"Emrolunduğun Gibi Dosdoğru Ol!"
(Hud: 112)

“Aranızda öyle bir grup ortaya çıkacaktır ki, namazınızı onların namazları, oruçlarınızı onların oruçları ve diğer amellerinizi de onların amelleri yanında az göreceksiniz. onlar Kur’ân okurlar, fakat okudukları boğazlarından aşağı geçmez. onlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar...” (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 36)

“Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hain sayılacak, hâinlere güvenilecek. İnsanlardan şâhidlik etmeleri istenmediği halde şâhidlik edecekler, yemin etmeleri istenmediği halde yemin edecekler,” (Taberâni, XXIII, 314)

Bu ayetler,bu hadisler ne güzel de anlatıyor yaşadığımız bu günleri…

Kafalar karışık,birçok insan ne yaptığını bilmez halde takılmış bir sürünün peşine, sanki uyuşturulmuş gidiyor mahşere…

Bir bakıyorsun biri çıkıyor bu tarafa koşun diyor,kimse anlamadan dinlemeden o tarafa koşuşturuyor.Tamam işte hakikat budur dediğin anda aynı kişi bu yol çıkmaz dön geri diye çeviriyor seni…

İleri gitsen ayrı dert geri dönsen ayrı dert.

Aslında ikisi de aynı dert…

Hz. Sevban radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: 
“–Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.” 
Orada bulunanlardan biri: 
“–O gün sayıca azlığımızdan mı bu durum başımıza gelecek?” diye sordu. 
“–Hayır, bilakis o gün siz çok olacaksınız. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!” buyurdular. 
“–Zaaf da nedir ey Allah’ın Rasûlü?” denildi. 
“–Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!” buyurdular.” (Ebu Davud, Melahim 5/4297)

Ebu Ümeyye eş-Şa’bani anlatıyor: “Ey Ebu Sa’lebe dedim, şu ayet hakkında ne dersin?” (Mealen): “Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar vermez.” (Maide 105) 
Bana şu cevabı verdi: 
“Gerçekten bunu, iyi bilen birine sordun. Zira ben aynı şeyi Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-’a sormuştum. Demişti ki: 
“Ma’rufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir hevâ, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahade edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zira (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir.” (Ebu Davud, Melahim 17/4341); Tirmizi, Tefsir, 5/3060); İbnu Mace, Fiten 21)

Sizlerle paylaşmış olduğum bu hadis-i şerifler , bu günümüzü gayet açık olarak anlatmıyor mu?

Abdullah ibn-i Ömer -radıyallâhu anh- tarafından rivayet edilmiştir. 
Rasûlullâh –sallâllâhu aleyhi vesselem- bize yönelerek şöyle buyurdu: 

“Ey Muhacirler cemâati!
Beş şey vardır ki, onlarla mübtelâ olacağınız zaman Ben sizlerin o şeylere erişmenizden Allâh’a sığınırım. Onlar şunlardır:
 

1- Bir milletin içinde zina, fuhuş ortaya çıkıp nihayet o millet bu suçu alenî olarak işlediğinde, mutlaka içlerinde taun hastalığı ve onlardan önce gelip-geçmiş milletlerde vuku bulmamış hastalıklar yayılır.
2- Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı ve başlarındaki hükümdarların zulmü ile cezalandırılırlar. 
3- Mallarının zekâtını vermekten kaçan her millet mutlaka yağmurdan menedilir (kuraklık cezası ile cezalandırılır) ve hayvanları olmasa (Allâh hayvanlara acımasa) onlara yağmur yağdırmaz.
4- Allâh’ın ahdini (emirlerini) ve Rasûlün sünnetini terk eden her milletin başına mutlaka Allâh kendilerinden olmayan düşmanı musallat eder ve düşman o milletin elindeki-avucundakilerin bir kısmını alır.
5- İmamları (yâni devlet adamları) Allâh’ın Kitabı ile amel etmeyip Allâh’ın indirdiği hükümlerden işlerine geleni seçtikçe Allâh onların hesabını kendi aralarında görür.” (İbn-i Mâce, Fiten, 22)

Bu yazımı ayetlere ve hadislere ayırdım.

Çünkü;izlenimlerime göre ,birçok insanımız inancı gereği ibadetlerini yerine getirmeye çalışıyor ama Kur’an okurken ne okuduğunu bilmiyor .Canı kadar sevdiği ölenine bile bir Fatiha bir Yasin okuyor da ona ne dediğini kendi bile anlamıyor.Fıkıh öğrenmiyor,hadis okumuyor.Gereksiz olduğunu düşünenlerimiz bile var maalesef.

Oysa; fıkıh ilmi ve Efendimiz sallallahu vessellem in hadis-i şerifleri ,kitabımız Kur’an-ı Kerim’in içindekilere işık tutan el fenerleridir.Bizler,bunları öğrenmezsek eğer,bakar bakar dururuz hatta okuruz ,hatta dinleriz fakat gerçeğe ulaşamayız.

Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- birgün: 
“Ümmetim onbeş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vâcip olur!” buyurmuşlardı. (Yanındakiler:) 
“Ey Allah’ın Rasûlü! Bunlar nelerdir?” diye sordular. Sallallâhu aleyhi ve sellem- saydı: 
-Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) tedavül eden bir metâ haline gelirse, 
-Emanet (edilen şeyleri emânet alan kimseler, sorumlu ve yetkililer, memurlar) ganimet (malı yerini tutup, yağmalayıp nefislerine helal) kıldıkları zaman, 
-Zekât (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telâkki ettikleri zaman. 
-Kişi annesinin hukukuna riayet etmeyip, kadınına itaat ettiği; 
-Babasından uzaklaşıp ahbabına yaklaştığı; 
-Mescidlerde (rıza-yı ilâhi gözetmeyen husûmet, alış-veriş, eğlence ve siyâsiyâta vs. müteallik) sesler yükseldiği zaman. 
-Kavme, onların en alçağı (erzel) reis olduğu; 
-(Devlet otoritesinin yetersizliği sebebiyle tedhiş ve zulümle insanları sindiren zorba) kişiye zararı dokunmasın diye hürmet edildiği; 
-(Çeşitli adlarla imal edilen) içkiler (serbestçe) içildiği; 
-İpek (haram bilinmeyip erkekler tarafından) giyildiği; 
-Çeşitli adlar altında şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri edinildiği; 
-Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli ithamlar ve bahanelerle) hakâret ettiği zaman artık kızıl rüzgârı, (zelzeleyi), yere batışı (hasfı) veya suret değiştirmeyi (meshi) (veya gökten taş yağmasını, (kazfi) bekleyin.” (Tirmizi, Fiten 38/2210)

Evet kardeşlerim ,bunları Kainatın Efendisi,Cenab-ı Hak’kın Habibi (sevgili) Efendimiz Muhammed Mustafa Sallallahu vessellem bildiriyor.Bu hadisleri bizlere kadar ulaştıranlar da,dünya hayatlarını İslam’a hizmet etmek için adamış alimler ve sıddıklardır.

Bu kadar açık ve net söylenen hadislerin üzerine, iyi kötü bir yorum yapmaktan Allah (C.C)’a sığınırım.Haddime düşmez.

Bize düşen vazife ise;bunları okuyup,iyice anlamak , düşünüp öyle konuşmak ve hareket etmektir.

Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-:
“-İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki o vakit müminin kalbi tuzun suda eridiği gibi eriyecek!” buyurdu. 
“-Niçin eriyecek yâ Rasûlallah?” diye sorulduğunda:
“-Kötülükleri görüp de onları değiştirmeye güç yetiremediği için” buyurdu. (Ali el-Müttaki, Kenz, III, 686/8463)

Rabbim Bizleri Uyananlardan Eylesin İnşAllah.

"Onlar ağızlarıyla Allah'ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır."(Saff, 61/8)

Allah’a emanet olun…