor, herkes ayrı telden çalıyor. Bu konuyu diğer Hendek'li basın mensupları da köşelerinde ele aldılar. Benim takıldığım konu bu bizim gibi asgari ücretle geçinmeye çalışan insanların ev alma özlemine derman olacak proje değil mi? O halde zaten şu hayat şartlarında insanlar kıt kanaat geçinirken 32.000 TL gibi girişte istenilen % 20'lik peşinatı bu insanlar nasıl ödeyecek. Aylık kira öder gibi 750.00 TL ödemeyi anlarım da, bunu anlayamam kimse kusura bakmasın...

 

Hatta sizlere bir notta düşeyim. Yazacağım dün birebir yaşadığım bir olaydır. Eşim bu konuyu duymuş büyük bir heyecanla yazılmak için belediyeye gitmek istedi, hemen kendisine sordum kayıt için paran var mı daha aylık günümüz gelmedi dedim, o da var arkadaşımdan borç aldım dedi. Peki ya 32.000 liran var mı dedim ve sorduğuma pişman oldum yüzündeki hayal kırıklığını görünce.

Bu peşinatlar, ödemeler biraz daha kolay ve esnek olmalı diye düşünüyorum...

Sakarya Büyükşehir Belediyesi'nin de bu tip bir projesi var. Oraya kayıt işlemleri için 500.00 TL ödüyorsunuz, peşinat yok bir sene sonra eve geçince cüzzi bir peşinat var sonrasında ise aylık 500 TL gibi bir rakamla ev sahibi oluyorsunuz.

Yetkililere soruyorum, orada öylede burada niye böyle...

Belki gündemle alakalı değil ama şunu da söylemezsem taraftara karşı kendimi suçlu hissederim. Hendekspor konusunda her anlamda tepeden tırnağa kadar hata yaptınız. Lütfen kabul edelim ve şapkamızı önümüze koyalım...

Koronavirüs'ten bir an önce kurtulmamız dileğiyle...

Saygılarımla...