İki seneye yakındır ilçemizdeki bir vakıfta görevli olarak çalışıyorum.Bana verilen görev,ilçemizdeki mağdur,ihtiyaç sahibi aileleri tespit edip,dertlerini dinleyip kayıt altına almak…

Ben de görevimin bilinciyle, bize bildirilen ailelerin evlerini ziyaret edip,onların dertlerini dinleyip,hangi durumlarına
yardımcı ve destek olabilirizi tespit edip, yönetim kurulumuzdaki arkadaşlarla paylaşmaya başladım.
Elimizden geldiğince bu ailelerimiz için çalışmalarımız oldu.Birçok ailemizin yarasına merhem olmaya da çalıştık.
Ancak takdir edersiniz ki bu yardımlar sadece bizlerin çabalarıyla gerçekleşemiyor.Çünkü yetmiyor…
Çevremdeki insanlara bu aileleri anlatıyorum,aldığım cevaplar;
“Gerçekten bu kadar güç durumda insanlar var mı?”
“Bu kadar çok doğurmasalardı.”
“Çalışsınlar,boş boş oturmasınlar.”
“Sosyal yardımlaşmaya gitsinler.” gibi daha yazabileceğim birçok cümleler.Hepsi kayıtsız hepsi umursamaz…
Gerçekten bu kadar güç durumda insanlar var mı?

Var kardeşim.İnanmıyorsanız gelin beraber evlerine gidelim,yaşadıkları ortamı görelim,yaşadıkları zorlukları dinleyelim,bir çaylarını içelim.İsterseniz onları sadece dinleyin,hiçbir şey vermeyin,hiçbir şey götürmeyin.Onların gözlerinde insan yerine koyulmanın,hatırlanmanın mutluluğunu göreceksiniz.Yaşam savaşı verdikleri bu yalan dünyada acı çektikleri halde gülümsediklerini göreceksiniz.
Bana bu soruyla gelenlere benim verdiğim tek cevap,”Gel bu insanları beraber ziyaret edelim.Kendin duy,kendin gör kendin karar ver.”

“Bu kadar çok doğurmasınlar…”

Bahane arayacağız ya…Doğurmuş kardeşim ne yapalım şimdi…Cenab-ı Hak isteyene vermiyor,istemeyene veriyor.Bizler bu olaya ne kadar müdahale edebiliriz tartışılır.
Benim gözümde o çocukların her biri bir mücevher.O kadar masum,o yokluğun içinde o kadar temizler ki…Eline verdiğiniz bir küçük şekerle onlara dünyaları verirsiniz,bir balon onlara sevinçten çığlık attırır,başını okşa onların gözleri ışıldar.
İşte ben olayın bu noktasındayım…

“Çalışsınlar boş boş oturmasınlar”

Bana bu cümle söylendiğinde aklıma Mehmet kardeşim gelir…Genç,sağlıklı ve güçlü biriydi ve ailesi için çalışıyor,kimseye muhtaç olmadan yaşıyordu. Bir trafik kazası sonucu sakat kaldı.Aylarca tedavi gördü ve sonunda aksak da kalsa ayağa kalktı.Kira birikti,borçlar arttı…Ve iş için çalmadığı kapı,gitmediği adam kalmadı.Ben şahidim.
Merak etmeyin boş boş durmuyorlar. Onlar boş boş oturmuyorlar.
Ama keşke bu zorlukları yaşayan kardeşlerimize iş verenler olsa…Kapıdan kovar gibi işime yaramazsın demeseler keşke…değil mi?

“Sosyal yardımlaşmaya gitsinler.”

Siyasete girmek istemiyorum.Bu konuda söyleyebileceğim tek şey ,ihtiyacı olduğu halde sosyal hizmetlerden faydalanamayan birçok ailem var.Sosyal hizmetlerden yardım görenlerin ise aldıkları, eh işte akmasa da damlar kıvamında.

İnsanı sevmek,insana değer vermek ve insan dinimizin temeli,yardımlaşmaksa ana kurallarından biridir.İnsanların birbirlerine gerek maddi gerek manevi destek vermeleri, hem dünya hem de ahiret hayatımız için önemli bir gerçektir.

Ben duymadım.ben görmedim diye bir şey olamaz.Çevrenizdekilere kulak verirseniz,çevrenizi gözlemlerseniz duyarsınız da görürsünüz de…Yeter ki isteyin.
Ama söylediklerinizi bir ölçüp tartın da öyle söyleyin…

Allah’a emanet olun…