EY NEFİS !

Doymadın,doymuyorsun ve doymayacaksın…

Geçen hafta  bir arkadaşımla sohbet ederken,onun anlattıkları karşısında inanın dehşete düştüm.

Ben onun bulunduğu ortamlardan sıkıldığım ve  o ortamlardan hoşnut olmadığım için ,onların toplantılarına katılmıyordum.Yanlış anlamayın;bahsetmek istediğim ortamlar hanımlarımızın gün adı altında toplanmış oldukları toplantılardır.Dolayısıyla; bana göre boş gelen, bu tarz toplanmalarda konuşulanlardan ve yapılanlardan habersizdim.Ta ki arkadaşım bana anlatana kadar…

Arkadaşım ;

“İnan ben bu kadınlara şaşırıyorum artık…Hendekli bazı hanımlar Bayraktepe de kahvaltı günü yaptılar,ünlü bir restoranda yemek günü yaptılar,burası yetmedi Sapanca da gün yaptılar,şimdi duydum ki İstanbul a Bebek e kahvaltıya gideceklermiş.” deyince ister istemez

“Hadi canım…”dedim.

Ama malesef doğru…

İşin asıl ilginç olanı da hanımlardan bazıları, paraları yetmediği için sadece düzenledikleri gün organizasyonuna borç para arıyorlarmış.

Ne için,ne için?

Bebek te kahvatı ve çay için…

Birgün de,çarşıda bir aile dostumuzla karşılaşmıştım.Bir telaşlıydı ki zor selam kelam ettik.

“Hayırdır ya bu ne telaş”diye sorduğumda bana;

“Ay akraba günümüz var bugün…………yerde köfte yiyeceğiz..”deyince ;

“Aman geç kalma “diyerek onu gönderdim.Çünkü çok sinirlenmiştim her an kalbini kıracak bir söz çıkabilirdi ağzımdan.

Böyle akraba ve arkadaş günleri olmamalı hanımlar…

Çocukluğumda hatırlarım bize haberli misafir gelmezdi.Ama annemin komşuları,arkadaşları çat kapı gelirlerdi.Annem de usulca beni kenara çeker,elime para sıkıştırır ve fırına hamur almaya gönderirdi.Getirdiğim o ekmek hamurunu yağda kızartır,yanına Allah ne verdiyse, zeytin, domates vs. koyardı,yanında da bir çay öylece  ikram ederdi.Muhabbetleri de gayet güzel olurdu.

Babaannemin olsun ananemin olsun akrabaları gelirken haber vermezdi.Babaannem Salı günü Hendek in pazarı olduğu için,köyden akrabaları mutlaka uğrar diye yemeklerini hazır tutardı.Babaannem gürcüdür.Kocaman bir tenceresi vardı,o tencere dolusu karalahana yapar,herkese de yedirirdi.Ben o karalahanın tadını hala unutmam…

Ananem de Hendek in has yerlisidir.Yani manavdır.Ama sebze meyve satmaz ha…

Bizim buraların yerlisine manav derler.

Türk gözlemesi meşhurdur ve evinde eksik olmazdı.Bir de acıkası…

Daha ne isteyeceksiniz ki…

Ben atalarımdan,ikramın lezzetinden daha fazla lezzeti muhabbette almayı öğrendim.

Görüşmenin,toplanmanın,beraber olmanın amacının Allah için olduğunu öğrendim.

Yoksa bu nefis doymaz hanımlar…

Bari vazgeçemiyorsunuz bu gün organizasyonlarından,gelin de vakfımızın her ay bir amaç için düzenlediği kahvaltı programlarımıza katılın bari…

 Hem birlikte olursunuz hem yersiniz, içersiniz hem de ahiret kesenize bir faydanız olur.

Geçen sene bu kahvaltı günlerinden 6-7 ayda topladığımız gelirle Afrika da “Hendekli Hanımlar Su Kuyusunu” açtırdık,Elhamdülillah…

Açılma işlemlerinin kaydedildiği cd ler,belgeler eli kulağında elimize ulaşacak.Bizler de sizlere sunacağız.Aynı zamanda belediye ekranlarından gösterilmesini düşünüyoruz.

Bizim bu organizasyonumuza katılan her hanım kardeşimizin açılan kuyuda bir damla suyu var.

Aynı zamanda söyleye söyleye dilimde tüy bitti.

İkramlarda aşırıya kaçmayın,o beş çeşit yaptı ben altı çeşit yapmalıyım diye yarışacağınıza, bir-iki çeşit yapın da ihtiyaç sahibi ailelerimize götürelim de hayırlarda yarışın…

Sizler kek,pohaça,pasta derdindeyken,un ve ekmek derdinde olan insanlar var.

Mesele unu ekmeği verme meselesi değil ama,

Asıl mesele o unu şekeri evinizde değerlendirip ,bir ikram ve paylaşma hevesiyle bu değerlendirdiklerinizi elinizle sunmaktır.

Bu boğaz savaşı ,

yediklerinizi ağzınızda tutup,dilinizden aldığınız tat ve lezzet kadar sürer gider.

Ama bu lezzeti ruhunuzda hissederek tatmanız için, yediklerinizi yiyemeyenlerle birlikte yiyerek paylaşmanız gerekmektedir.

 Allah a emanet olun…