Diğer adı “4. Sanayi Devrimi” olan Endüstri 4.0 resmen hayatımızda. Peki, nedir bu Endüstri 4.0; bizlere neler getiriyor, neleri elimizden alıyor? Bu sorulara cevap vermek için önce diğer üç devrimi biraz tanımalıyız. James Watt’ın 1763 yılında icat ettiği “Buharlı makine” devrim niteliğinde bir buluştu. Zira buharın gücüyle birleşen mekaniğin, hantal, maliyeti yüksek, talebi karşılamakta zorlanan eski sistemleri tabiri caizse yerle bir etmesiyle ilk sanayi devrimi gerçekleşti. İngiltere’de başlayan bu akım Avrupa’nın batısı oradan Amerika ve hızla Japonya’ya kadar yayıldı. Elektriğin gücünün bu ortaklığa katılmasıyla Sanayi Devrimi artık ikinci yaşına girdi ve 1870 yılında Cincinati mezbahalarında ilk üretim hattı ortaya çıktı. Artık insan gücüne olan ihtiyacı iyiden iyiye azalmıştı. Tarih dünya savaşlarının yaşanacağı yıllara geliyorken, bilim üzerindeki kara bulutlar endüstriyi de sardı, çoğu büyük ülkenin önceliği savaş sanayisi ve silah ticareti oldu. Bu olumsuzluklara rağmen endüstri adına güzel şeyler de oluyordu. Hiç şüphesiz yarı iletkenler ve transistorların icadı bunlar içinde en önemlileriydi. Bu icatlar sayesinde artık elektriğin yanına elektronik de eklendi. İki büyük ve sıcak savaşın ardından soğuk savaşlara sıra gelmişti. Çoğu devlet bu soğuk savaşların iyi bir ekonomi ile kazanılacağını ve iyi bir ekonominin de sağlam bir sanayi olmadan sağlanamayacağını biliyordu. İşte bu arayış 1969’da ilk programlanabilir mantıksal denetleyicilerin (PLC) bulunmasıyla sona erdi. Böylece insan gücüne olan ihtiyaç neredeyse sıfıra inerken, artık insan bir izleyici, gözlemci ve kontrolcü konumuna taşındı. Çok değil geçtiğimiz yıllarda endüstrinin aklında yeni fikirler yeni devrimler vardı. Bunca yapılan yeniliğin üzerine artık ne konulabilirdi ki?

Bundan önce bahsettiğimiz bütün devrimler, insan etmenini sistemden uzaklaştırmak için yapılmış gibi gözükse de amaç kesinlikle bu değil. Burada aklımıza Arşimet’in meşhur “Bana yeterince uzun bir kaldıraç ve sağlam bir dayanak noktası verin, dünyayı yerinden oynatayım” sözü gelmeli. Sanayi devrimlerinin amacı Arşimet’in bahsettiği bu kaldıraç sistemini gerçekleştirmek diyebiliriz. Daha açıklayıcı olmak için birkaç örnek vermek gerekirse, önceden hamallara taşıttığımız alışveriş eşyalarımızı basit bir “Pazar Arabası” kullanarak evimize kadar rahatlıkla taşıyabiliyoruz. Yüz kişi ile günde on ürün çıkaran bir fabrika, on kişi ile günde yüz ürün çıkaran bir sisteme geçebiliyor. Peki, pazar arabası, tek başına alışveriş yapıp eve gelebilir mi? Ya da bir fabrika, sıfır çalışanla bin ürün üretebilir mi? İşte bu tür sorular Endüstri 4.0’ ı anlamamız için bize yardımcı olabilir.