Merhabalar hocam öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Merhaba. Ben Fidan Özbey, Ankara Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Doktora programı mezunuyum. Halen Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölüm Başkanı olarak görev yapmaktayım. Yaklaşık 10 yıldır akademisyenlik görevimi sürdürüyorum. Akademisyenlik görevimden önce Kocaeli’de özel bir rehabilitasyon merkezinde birkaç yıl zihin engelliler öğretmeni olarak çalıştım. Memleketim Bolu-Mudurnu. Görevim nedeniyle Sakarya’nın Hendek ilçesinde ikamet ediyorum

Bir özel eğitim bölüm başkanının gözünden Türkiye’de özel eğitim alanında yaşanılan sorunlar nelerdir ? ve çözüm önerileriniz?

Sorun “bir” değil “bin” desem yerinde olur.. aslında sorunları farklı temalar altında değerlendirmekte fayda var.

*Yasal düzenlemelerin yetersizliğinden kaynaklı sorunlar

*Milli eğitim bakanlığının uygulamalarından kaynaklı sorunlar

*Rehberlik Araştırma Merkezleri ile ilgili sorunlar

*Kaynaştırma uygulamaları ile ilgili sorunlar

*Öğretmen yetiştirme sorunları

*Rehabilitasyon sektöründe yaşanan sorunlar var.

Öncelikle özel eğitim hizmetleri yönetmeliğinde değinilmeyen ve yeterince açıklanmamış konular var. Bu konular yeniden düzenlenmesi gerekir. Örneğin geçiş konusu ülkemizde bir muamma.. Özel gereksinimli bireylerin farklı kademelerdeki okullar arası geçişleri ve okul sonrası yetişkinlik dönemine geçiş süreci maalesef biraz sancılı geçiyor. Bu süreçte bireylerin desteğe gereksinimi olmakta ancak bu desteğin sağlanması için gerekli düzenlemelere ilişkin herhangi bir önlem belirtilmemektedir. Geçiş süreçleri gelişmiş ülkelerde oldukça sistematik ve planlı yürütülürken, gelişmekte olan ülkemizde özel gereksinimli bireyler yeterli destek alamamaktadır. Özellikle de bu durum okul sonrası yetişkinlik çağına geçişte özel gereksinimli bireylerin ciddi sorunlar yaşamalarına neden olmaktadır.

Buna ek olarak; yönetmeliğin uygulanması ve denetlenmesi ile ilgili sorunlar da var. Örneğin iş yeri koordinatör öğretmenliğinin görev ve yetkileri yönetmelikte yer almasına rağmen, bu uygulamanın daha çok kağıt üzerinde gerçekleştirildiğine şahit olmak maalesef üzücü. Bu anlamda Sakarya Şehit Ali Borinli Mesleki Eğitim Merkezi ülkemizdeki pek çok iş okuluna örnek olabilecek başarılara imza atıyor. Bu örneklerin ülkemizde artması, yönetmeliğin uygulandığına ilişkin denetimlerin niteliğine bağlı diye düşünüyorum.

MEB’in uygulamalarından kaynaklı sorunlara burada değinmeyeceğim. Bunun için tek bir önerim var. MEB, bir araştırma ekibi oluşturarak sahada çalışan eğitimciler ile odak grup görüşmeleri gerçekleştirmeleri ve bu görüşmeler neticesinde sahadaki sorunlar belirlenip yine bu eğitimcilerin önerileri ile çözüm yoluna gidilmeli diye düşünüyorum.

Kaynaştırma; ülkemizde ayrı bir sorun.. Gerçi 2006 yılında yayınlanan Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği ile birlikte kaynaştırmada güzel yol kat ettiğimizi düşünüyorum ama bununla birlikte yapılan araştırmalar halen bir takım sorunların varlığına işaret etmekte.. Bunun için en güçlü çözümün üniversitelerimizin tüm fakülte ve yüksek okullarında  “Kaynaştırma” dersinin “Türk dili” gibi, “İnkılap Tarihi” gibi zorunlu ders olarak okutulması.. zira özel gereksinimli bireyler toplumun her yerinde bizimle birlikteler. Bu dersin sadece özel eğitim bölümlerinde okutuluyor olması yanlış. Tüm meslek elemanları hayatlarının hemen hemen her döneminde özel gereksinimli bireyler ile çalışmak, yaşamak ve iletişim kurmak durumundalar…

Özel eğitim alanında öğretmen yetiştirme sorunlarının temelde en büyük sebebi ülkemizde bu alandaki akademisyen yetersizliği. Akademisyen ilanı veren üniversiteler istihdam edecek akademik personel bulamamakta. Bu da yetiştirilecek öğretmenlerin niteliğini etkilemektedir.

Rehabilitasyon sektörü ve rehberlik araştırma merkezleri ile ilgili sorunların da MEB’in yürüteceği bir araştırma ile tespit edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Kurum yetkilileri, aileler ve rehberlik  araştırma merkezleri ile görüşmeler yapılmalı ve sorunlar belirlenmeli.

Yine bir bölüm baskanının gözünden Türkiye’de özel eğitim bölümlerini özel eğitim öğretmeni yetiştirme ( mesleğe hazırlama ) açısından değerlendirir misiniz?

Ülkemizde özel eğitim öğretmeni yetiştiren lisans programı sayısı 20-30 civarında. Birkaç üniversite dışında ülkemizdeki pek çok üniversitenin özel eğitim öğretmeni yetiştiren lisans programlarında akademik personel ihtiyacı fazlasıyla. Bir önceki soruyu yanıtlarken de değinmiştim: üniversiteler bu alanda akademik personel ilanı açsalar da istihdam edecek aday bulmakta çok zorlanıyorlar. Bu durumda personel azlığından kaynaklı olarak bir akademik personel fazlasıyla ders yükü almak durumunda kalıyor ve bu durum eğitim-öğretim faaliyetlerinin niteliğini azaltıyor. Üstelik buna ek olarak Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) bölümlerin talep ettiğinden çok daha fazla öğrenci göndermekte ve bu da niteliği daha da düşürmektedir. Bunun çözülebilmesi için YÖK’ün göndereceği öğrenci sayısını belirlerken bölümlerin taleplerini dikkate alması önerilebilir. Ayrıca ülkemizde özel eğitim alanındaki lisansüstü programların sayıları arttırılmalı ki akademisyen ihtiyacı karşılanabilsin.

Zihin engelliler öğrt. işitme eng öğrt. ve görme engelliler öğrt. gibi ana bilim dallarının bir çatı altında toplanıp “özel eğitim ögretmenliği” olmasını nasıl degerlendiriyorsunuz?

Ülkemizdeki özel eğitim öğretmeni yetiştirmek için açılan ilk lisans programında “özel eğitim öğretmenliği” adında tek bir çatı altında öğretmen yetiştirilmekteydi. Sonraki yıllarda özel eğitim bölümü için; zihin engelliler öğrt. görme engelliler öğrt., işitme engelliler öğrt. ve üstün zekalılar öğrt. gibi ana bilim dallarına ayrılma yoluna gitmek uygun görüldü ki böylelikle her ana bilim dalında uzmanlaşmak mümkün olabilsin. Ancak YÖK yeni bir kararla 2016-17 eğitim öğretim döneminde yeniden tüm ana bilim dallarını tek bir çatı altında toplamayı uygun gördü ve bölümümüzün adı “özel eğitim öğretmenliği” olarak değişti. Bu dönüşüme Milli Eğitim Bakanlığı’nın mutlaka haklı bir gerekçesi vardır diye düşünüyorum ancak bir bölüm başkanı olarak benim temel kaygım şu;  tüm bu ana bilim dallarının yeterliklerine sahip olacak bir uzman yetiştirmemiz bekleniyor. Bu ülkemizdeki özel eğitim lisans programlarının hali hazırdaki personel sayısı ile gerçekleştirilmesi olası gözükmüyor. Üstelik bir öğretmenin tüm bu alanlarda uzmanlaşması ne kadar mümkün… bunu bizlere zaman gösterecek..

Bir özel eğitim bölüm başkanı olarak “Özel Eğitim Ögretmenliği” okuyan ve LYS maratonunda olup özel eğitim bölümünü düşünen ögrencilere mesajınız nedir?

Tek bir önerim var: eğer LYS maratonundaki adaylar bu bölümü tercih etmek istiyorlarsa, tercih etme gerekçelerini gözden geçirsinler. Muhtemelen bu branşta atama sorunu olmadığını ve özel sektörde de istihdamın oldukça rahat olduğunu duymuş olabilirler.. Sırf bu gerekçe ile tercih ettiklerinde ileri ki dönemlerde istihdam sorunları ortaya çıkmaya başlarsa –ki başlayacak- bu durumda meslekte mutsuz olmaları pek mümkün. Bu mesleğin; özel gereksinimli bireyler ile çalışmaya istekli, onlara faydalı olma konusunda gönüllü ve gerçekten işini severek yapacak adaylara ihtiyacı var.

 

Teşekkür ederim bu soruları bana yönelttiğiniz için…

Dr. Fidan Özbey

Bölüm başkanımız Dr. Fidan ÖZBEY’ e sorduğum soruların hepsine verdiği samimi ve içten cevapları için teşekkür ediyorum.

Gelecek hafta bir diğer özel eğitim yazısına kadar hoşça kalın, özel eğitimin “farkında” kalın...!