Küçük semtin, küçük bir şehrin çocuklarıydık.

Mahalle arasındaki boş arsalarda top koşturan, gazoz kapaklarını toplayıp bunlarla oynayan, kendi oyuncağını kendi yapan çocuklardık.

Sen ben yok biz vardı. Birimizde olan herkesindi ,paylaşmayı bilir birlikte güler ,birlikte ağlardık.

Elbette yaramazlık yapar bilmeden cam kırar, komşunun eriğine dalardık. Kendi bahçenizdeki erikten daha tatlı olurdu her zaman komşumuzun eriği…

Mahallereler arası savaşlar, maçlar hatta kavgalar olurdu. Bu savaşlar tahta kılçlar ile masumca oyunlardan ibaretti. Ancak hiçbir zaman tek başına yakaladığımız bir çocuğu dövmezdik. Mertçe karşı karşıya haberli yer belirlenerek yapılırdı kavgalarda maçlarda…

Birlikte okula gider , birlikte okuldan dönerdik. Bilen bilmeyeni çalıştırırdı. Bizler her sabah okulda andımızı okur, istiklal marşını duyduğumuzda çivi gibi yere çakılırcasına sanki bir asker edası ile dimdik durur, kocaman birer Mehmetçik siluetine dönüşürdük.

Vatan ,bayrak ,ezan ve din söz konusu olunca tek vücut olurduk.

Bizde ayrı gayrı yoktu. Komşumuzun biri Gürcü, diğeri Abaza, başkası Laz bir  başkası Kürt’tü.

Biz birdik, tektik ve Hendekliydik.

Evet biz kocaman bir aileydik.

Kimsenin kapısı kilitli olmazdı. Kilitli olsa bile anahtar ya kapıdaki çiçek saksısında yada kapının önündeki eski ayakkabının içinde olurdu.Kime ne lazımsa diğer komşudan temin ederdi. Teklif,davet yoktu.

Biz birlikte yaşardık acıyı, sevinci ve hüznü çünkü biz kocaman bir aileydik.

Mahalleden bir yabancı bir kez geçerdi, ikinci geçişte çatık kaşlar ile bakılırdı kim bu yabancı diye?

Üçüncü geçişte ise önü kesilip soru sorulurdu. Boyumuza ,posumuza ,hatta çocukluğumuza aldırmadan hesap sorardık. Kimse komşusuna yan gözle bile bakmazdı.

Biz tanıdık tanımadık tüm bu şehrin büyüklerini kendi büyüğümüz olarak görüp saygı duyardık. Gençlerin oturduğu kahvehaneler ayrı ,büyüklerin oturduğu kahve haneler ayrıydı.

Elbette hatalar yaptık, kötü alışkanlıklar edindik. Çünkü büyüyorduk.

Ama hiçbirimiz vatan ,millet ve din düşmanı olmadık.

Bizler işçi, memur, esnaf, çiftçi çocuklarıydık. Ortak paydamız Hendek, vatan, din ve büyük Türk milletiydi.

Liseli yıllarda Hendek liseli olmak vardı. Lise farklı ilk okullardan gelen gençlerin buluştuğu yeni dost ve arkadaşların kazanıldığı okul ötesi bir anlam ifade ederdi.

Matematikçiler ,fenciler ,edebiyatçılar şeklinde yeni bir ayrışma ve bu ayrışma ile aslında farklı aidiyet ve birleşmeler yaşadık. Sınıflar arası rekabet ve elbette dostluklar vardı.

Çok güzel bir ortam ve kendi şartlarında çok iyi bir eğitim aldık. Tüm öğretmenlerimizi saygı ve minnet ile anıyorum.

Evet  Hendek liseli olmak bir aileye mensubiyetti, bir kültürdü.

Bizler üniversiteye gittik. Eğitim alıp Hendeğimize döndük. Bu şehre ,bu ülkeye borcumuz vardı. Farklı meslek ve farklı yerlerde bu borcu ödemeye devam ediyoruz.Söz konusu Hendek ise bir araya geliyor ve şehrimiz için katkı sağlamaya çalışıyoruz.Bu şehrin sokaklarında büyümüş bir çok degerli insanımız mevcuttur. Bu kadrolara da büyük iş ve sorumluluk düşmektedir. Yerel yöneticiler bu insanları bir araya getirmeli ve farklı projerlerde  katkılarını talep etmelidir.

Ancak ne Hendek eski Hendek nede Hendekli gençler çocuklar bizim bıraktığımız sokaklardaki çocuklar.

Artık sosyal medyada yaşayan, sokağı tanımayan yada sokakta çok kötü alışkanlıklar kazanmış bireyler yaşar oldu. Çocuklarımız ve Hendek sokakları o eski ruhu saygıyı unutmuş, kaybetmiş.Kısaca şehrimiz masumiyetini kaybetmiş.

Tabi ki genelleme yanlış olur. Pırıl pırıl tertemiz gençlerimiz mevcut. Lütfen Hendeğimize ve gençliğimize sahip çıkalım.

SELAM SAYGI DUA İLE