Ülkemizde özellikle, sosyal hayatta ki büyük bir savrulma apaçık ortada.

En keskin ideolojik görüşlere sahip insanlar, günün getirdiği koşullar nedeniyle değişmekte. Bu gün ak dediğine yarın kara diyebilmektedir. Bu gün dost diye elini sıktıklarıyla yarın düşman olabilmektedirler.

Konjonktür benden yana diye her şeyi kendisi için mubah olduğunu zannedenler, olaylar aleyhine geliştiğinde ise hakkım yeniyor diye bas bas bağırabilmekteler.

Dün can siparene bir şekilde savunulan kişi veya cemaatleri bu gün yerden yere vurabiliyor, demediklerini bırakmıyorlar.

İşte tam da bu noktada araları bozulan cemaatle-iktidara bakarak tüm bu söylediklerimizi görmek mümkün.

Bizler yani bu ülkede milliyetçi kesimi temsil edenler, cemaat siyasete bulaşmasın, sendikalara mesafeli durup tarafsızlığını korusun, ekonomik hayata müdahale etmesin, bürokrasiye benim adamım yerleşecek diye liyakatsiz kişileri atamasın, “madem asker olamıyoruz, bizde polis oluruz” mantığıyla, emniyeti ele geçirmeye kalkmasınlar dedikçe,

 İktidar sahipleri tarafından vatan haini olarak nitelendirilmedik mi? Bizi bu şekilde suçlayanlar, Hoca efendiye övgüler yağdırarak, Pensilvanya’yı yol edip el etek öperek icazet almadılar mı?

Biz dinler arası diyalog diye bir safsata olamaz, benim peygamberimi, kitabımı kabul etmeyenle diyalog bahanesiyle, dinimiz İslamı tartıştırmayız, hakaret ettirmeyiz dedikçe onlar dinler bahçesi kurarak camiyi, kiliseyi, havrayı aynı yere toplamaya çalışmadılar mı? Dinler arası diyalog korosu kurup bizlere saldırmadılar mı?

Hatta Cübbeli Hocayı sırf bu dinler arası diyalog safsatasına karşı çıktığı için uydurma gerekçelerle içeri atıp aylarca hapiste yatırtmadılar mı? İktidar sahipleri de tüm bunlara göz yummadılar mı?

Yine bu yapı; Ergenekon, Balyoz gibi davalarda sahte belgelerle insanları içeri atıp yıllarca hapislerde yatmalarına sebep olmadılar mı? Bu ülkenin Genelkurmay Başkanını, yani ordusunun komutanını terör örgütü kurmak ve yönetmekten içeri tıkmadılar mı? İktidar sahipleri de buna göz yummadı mı? Hatta bu davaların savcısı olduklarını söyleyecek kadar gözlerini karartmadılar mı?

Şimdi ne oldu? Cemaatle-İktidarın menfaatleri çakışınca yani “öküz ölüp ortaklık bozulunca” bir birlerine demediklerini bırakmadılar. Biri diğerine haşhaşi, terör örgütü lideri derken diğeri ise firavun, hırsız, karun…gibi ağza alınmayacak kelimelerle saldırdılar.

Kardeşim siz ve cemaat yıllarca aynı dağın yeli oldunuz. Birlikte esip birlikte gürlediniz Beraber ağlaşıp beraber güldünüz.

Bu ülkede yetkiyi milletten aldığınız ama parelel yapının devletimizi ele geçirmesine göz yumdunuz. Onun için ne siz ne de parelel yapı sütten çıkmış ak kaşık değilsiniz. Hiç boş yere bağırıp ta, biriniz hakkımız yendi, diğeriniz bana darbe yapılmak istendi diyerek feryat etmeyin.

Tüm bunlardan sonra hakkı hukuku savunanları, kimse  ne Ergenekoncu ne de parelelci diye suçlamaya kalkmasın. Biz gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövenlerden değiliz. Yaptığınız yanlışlara ortak olamayız. Ama eğer size karşı bir haksızlık yapılmışsa merak etmeyin sizin yaptığınız gibi susarak, bir kenarda kıs kıs gülerek “oh ne iyi oldu” da demeyiz. Merak etmeyin bizler o haksızlıkların da karşısında durmaya devam ederiz.

Yani bizler Türk Milliyetçileri, Elif gibi dim dik durarak, dün ne söylüyorsak bu günde aynı şekilde hakkın ve haklının yanında durmaya devam edeceğiz.