Her insanın yaşadığı müddetçe yapabileceği çok işler vardır.Önemli olan ise,

bu zamanını ne için,bu gücünü neler için sarfedeceğidir.

Günümüz insanında,genel anlamda gözlemlediğimde; rahatlığın ve gösterişin peşinde maddi ve manevi herşeyini feda eden büyükleri,değerlerini unutmuş,kendi bile anlam veremediği bir hayatta bir o yana bir bu yana savrulan gençleri görüyor inanın çok üzülüyordum.

Başarıya gidecek her yol mübahtır gibi sapkın bir düşünceyi taşıyarak en tepelere çıkmayı başaranların, amaçlarına ulaştıktan sonra ,üzerine basıp da çıktıklarını haksızca ezmeleri ,beni hem kızdırıyor hem de onlara karşı hırslandırıyordu.

Özellikle kadınlarımızın duyarsızlıklarına hatta düşüncesizce davranışlarda bulunmalarına diyecek söz bulamıyordum.Onlara anlatmaya çabalıyordum ama ,haklısın diyerek dinleyen çoktu uygulayan yoktu.

Çevresinde birçok sorunlardan dolayı hayat mücadelesi veren insanlardan habersiz,haberi olsa da umursuz davrananlara ,kendi yaşadıkları lüks hayatın ve kaliteli yaşamak adını verdikleri yaşantılarının içinde boğulanlara ne demeli ,bilmiyorum.

Eşimle birçok konuda istişare ederiz.Ben gördüklerimi,yaşadıklarımı,iyi kötü tüm düşündüklerimi eşimle paylaşırım.Sonucunda bu durumlarda, ben kızgın ve sinirlenmiş olarak çıksam da eşimin görüşlerine önem veririm.

Bir akşam beraber Çanakkale Savaşı ile ilgili bir belgesel izlerken eşime;

-Bu millet bir daha Çanakkale ruhunu yaşayamaz.Akşama kadar elinde telefonu içtikleri kahveleri,beyendikleri mobilyaları,yaptıkları çeşit çeşit pasta börekleri paylaşan kadınlarımız mı , derdi nasıl olursa olsun para olsun,araba olsun,emeksiz bir hayat olsun diyen erkeklerimiz ve gençlerimiz mi bu vatan için canını verecek.Tamam istisnalar var ama çoğunluğa bakıyorum hep böyle... diye söyleyince, eşim,

-Öyle görünebilir ama mesele vatansa yine aynı ruhla savaşacak bir milletiz biz. Dedi.

-İnşaallah ,Allah o günleri bir daha yaşatmasın keşke,içimde hala bir endişe var ama...

desem de eşim bu düşüncesinde netti.

15 Temmuz Darbe girişiminde Milletimizin duruşunu ve mücadelesini gördükten sonra tüm fikirlerim değişti.

Demek ki gördüklerimi ben çoğunlukta zannederken görmediklerim dağları aşmış farkında değilmişim.

Birçok yazımda hep olmamız ve yapmamız gerekenleri yazarken bile böyle insanlar olabilir mi? Bunlar yapılabilir mi?
Yazmasına yazıyoruz da inşaallah kendine gelen olur ,bir etki yaratır diye de düşünmekten vazgeçemiyordum.

Demek ki inanmak lazımmış...

Buz dağının görünen yüzünden daha fazlası görünmeyen yüzündeymiş...

Şimdi yine darbe,kaos ,savaş ,ayrımcılık ve birçok olumsuz düşüncelerle bu vatana,bu millete zarar vermeye çalışanlar var.

Tarih boyunca bunlar vardı zaten.Aynı amaç ve aynı emelleri uğruna aynı oyunları geliştirerek üzerimizde oynuyorlardı ve oynamaya da devam edecekler.

Bunlar güç değiller güçsüzler...

Bizi kendilerine benzettiklerini zannettiler.

Dışımızın,aile hayatımızın hatta yaşam tarzımızın onlar gibi olduğunu düşünerek,kıvama getirdiklerini zannettiler.

Ama hesaba katmadıkları bir şey vardı...

Benim gibi önceleri tereddüt yaşayanlar bu tereddütlerini yok saysınlar.

Hatta unutsunlar.

Buna kat'i suretle inanalım istiyorum.

İçimizdeki Türklük kanı,ruhumuzdaki iman gücü...

Biz daha ölmedik...

Alayına yeteriz...

Ölümüne , ölümüne...

Allah a emanet olun...