Değişim

Genel seçimler sonrası seçimin kaybedeni MHP  ve aynı zamanda TÜRK Milleti olmuştur.

Vatan millet din ve devlet diyen, varlığını Türk milletinin geleceği ve bekasına adayan bir siyasi hareket bu seçimlerde oy kaybederek bölücü partinin bile temsil noktasında gerisinde kalmıştır.

Bu durumun bir analizi yapılmalıdır.

Bu sonuçta belirli hataların etkisi kadar millet ile bütünleşme sorunu yatmaktadır.

Bu davanın eksiği yoktur. Fikri tespitlerinde ve ideolojisinde hiçbir sorun yoktur.

Problem haklı davanın doğru ve anlaşılır biçimde vatandaşa aktarılamamasıdır.

ikinci problemde aday tespitinde yapılan yanlışlardır.

Ya bürokrasiden transferler yapacak yada tabandan samimi çilekeş dava mensuplarıyla yola çıkacaksınız.

Eğer karma bir kadro yaparsanız millette karşılık bulamazsınız.

Maalesef siyaset ya zenginlik yada genel merkeze yakın olmaya endeksli hale gelmiştir.

Yürütülen  seçim politikası söylemler  aday listeleri hezimeti getirmiştir. Bu başarısızlık önce genel merkezin sonra tabanda bizlerin  birlik ve beraberlik içinde çalışmamamıza bağlıdır.Bizler heyecen  ve birlik içinde çalışıp ferdi kırgınlık ve küskünlükler ile kenarda durmamalıyız.

Genel başkanın sade,temiz ve dürüst kişiliğine kimse söz söyleyemez. Aldığı karalar ve duruşuda doğrudur. Topluma karşı açıklayıcılığı ve söylem dili sorunludur.Bunun yanında  mevcut ekibi tabandan kopuk ve devşirmelerden oluşmaktadır. Seçim sonuçlarını  iyi okuyamamış ve teşkilatlardan gelen istekleri beklentileri karşılayamamışlardır. Ayrıca genel başkanın etrafını kuşatıp, yanlış yönlendirdiklerine inanıyorum. Lider kendi kadrosunu kurup davayı hedefe götürmekle yükümlüdür.

Değişim ve yenilenme şarttır.

Yeniden milli ve manevi bir çizgi ile taban ve millet kucaklanmalıdır. Anadolu  insanı neden kendini bu millete adayan ülkücülerden uzaklaşmıştır? Neden ülkenin her yerinde gençler ,üniversiteliler ülkücü harekette aradığını bulamamıştır. Ülkü ocakları neden eski gücü ve faaliyetlerini sürdürememektedir. Bizler tüm maddi yokluklara rağmen ocaklarda üniversitelerde binlerce insanı harekete geçiriyor ve fikri temeller içerisinde yetiştiriyorken şimdi her imkan varken ocaklar bomboştur.

Bir şeyler eksik yada unutulmuştur. Biz yenilik ve değişim derken öze dönüş eski günlere dönüşten bahsediyoruz.

Değişim istemek muhalefet ve davaya ihanet değildir. Tam aksine kadro yenilenmesini istememek mevcut sonuçtan mutlu olmak davaya ihanettir.

Peki değişim nasıl olmalıdır?

Asla kim olduğu kime hizmet ettiği belli olmayan Truva attı gibi içimize girmiş isimler ile bu değişim gerçekleşemez.

Değişim içerden davaya gönül vermiş aşk ve iman ile hizmet eden yeni genç kadroların parti komisyon ve yönetiminde yer alması ile olmalıdır.

Genel başkanın ve ülkücü iradenin inisiyatifi ve isteği ile yenilik ve değişim olmalıdır.

Genel başkan elbet bu durumu görüyor ve gereğini yapacaktır. Eğer bu mevcut kadronun onu ve davayı getirdiği yeri görmeyip her şey normalmiş gibi davranırsa işte o zaman eyvah ki o zaman davayı ajan ,onun bunun adamı dediği kişilere teslim etmiş olur.

Ülkücüler  birbirinin kardeşidir. Ülkücülük  şereftir  şerefin  tavizi olmaz.

Selam saygı dua ile