s.b.pdr.93 @ gmail.com
Bezirgan Çelik

Sözlüğe baktığımızda ‘’boşanmak’’ evliliğin yasal olarak bitmesi manasına gelmektedir. Bu kavram kişiden kişiye ,boşanmayı yaşayan veya yaşamayana göre farklı anlamlar kazanmaktadır. Boşanma nine-dedelere göre yıllardır hayalini kurduğu, ’’Ah ölmeden bir görsem’’ dediği çocuğunun mürüvvetinin bitmesidir. Eşler açısından ‘’Çok şey bekledik,çok mutlu olacaktık ama olmadı, nasip değilmiş, bu şekilde yaşamaktansa en iyisi bitirelimdir.Dini açıdan baktığımızda yaratıcının ‘’en sevmediği helal’’dir.Toplum nazarında ise kendisini ayakta tutan parçalardan bir tanesinin yok olmasının etkisiyle hissettiği sarsıntıdır. Şüphesiz en çok etkilenen ve en derin manaları çıkaran çocuklar içinse boşanma; ‘’acaba’’ lar zinciri, ‘’ya bundan sonra’’ belirsizliği ve kendisini bekleyen ne getireceğini bilmediği yeni bir hayattır.

       Ülkemizde her yıl yaklaşık 600.000 çift evlenmekte 100.000 çift ise boşanmaktadır. Güçlü aile yapısıyla övündüğümüz Türkiye’miz için bu çok ciddi bir rakamdır. Çünkü bu durumdan en çok etkilen bu ülkenin geleceği çocuklardır. Boşanma sürecinde ve sonrasında gerekli adımlar atılmaz ve önlemler alınmaz ise hem kişisel hem de toplumsal açıdan büyük problemler ortaya çıkmaktadır. Problemlerin ortaya çıkmaması için boşanma kararını alan ebeveynlere önemli görevler düşmektedir. Ebeveynlerin boşanmanın eşler arasında olduğunu , anne-babanın boşanmadığı bilincinde olmaları gerekir.

Boşanma Çocuğu Neden Etkiler?

     Yukarıda ifade ettiğim gibi aile toplumun en küçük yapısı olarak  maddenin en küçük yapısı olan ‘’atom’’ a benzer. Atomu oluşturan eloktron-proton-nötron gibi bileşenler olduğu gibi aile de anne, baba ve çocuklardan oluşmaktadır. Atom parçalandığında ne gibi sonuçlar doğurduğuna maalesef II. Dünya savaşında şahit olduk. Tıpkı aile de atom gibi parçalandığında geniş etki alanı oluşturmaktadır ve bu etki yıllarca sürebilmektedir. Hiç şüphesiz ki bu durumdan en fazla etkilenen de çocuktur.

     Çocuk annesinin rahmine düştüğü andan itibaren anne ve babasıyla etkileşim halindedir. Dünya geldiğinde annesinin kucağında açar gözlerini. Babasının güven şemsiyesi altında tanır dünyayı. Hastalandığında, acıktığında, düştüğünde hep yanında anne ve babası vardır. Anne ve babası çocuk için hayatta onu sımsıkı saran emniyet kemeri , onun için hava kadar gerekli olan sevgi pınarının kaynağı , onlarsız düşünemediği hayatının süper kahramanlarıdır. Durum böyle iken ,gündelik hayatta ‘’bir kalem’’  kaybolduğunda bile üzüntü duyan çocuğun hayatının en önemli parçası olan anne veya babasının evden ayrılıp kendisinden uzakta yaşaması karşısında çocuk güven duyguları sarsılması ve büyük şok yaşaması kaçınılmazdır.. Anne ve baba boşanma kararı alıp birisi evi terk edince ileriki hayatları için korku ,suçluluk duygusu, endişe ve üzüntü yaşarlar.

Boşanma ‘’Çocuğa’’ Nasıl Anlatılmalıdır?

     ‘’Boşanmanın’’ çocuğa anlatılmadan kararın eşler arasında netliğe ulaşması gerekmektedir. Boşanma kararı alındıktan çocuğun gelişim düzeyine göre boşanmanın ne olduğu, bu kararı niçin aldıklarını , bu kararı almada çocuğun bir etkisi olmadığı, bundan sonra nasıl bir hayat olacağı , kendisinin kiminle nerede kalacağı  anlatılmalıdır. Boşanma kararını çocuğa söyleme  sürecinde. konuşma sırasında anne ve babanin her ikisi de bulunmali ve anne-babanin karsilikli öfke, suçluluk veya suçlama gibi duygulari bu konusmaya karistirilmamalidir.  Boşanma çocuğa ifade edildikten sonra çocuğa bu konu hakkında kendisinin ne düşündüğü hissettiği ile alakalı sorular sorulmalıdır.           Çünkü bu  dönemde sorular netliğe kavuşmamış ise ifade edilemeyen duygular bilinçaltında bastırılmışsa sonraki süreçte çocuk sorunlar yaşayabilir.

Çocukların sıkça sorduğu sorular;

  • Neden boşanıyorsunuz?
  • Sen ve babam/annem tekrar bir araya gelecek misiniz?
  • Benim yüzümden mi boşanıyorsunuz?
  • Okulumu değiştirmek zorunda kalacak mıyım?                                        
  • Annemi/babamı ne sıklıkta göreceğim?
  • Arkadaşlarımı görebilecek miyim?
  • Büyükannemi ve büyükbabamı görebilecek miyim?
  • Fakir mi olacağız?
  • Tatillerimi kiminle geçireceğim?

    Çocuğun sorduğu sorulara doğru bir şekilde yaşına uygun ifadelerle cevap verilmelidir. Hayatta bazen boşanma gibi üzücü olayların insanların başına gelebileceği, bu durumun her şeyin sonu olmadığını, anne ve babası olarak her zaman yanında olunacağı, bu yaşadıklarının uzun vadede kendisini güçlendireceği algısı oluşturulmalıdır.

 Çocuklarda Görülen Ortak Tepkiler Nelerdir? Nasıl Davranılması Gerekir?

      Ailenin dağılmasından sonra yeni düzene uyum sağlamakta güçlük çeken çocuklarda değişik duygusal tepkiler gözlemlenir. Bu dönemde anne-babaların,  çocukların duygularını göstermeleri ve onlarla yüzleşmelerini sağlamaları gerekir. Çocuklar duygularını açığa çıkaramazsa ileriki yaşlarda depresyon, endişe, kişilik sorunları, konsantrasyon bozukluğu, yalnızlık korkusu gibi rahatsızlıklar yaşayabilirler.Boşanmadan sonra çocuklarda sıklıkla görülen tepkiler:

Korku : Boşanmadan sonra bilinmeyenlerin yarattığı korku bütün çocuklarda görülür. Çocukların yaşlarına , onları korkutan konulara göre değişir. Ayrılan anne-baba, çocuklara korkularını anlattırıp, onların güvenini sarsmayacak şekilde davranmalı ve asla terk edilmeyeceklerini hissettirmelidirler.

Üzüntü : Çocukların hayatında ebeveynlerin yerini kimse tutamaz ve çocukların iki ebeveyne de ihtiyaçları vardır. Ayrılık ile bir ebeveynin günlük yaşantıdan çekilmesi bütün çocukları üzer. Ağlamak ve üzgün olmaktan başka çocuklar, üzüntülerini yalnız kalmayı istemek, az konuşmak, ters davranış, öfke, üzüntülü resimler çizmek gibi yollarla da gösterebilirler. Ebeveynler, çocukları ile duygularını tartışıp, paylaşıp onları rahatlatmalıdırlar.

Öfke : Çocuklar, anne-babalarının boşanmalarına duydukları öfkeyi kavga, yakınlarına bağırma, kırıp dökme ile gösterebilirler. Bu durumda ebeveynler öfkeyi görmezden gelmek veya bastırmak yerine, kabul edilir sınırlar içinde, çocukların öfkelerini dışa vurmalarına izin vermelidirler. Bazen çocuklar öfkeden içlerine kapanır. Onlara da öfkeyi söze döktürtmek gerekir.

Suçluluk : Çocuklar kendilerinin dünyanın merkezi olduğuna inanırlar ve her olayın nedeninin kendileri olduğunu düşünürler. Bundan dolayı,  anne-baba ayrılığının kendileri yüzünden olduğuna inanıp, suçluluk duyabilirler. Hatta çoğu zaman tekrar birleşmenin kendilerine bağlı olduğuna inanırlar. Anne-baba, tutarlı olarak çocukları, boşanmalarında onların etkilerinin olmadığını,  olayların onların tamamen dışında geliştiğine ikna etmeleri gerekir.

Yalnızlık : Ayrıldıktan sonra ebeveynlerden birinin evden gitmesi ve yeni yaşam biçimi çocukların kendilerini yalnız hissetmelerine neden olur, onların korkularını, üzüntülerini arttırır, hayali arkadaş bulmaya iter. Yalnızlık hissini önlemek için ebeveynlerin çocukları, yalnız geçirecekleri zamanda hoşlarına gidecek, rahatlatacak aktivitelere yönlendirmeleri faydalı olur.

Gerileme : Ayrılıktan sonra çocuklar, zor durumlarından kaçmak  ve rahatlamak için, gelişimini tamamladıkları bir aşamaya geri dönebilirler. Örneğin, parmak emme, yatağı ıslatma gibi. Bunu duygularını kontrol edemedikleri için yaparlar. Ebeveynler bu dönemde onları cezalandırmayıp, rahatlatmaya çalışmalıdır.

Uyku bozuklukları ve yemek yeme sorunları : Ailenin dağılmasına tepki olarak çocuklarda uykusuzluk,  yemek yeme alışkanlıklarında sorunlar görülebilir. Bu durumlarda ebeveyn çocuğun alıştığı düzeni bozmamaya özen göstermeli, gerektiğinde bir doktora danışmalıdır.

Okul sorunları : Boşanmanın çocuklarda yarattığı karmaşık duygulardan dolayı,   çocuklar okulda başarısızlık yaşayabilir veya saldırgan davranışlarda bulunabilirler. Genelde bu davranışlar boşanmanın olumsuz etkileri azaldıkça düzelir. Ebeveynlerin, çocuklarının okul durumlarını öğretmenleriyle düzenli olarak takip etmeleri gerekir.

Fiziksel sorunlar : Çocuklar duygularını rahatça açığa vuramadıklarında veya stres altında olduklarında mide,  baş, göğüs ağrıları, kramp gibi fiziksel sorunlar yaşayabilir. Bu sorunları ilgi çekmek için zannedip önemsememek doğru değildir, bir doktora göstermek gerekir.

Madde Kullanımı: Boşanmayla birlikte özellikle ergenlik döneminde olan bireyler kendilerini boşlukta hissedebilmektedirler. Zaten bu dönemde çalkantılı bir dönem geçiren bireyler yaşadıkları ağır travmanın etkisiyle sigara, alkol ve de uğuşturucu madde kullanabilmektedirler. Ebeveynlerin bu sorunla karşılaşmaması için çocuna arkadaş gibi yaklaşması, sorgulamadan yargılamadan her türlü konuyu konuşmalıdırlar.

Boşanma   çocuğun dünyasında büyük bir değişimdir. Zaten anne ve babasının boşanması sonucu büyük bir travma yaşarken çocuğun hayatına yeni değişiklikler getirmek uygun olmayacaktır. Yani yeni bir ev, yeni bir okul, ikinci bir evlilik çocuğun uyum sağlama sürecini daha da zora sokacaktır.     Bütün bunlar ilerleyen süreçte olmaması mümkündür. Ama bütün bunların çocuk yeni hayatına uyum     sağladıktan sonra tabiri caizse buzlar eridikten sonra yapılabilir. 

      ‘’Kötü olsa da çocuk annesiyle babasıyla birlikte büyümelidir.’’ mı ,yoksa ‘’Mutsuz olmaktansa en iyisi ayrılmak’’ mantığı mı daha doğrudur tartışılır ama şu gerçektir ki çocuğun sağlıklı bir gelişim gösterebilmesi için anne rahmine düştüğü andan itibaren anne ve babaya muhtaçtır. Yapılan araştırmalara göre çocuğun hayatında anne ve babası yoksa ya da görevlerini yerine getirmediğinde çocuğun hapse girme riski 8 kat, cinayet işleme riski 5 kat, davranış problemleri gösterme riski 20 kat ,taciz vakalarına karışma riski 20 kat, evden kaçma riski 32 kat ve madde bağımlısı olma riski 10 kat artmaktadır. Eşler birbirini boşayabilir bu herkesin en doğal hakkıdır. Fakat asla boşanmanın anne ve babanın arasında olmamalıdır. Ebeveynler gerektiği durumlarda uzman yardımına başvurmalıdır.  Boşanmanın bedellerini asla çocuk ödememelidir.

KAYNAKÇA;

Psk. Yasemin Yalçın,Aile Rehberi                                                                          

Prof. Dr. Nevzat Tarhan,Anne Notları