Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

2002 Yılında Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak’a demokrasi getirme bahanesiyle ABD müdahale etti. Yeni iktidar olmuş AKP ve dönemin başbakanı bu müdahaleye seyirci kalmayalım ABD’ye yardımcı olalım diye 30 Mart tezkeresini meclise getirdiler fakat kendilerinin de fire vermesi sonucu tezkere ret edildi. Gazi meclis, Müslümanlar üzerinde oynanan bu kanlı oyuna ortak olmayı ret etti.

Sonrasında;

  • Irak devleti hücrelerine kadar iç karışıklığa bulandı
  • Kürdistan hayalinde olan teröristten devşirme peşmergeler kendi özerk bölgelerini kurdular.
  • Büyük İsrail projesine taşeronluk yapacak 4 parçalı Kürdistan’ın ilk ayağı tamamlanmış oldu.
  • 1 milyondan fazla Müslüman öldü, on binlerce kadına tecavüz edildi.

Seyirci kaldık, boş beleş nutuklarla avutulduk…

İnanmayacaksınız ama ben yine de söyleyeceğim, başbakanımız ABD askerlerinin sağ salim evlerine dönmeleri için dua ediyorum diye yabancı bir gazeteye demeç verdi.

 

Komşumuz Suriye ile ilişkilerimiz çok iyi ilerliyordu, Suriye başkanı Esad’ı bizim başbakan kardeş ilan etmişti, meclislerimiz bile ortak toplantı yapma noktasına gelmişti ki,

Bir Arap baharı akşamı kardeş Esad kalleş oluverdi.

 

-Komşumuzun her yanı ve sınır kapılarımız Müslüman cesetleriyle doldu.

-Suriye’deki çatışmaların bir tarafı da biz olduk ama hangi taraftaydık sanki yine ABD tarafındaydık.

-Irak’ta Barzani’nin yaptığını şimdi PKK’nın Suriye uzantısı PYD yapıyordu, bölgede Türkiye sınırında hızla ele geçirebildiği yerleri kanton ilan ediyor, oradan sözde Kürdistan’ın denize ulaşmasını sağlayacak yolu açıyorlardı.

-İŞİD belası ise ABD’nin, İsrail’in Müslümanların hâkim olduğu petrol dolu topraklardaki planlarını uygulayabilmelerinin bahanesini üretmeye, bölgede dehşet saçmaya devam ediyordu.

-Suriye’de 150 bin civarında Müslüman öldü, 2-3 milyon insan evini yurdunu terk etti.

-Suriye hala iç savaşta ve ölümler devam ediyor.

 

Burada seyirci kalmadık aksine tavır aldık, politika uyguladık sonuç yukarıda…

 

Arap baharıyla başlayan süreçte İslam dünyasına güya demokrasi getirmek maksadıyla yola çıkanlar

Tunus, Mısır, Libya,  Bahreyn, Cezayir, Ürdün ve Yemen de 50 binden fazla Müslümanın ölümüne sebep olmuşlardı.

 

Bunların içinde belki de derin bir iz bırakan Libya’ya karşı tutumumuzdu.

Libya halkının yanındayız açıklaması yapan iktidar, kısa bir süre sonra Libya’yı bombalayan NATO uçaklarının yönetim üssünün İzmir olmasını kabul etti ve dış politikada Müslümanları bombalatan bir iktidar olarak büyük başarı kazandı.

 

Evet,

13 yıldır iktidarda olanların Dış politika ile ilgili “Komşularla sıfır sorun” ve “İslam alemiyle birlik beraberlik” cümleleriyle özetledikleri iki ana hedefini basit bir şekilde inceledik.

 

Fiyasko diye kısaca nitelendirebileceğimiz bu durum dilden dile, kulaktan kulağa geçerken mi efsane başarı diye değişmişti? Hayır..

Ellerinde bulunan medya gücü allayıp pullayıp, Ortadoğu’nun fatihi gibi lanse edilmiştiler.

Daha Kıbrıs ve Avrupa birliği fatihleri de var onları da bir ara yazarız.

Hadi Allah’a emanet…