Büyü, sihir… Çoğumuzun inanmadığı şeyler, değil mi? Benim de pek haz ettiğim söylenemez. Ama size anlatacağım şeyin içinizi kıpırdatacağına eminim: Gerçek Sihir.

Hani bazı insanlar vardır. Gülüşleriyle içimiz açılır, bakışlarımızdan derdimizi anlar, varlığıyla huzur verir. Kendimizi kötü hissettiğimizde hemen onların yanına koşarız. Her anımızı paylaşır, sevincimize ortak ederiz. Güçlü bir çekim kuvvetiyle birbirimize çekilir gibi…

Biraz düşünmek için dışarı çıkarsın, kendini ona anlatırken buluverirsin. Hemen her şeyini anlatabilirsin ve sen de şaşırırsın buna. Biraz da anın akışını ona bırakırsın. İşte gerçek sihir de budur.

Onlar konuşur ve biz hep konuşsunlar isteriz. Sesleri bile huzur verir hatta. Üzerimize çektiğimiz kabuğumuzda bile onlara yer vardır veya sanki özel gözleri varmış gibi yüzümüzdeki maskelerin arkasını görme yetisine sahiptirler.

Biz büyürüz, değişiriz, olgunlaşırız ve o insanlar her zaman bizim ‘‘orijinal’’ halimizi tanıyıp severler.

Onların düşüncelerinin yeri ayrıdır. Onların üzüntüsüyle üzülür, mutluluğuyla da mutlu oluruz. İşte hep ellerini tutmalıyız o insanların hem de asla bırakmamak için.

Umarım hayatımız boyunca “o” insanlar hep yanımızda olur.  (Benim sihrim olduklarına inandığım ablalarım Kamile ve Merve’ye sevgilerimle.