Demokrasinin sözde beşiği ABD'den gelen çatışma seslerini, şu günlerde,
dünya ülkeleri olarak ibret ve endişeyle izliyoruz.
Joe Biden ve Trump arasında kıran kırana geçen ABD başkanlık yarışında, Biden'ın başkan sıfatıyla Beyaz Saray’daki koltuğa oturmaya hak kazanmasını hazmetmekte zorlanan Trump'ın, bitmek bilmeyen hırsı ve dinmeyen öfkesi
Amerika'yı daha da karıştıracak gibi görünüyor.
Kongre binasında çıkan çatışmalar sonrasında, gelen ölüm ve gözaltı haberleri eşliğinde, Joe Biden'ın adeta “Tarihin acı tokadı niteliği taşıyan; bu yapılan protesto değil bir kalkışmadır! Dünya bizi izliyor!!” sözleri ise, dünya kamuoyu vicdanı için şimdilerde tepkiden çok daha fazla anlam teşkil ediyor.
Trump -Biden mücadelesinin tüm ülkeye iç karışıklık sinyalleri olarak yansıyor olması ile darbe sevici ABD'nin yakın tarihte hafızalarda iz bırakan acı hamlelerini de bir bir anımsıyoruz şu günlerde. Özellikle, Ortadoğu topraklarının parmak sallayan ağabeyi olarak; Irak'tan Libya'ya, Mısır’a, girdiği ülkelerde yaşanan şiddetli parçalanmalar ve yıkımların başkahramanı ABD'yi
günlerdir iyi dileklere boğuyoruz.
* * *
2003'te Firdevs meydanındaki on iki metrelik Saddam Hüseyin heykelinin yıkılmasının hemen öncesinde, Amerikan subayı tarafından heykelin yüzüne asılan ABD bayrağı ve ardından yine Amerikalı asker tarafından verilen emir doğrultusunda üç beş Iraklı gösterici ile sanki Irak halkı tarafından yıkılıyormuş gibi dünyaya servis edilen görüntüler ve neticesinde, Irak liderinin idamına
giden süreci, nedense bugün tekrar hatırlıyoruz.
Arap ülkelerine yaptığı ısrarlı birlik çağrıları ile bilinen Libya lideri Kaddafi'nin, son olarak 2008 yılında Arap Birliği Konferansı sırasında “ABD Saddam'ı astı. Sıradaki biz olabiliriz!!” ifadeleri ile, adeta sonunun gelmiş olabileceğini vurgulayan ve aynı zamanda zanlıların kimler olduğunu ifşa eden konuşması sonrasında, çok geçmeden ne tesadüftür ki yine çıkan bir iç
çatışmayla kendi halkı tarafından linç edilmesini de unutmuyoruz.
* * *
Mısır'da ise halkın oylarıyla seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin, Amerika'dan artarda gelen direktiflere boyun eğmemesi ve ABD’den sözde Ana diye bahsederken, dünyaya yankılanan acı kahkası eşliğinde Sisi zaferiyle sonlanan iktidarı sonrası, Mursi'nin yine casusluk suçlamasıyla yargılandığı mahkeme salonlarında son bulan hayatı tıpkı vicdanlarımız gibi tarihin henüz tozlanmamış raflarında çoktan yerini aldı bile.
Ve tabi, 15 Temmuz Darbesinde, Fetö'yü tasfiye etmeye hazırlanan Türkiye'ye Amerika'nın intikam plânı…
Darbe gecesi ABD Dışişleri Bakanı Kerry'nin, Rus mevkidaşı ile yapmış olduğu birebir görüşmedeki “Mechanizm Launced- (Mekanizma Harakete Geçti)” sözlerinin dünya kamuoyuna apaçık yansıması da, yine bugün tarihle birlikte hafızalardaki yerini korumaya devam ediyor. Gülen'in iadesi noktasında yıllardır; heyetlerin dinlenmesinden tutun, sayfalarca kanıt sunulmasına
rağmen, darbeci hainin Pensilvanya topraklarında misafir edilmesi de unutulmayacaklar listemizin başında geliyor.
Şimdilerde “Endişeyle izliyoruz” diye başlayan cümlelerle kan kokusu aldıkları topraklara, vadettikleri demokrasi kelimesinin ağır bedellerini ödemiş paramparça coğrafyalar ile beraber, tüm dünya ülkeleri olarak bizler de ABD'yi aynı samimi duygularla, ne yazık ki büyük endişeyle izliyoruz…