Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

1960'lı yılların sonlarıydı,
Marksist ve bölücü hareketler özellikle ilim, ifan yuvası olması gereken üniversitelerde yuvalanmışlardı. Memlekete hayırlı evlat yetiştirmekle sorumlu bu kurumlar, memleket adına tehdit oluşturur duruma gelmişlerdi.

İşte bu yıllarda CKMP Genel başkanı Alparslan Türkeş, topladığı bir avuç genci, bu tehlikeyle ilgili aydınlatmaya başladı. Bölücü akımların karşısında sarılmaları gereken tek düşüncenin Türk milliyetçiliği fikri olduğunu kendilerine özümsetti.

1969 yılında yapılan kurultay ile CKMP'nin adı Milliyetçi Hareket Partisi ve amblemi de üç hilal olarak değiştirildi. Aynı kongrede Ülkü Ocakları'nın temeli atıldı ve kurulan gençlik teşkilatının işaretide hilal içinde bozkurt olarak belirlendi.


Artık milletin, memleketin, kan kardeşlerimizin ve din kardeşlerimizin hakkını ölesiye savunabilmenin resmi yolu açılmıştı. Başta Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere, tüm Türk dünyasının ve İslam âleminin esaretten kurtulması için yemeden, içmeden, uyumadan, kimseye el açmadan yapılacak olan şerefli mücadelenin hukuki zemini hazırlanmıştı.

Türk İslam ülkücülerinin nöbeti bu tarihte başladı.

Her köyde, mahallede, şehir merkezinde, üniversitede, fabrikada teşkilatlanan gençler binlerce şehit verdiler ama nöbet yerlerini terk etmediler. Sonuçta vatan burçlarına "orak-çekiçli" bayrak dikmek isteyenler başarılı olamadılar.

Bu kutsal nöbet sonrası yapılan askeri müdahale ile milletin nöbetçileri devlet eliyle hak etmedikleri cezalara çarptırıldılar. ABD'nin "Bizim çocuklar" ifadesiyle tanımladığı cuntacıları biz bu haksızlıklarla tanıdık.

Her neyse, bu yabancıların uşaklarına kızıp nöbette zaafiyet olmaz diyerek mücadeleyi elden bırakmayan ülkücü hareket tüm imkânsızlıklara rağmen, mücadelesine devam etti. Yetiştirdiği gençler devlet kademelerinde önemli yerlere gelmeye başladılar.

Kendisi yönetmediği halde, memlekette kötüye giden bir şey oldu mu sürekli suçlamalara maruz kalarak yıpratılan, bin bir türlü algı operasyonları ile istediği sonuçları alamayan memleket nöbetçileri, teşkilatına ve davasına bağlı şahsiyetler olarak bulundukları mahallede, sokakta Türk milletinin yere düşmemesi için var gücüyle nöbete devam ettiler.

Bu nöbet esnasında
Yeri geldi cami imamına senin bu anlattıklarının dinde yeri yok dediler.
Yeri geldi okulda çocukların beyinlerini yıkamaya çalışan öğretmenlere müdahale ettiler.
Yeri geldi askeriyedeki halkın temel değerlerine aykırı tutum ve davranışların karşısında oldular.
Yeri geldi belediyelerde vatandaşın malına el uzatanların karşılarında durdular.
Yeri geldi kışlada yere düşürülen bayrak için yürüdüler.
Yeri geldi müfredattan çıkarılan bayrak şiirini sokaklarda okudular.
Yeri geldi başörtüsü için kavga ettiler.
Yeri geldi atalarımıza küfredenlerin ağızlarının payını verdiler.
Yeri geldi Ermeni örgütü ASALA ’nın karşısına dikildiler.
Yeri geldi din istismarcılarını kovaladılar.
Yeri geldi PKK ile mücadelede sarkık bıyıkları ile dağlara taşlara destanlar yazdılar.
Yeri geldi Kıbrıs’ta can verip yavru vatana sahip çıktılar.
Yeri geldi rüzgar olup Karabağ’da estiler.
Yeri geldi yardım olup Bosna’ya eriştiler.
Yeri geldi açılım denen ihanet sürecinde kimseden çekinmeyip milyonlar olup sokağa taştılar.

Ve her zaman ihaneti ve ihanetçileri yıllarca önceden, kilometrelerce öteden tespit ettiler uyardılar.

Şimdi vatandaşlarımıza sormak istiyorum,
Ülkücülerin kıymetini hep kötü zamanlarda mı bileceksiniz?
Yarın ülke normale döndüğünde, biz bir konu ile ilgili fikrimizi belirttiğimizde yaptığımız bunca fedakârlığı bir kenara bırakıp MHP, bilmem ne partisi ile yine aynı çizgiye geldi diyenlere inanıp bir kalemde çizecek misiniz üzerimizi?

Bence yapmayacaksınız çünkü artık gördünüz.
Türk İslam ülkücülerinin, Osmanlıyla, Selçukluyla, Cumhuriyetle, İslamcılıkla ve bunun gibi milletimizin temel değerlerinin hiç biriyle sorunu yoktur. Aksine bu değerlerin savunucusu ve samimi uygulayıcısıdır.

Öyleyse 15 Temmuz bir dönüm noktası olsun.
Oy vermeseniz de bu sizler için canını tereddüt etmeden vermeye hazır, atalarından aldığı memleket nöbetini 47 yıldır gözünü kırpmadan yerine getiren bu kardeşlerinizin daima hakkını verin. Tarihe geçecek tespitler ve uyarılar yapan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin söylediklerine önem verin.


Gelin hep birlikte “Savaştan savaşa bizimdir vatan barışta sahibi değişir oğul.” sözünü kulağımıza küpe yapalım. Üç kuruş fazla gelirimiz olsun, evimiz bir iki oda büyük olsun, çocuklarım rahat içinde büyüsün derdiyle bu vatanı yâd ellere teslim etmeyin.

Allah devletimizi ve milletimizi korusun.
Kalın sağlıcakla.