Rahmetli Dedem bir işin sonuna geldiğinde derdi ki....!

"Hadi uşaklar Yıkılıp yapılalım"

Ülkede hızla bir bozulma, yozlaşma, kalitesizlik, seviye düşüklüğü gözlemliyorum son zamanlarda...

Siyasetten Spor'a, İş dünyasından Eğitime, Sağlıktan Diyanete, sosyal yaşamdan aile ilişkilerine kadar bu bozulma her geçen gün kendini çok daha fazla hissettirmeye başladı...

Tıpkı Anap iktidarının son yılları gibi...

Galiba diyorum..!

Yaklaşıyor yaklaşmakta olan...

Bunun çaresini bulamaz isek eğer, geri dönülmez bir yola gireceğimizden endişe ediyorum...

Yıkılıp yapılalım derdi rahmetli Dedem...

Öyle kolay mı yıkılıp yeniden yapılanmak...

Ülke Temellerine dinamitler yerleştirmiş birileri...

Kumanda ellerinde...

Düğmeye ha bastı ha basacaklar...

Birşeyler oldu ve oluyor Ülkemize...

Fesatlık,Kıskançlık, Menfaat düşkünlüğü, Lüx yaşama hevesi, kişisel iktidar hesapları, kazanma hırsı, nefsani arzuların inancımızın önüne geçmesi vs...

Toplum olarak hepimizin bir "iman tazelemeye" gitmemiz gerektiğine inanıyorum...

"Yaşadığımız gibi inanmaya başladık"....!

Oysa, "inandığımız gibi yaşayacaktık"....!

Türk milleti olarak,birileri bizim fabrika ayarlarımızla oynadı...

Kimyamızı bozdu...

Ne demişti şair Arif Nihat Asya?

Bize bir nazar oldu Cumamız Pazar oldu...
Ne olduysa hep bize azar, azar oldu...

Ne şöhretten hastayız, ne de candan hastayız...

Ne ruhça ne vücutça ne de kandan hastayız...

Avrupa’ya bir değil iki pencere açtık...

Uzun yıllardan beri cereyandan hastayız....

Gelin bugünden tezi yok, kendimizi sorgulayalım...

İnsanlığımızı ve İmanımızı sorgulayalım...

Vatan sevdamızı, Allah korkumuzu sorgulayalım...

Kendi fabrika ayarımızı kendimiz yapalım...

Şartel başkalarının elinde olsada, düğmeye biz ne zaman istersek o zaman basalım....

Unutmayalım....!

Başka Türkiye yok....

Mutlu pazarlar canlar...