Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

“Hz. Muhammet (s.a.v) bir gün evinde yatak kıyafetiyle oturmuş, az önce kendisini ziyarete gelen Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’le konuşuyordu. Bir süre sonra kapı çalınmış ve kendisine Hz. Osman’ın geldiği bildirilmişti,

Hz. Osman’ın geldiğini öğrenen Hz. Muhammet (s.a.v), hemen başka bir odaya geçerek, üzerindeki geceliği çıkarmış elbiselerini giymişti. Hz. Muhammet (s.a.v)’in bu davranışını gören Hz. Ayşe, elbiselerini neden giydiğini sormuş ve şu karşılığı atmıştı:
-Osman’dan melekler utanır, ben nasıl utanmam!”

Böyle bir saygıdeğer halifenin şehit edilmesiyle başlamıştı İslam dünyasında fitne ateşi.

 

“Hicret sonrasında Resûl-i Ekrem, Mekkeli Müslümanları teker teker birbirlerine kardeş yapı­yordu. O sırada Hz. Ali çıkageldi. Gözyaşları arasında, “Yâ Re­sû­lal­lah!” dedi. “Sen sahabeleri birbirine kar­deş yaptın; benimle hiç kimse arasında kardeşlik kurmadın!”

Peygamber Efendimiz, “Yâ Ali! Sen dünyada ve ahirette benim kardeşim­sin!” buyurarak gözyaşlarını dindirdi.”

Ve böyle bir adamın şehit edilmesiyle devam etmişti.

 

Gelelim Kerbela olayına,

Zalim Yezid’in iktidarını kabul etmeyen Hz. Hüseyin ve beraberindekiler Müslümanlar arası bir kargaşa çıkmasın diye yerlerini yurtlarını bırakıp kutsal bir yolculuğa çıktılar.

 

İmam Hüseyin ve yakınları Muharrem ayının ilk günü Kerbela’da tutsak edildiler. Fırat nehrine yakın bulunmalarına rağmen su içmeleri yasaklandı. Kufelilerin ihanetine uğrayan Hz. İmam Hüseyin ve yakınları tutuldukları Kerbela’nın kavurucu çölünde 10 gün su içemediler. Muharrem’in 10.günü de Yezid’e biat etmeyi reddeden İmam Hüseyin’e, karşı taraftan ok atılmasıyla çatışma başladı. Hz. İmam Hüseyin’in oğulları, kardeşi, yeğenleri derken tüm yakınları tek tek şehit edildiler. Tüm sevdiklerinin gözü önünde can vermesine şahit olan İmam, son olarak 33 mızrak yarası ve 34 kılıç yarası aldıktan sonra Şimr isimli asker tarafından başı kesilerek şehit edildi. (Diyanet İşleri Başkanlığı sitesi)

 

İktidar hırsından gözleri kararan Yezid ortalığı kana bulamıştı.

Hemde öyle bir nesil üzerinde yapmıştı ki, bu kan o günden bugüne iktidar hırsıyla yanıp tutuşan, bu hırs uğruna hiçbir eylemden, söylemden imtina etmeyenlerin ellerine kadar bulaşmıştı.

O günden beri ne Yezidlerin iktidar hırsı son bulmuş ne İslam aleminde akan kan durmuştu.

 

Eminim ki Kerbela olayında Yezid’in tarafında olan ve bu olayı ilk dinlediğinde gözleri yaşarmayan hiç bir Müslüman yoktur.

Ancak şuna da şahitiz ki 21.Yüzyılda İslam aleminde Yezidler mevcuttur, tuhaf olan şudur ki Kerbela’yı dinlediğinde gözleri yaşaran bazı Müslümanlar, dönemin zalim iktidarına karşı yapılan bu kutsal yürüyüşten bir şey anlamamışlar ve Yezidlerin günahına ortak olmaya devam etmektedirler.

Dünyanın birçok Müslüman ülkesinde iktidar savaşları devam etmekte, günahsız nice yavrular, analar, babalar, dedeler aç susuz yollara düşmekte, gözlerimizin önünde toprağa düşmektedirler.

Bu manzaraları görünce böyle yaşamaktansa Kerbela’da şehit olsaydık diye içimizden geçirmeyenimiz yoktur.

İç geçirmekle olmaz!

Efendimizin saygı duyduğu bir insanı, sahip çıktığı kardeşini ve en sonunda çok sevdiği torunlarını şehit eden iktidar hırsındaki Yezidlerin hiçbir zaman son bulmayacağını bilip onlara karşı hak yolunda mücadele etmek gerekir.

Her Allah diyenin peşinden gitmemek gerekir.

Allah müslümanları iktidar hırsıyla gözleri kararan yezidlerden korusun.