Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

Aklımızın ermediği küçüklü yaşlarda “muhacir” kelimesini bir millet diye düşünürdük. Köyümüz Kazimiye muhacir köyü olarak nitelendirilirdi, Kurtuluş savaşından sonra balkanlardan göç eden Türk ailelerin yerleştirildiği Hendek merkeze yakın mesafede bir köydür.

Aklımız erdiğinde anladık ki “muhacir” göç eden demekti,

Yerini yurdunu bırakan,

Eşini dostunu bırakan,

Doğduğu evi bastığı toprağı bırakan,

Komşusunu arkadaşını bırakan,

Yürüyemeyen dedesini babaannesini bırakan, demekti.

 

Tarih boyu insanlar değişik sebeplerle göç etmişlerdir.

 

  • Miladi 350 yıllarında Türk boylarının siyasi ve ekonomik sebeplerle batıya doğru göç etmeye başlamaları bizim tarihimizde önemli olanlardan bir tanesidir.

 

  • Miladi 622 yılında ise yapılan göç daha özel adıyla Hicret’in sebebi ise ilk Müslümanların müşrikler tarafından uğradıkları eziyet ve işkencelerdir.

 

Yeryüzünün gördüğü en kutsal göç olan “Hicret” sonrasında peygamber efendimiz (sav), göç eden Muhacirler ile onlara ev sahipliği yapan Ensar halkı birbirine kardeş yapmış,

  • Muhacirlerin yurtlarından ayrılmalarından dolayı duydukları üzüntünün giderilmesi
  • Onları Medinelilere ısındırma
  • Ekonomik olarak paylaşımda bulunma, birlikte çalışıp birlikte kazanma

 

Gibi konularda bir kader birlikteliği sağlıyor her türlü zorluğa birlikte göğüs geren insanlar arasında milli, manevi inanılmaz bir şuur ortaya çıkıyordu.

 

Tarih bir daha böyle bir duruma şahit olur mu Allah bilir ama dün sosyal medya üzerinde tüm dostlarımızın içleri acıyarak paylaştığı kıyıya vurmuş küçük Muhacir’i görünce bir şeyleri hiç yapmadığımızı, yapılanlarında hiç planlı programlı ve bir kardeşlik şuuru oluşturacak şekilde olmadığını anladım.

 

Misvak kullanmayı, takke takmayı, sakal bırakmayı, bıyıkları kesmeyi, tavsiye edenlerin bu konulardan önce bu örnek kardeşliği defalarca anlatmaları gereklidir.

 

Mülteci kampları oluşturan devletin, kampın kapısını bacasını, marketini yapmakla birlikte bu işin sosyolojik, kültürel ve ekonomik durumlarını da hızlı şekilde planlaması alt yapıyı oluşturması gereklidir, kapıları açmak, bir uçtan bir uca bu insanların gelip geçmesine seyirci kalmak yanlıştır.

 

15 Mart 2011’de başlayan Suriye iç savaşından bugüne bu konularda bir şeyler yapıldığı doğrudur, fakat yapılmayanlar daha fazla ki bu insanlar bugün acı bir şekilde karaya vurmuşlardır.

Yapılmayanların en başında bu savaşı bitirmek için uygun dili kullanmamak olmuştur.

 

 “Muhacirlerden önce, Medine’yi yurt ve iman evi edinenler, kendilerine hicret edip gelenlere muhabbet beslerler. Onlara verilen şeylerden dolayı ne­fis­lerinde bir kaygı duymazlar; kendilerinde ihtiyaç bile olsa (onları) nefisleri üzerine tercih ederler. Kim de nef­si­nin hırsından korunursa, işte bunlar (azap­tan) kurtulanlardır.” Haşr, 9.

Bu ayet aslında, göç edene, ev sahibine, hırs ve istekleri uğruna ülkelerde ki savaşları çıkaran ve destekleyenlerin defalarca okuması gereken bir ayettir.

Aklın rehberi Kur’an bize hayata dair her şeyi anlamak için yeterlidir.

İnşallah bu sıkıntılar Turan ülkesinde olmayacaktır..