Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

Referanduma geldi kapıya dayandı.

3 aydır HAYIR’la yatıyoruz, EVET’le kalkıyoruz.

Kimimiz maddeleri biliyoruz kimimiz güvendiğimiz kişilerin açıklamalarına bakarak bir yargıya varmaya çalışıyoruz.

 

Türk devleti son 300 yıldır bir değişim içindedir.

26 Ocak 1699’da imzalanan Karlofça anlaşmasında çöküş sürecine giren Osmanlı devleti bu gidişatı engellenmek için Batı’nın gerisinde kaldığı noktalarda ıslahat yapma gerekliliğini kesin olarak anlamıştır. Ekonomik, askeri, eğitim ve devlet yönetimi noktalarında yüzyıllarca devam edecek olan bir süreç başlamıştır.

 

Bu ıslahatların önemli bir kısmını, devletin yönetimi ve anayasal haklar teşkil etmektedir.

1839 Tanzimat Fermanı’na kadar, üzerinde yaşadığımız topraklar bir hanedanın mülkü olarak düşünülüp, üzerinde yaşayanlar da onu tebaası iken, Tanzimat Fermanı ile ilk defa vatandaşlık tanımı yapılmış, sonrasında ise gelişmeler hızlanarak yıllar içinde meclisler kurulmuş, sadrazamlar atanmış, fetvalar verilmiş, kanunlar çıkarılmış, padişahlar hal edilmiş.

 

Buna rağmen devletin kendini bulma çabaları sonuçsuz kalmış ve I. Dünya savaşı sonrasında çökmesine engel olunamamıştır.

 

İstiklal mücadelesinden sonra tüm bu gelişmelerin göbeğinde dünyaya gelmiş olan Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları,  zamanın şartlarına bakıldığında eksiğiyle fazlasıyla Avrupa’da ki devletlerin bile ilerisinde bir devlet sistemi kurmuştur.

 

Tebaa iken, eşit vatandaş olduk, eşit vatandaşlarken kendi kendimizi yönetecekleri seçmeye başladık şimdi ise liyakat sahibi olanları seçmek, kanunları geliştirmek ve eksiksiz uymak, birbirimize saygı göstermek noktasındaki son adımdayız. Bu adımı atabilirsek bence millet olarak büyük bir iş başarmış olacağız.

 

Son elli yılı izlediğimizde bu süreç kolay olmayacak gibi gözüküyor.

Halkın seçimine yani milletin egemenliğine dayalı olan yönetim sistemimiz halkın dışında o kadar çok müdahaleye maruz kaldı ki burada yazsak sayfalar yetmez.

Darbeler, darbe teşebbüsleri, muhtıralar, yabancı destekli algı operasyonları, satın alınmış partiler, bizden gözüküp bizden olmayan yöneticiler, halkın değil liderlerin seçtiği vekiller. Milletin değerlerine uzatılan eller, sonrasında oluşturulan ama doğal ama yapay mağduriyetler.

Mağduriyetler sonucu gelen uzun yıllar süren iktidarlar.

Milli şuur ve istikrarlı bir ahlaktan mahrum yönetimler…

 

Sonuç 15 Temmuz işgal süreci..

Başlangıç yeni bir İstiklal mücadelesi…

Başlatan “Bırakalım bu memleket kalsın mı böyle?” diyen Devlet adamı…

 

Süreç başladığında demiştim ki mesele anayasanın değişmesi değil mesele zihniyetlerin değişmesidir.

 

Ve devam etmiştim;

“Referandum sonucunu etkileyecek en önemli faktör, 15 Temmuz sonrası iktidar sahiplerindeki milli şuurun yukarı yönde değiştiğini gören vatandaşın, bu yükselişin memleketi kurtarmak için kalıcı bir zihniyet değişimi mi, yoksa kendilerini kurtarmak için mi uğraşıyorlar sorularına muhatapların verdiği cevaplar olacaktır.”

 

Propaganda sürecinde bekliyordum ki birleştirici toparlayıcı bir dil kullanılsın, hepimizin özlediği ve “Yeni Kapı” da ortaya çıkmış fakat sonradan dağılmış olan ruh toparlansın. Fakat öyle bir dille giriş yapıldı ki seçmen maddelere değil kim terörist kim hain kim bilmem ne diyaloğunun içine çekildi.

 

Benim anayasa maddeleri üzerinde genel olarak düşüncem;

2007 yılında Cumhurbaşkanı halk seçsin kararı çıkınca oluşan yönetimdeki çift başlılık sorunun kalkması, devleti yöneten makamın yetkili olduğu gibi hesap sorulabilir bir duruma getirilmesi,  HSYK seçimlerinde meclisin etkin hale getirilmesi, halkın başarılı olan veya başarısız olanı daha iyi ayırt edebileceği bir durumun oluşacak olması ve daha önce ki yıllarda dile getirilen Anayasa’nın ilk dört maddesi değişebilir düşüncelerinin terk edilmiş olması memleketin faydasına olacağı noktasındadır.

 

Biz devletimizi devlet yapan, bin yıllık kardeşliğimizin garantisi milli üniter devlet yapımızın teminatı maddelerin tartışılmaması noktalarına sevinirken, propaganda süreci içinde yaşanan olaylar oluyor ki bunlarda aklımıza ve gönlümüze sığmıyor.

 

Bunlardan biri Türk milleti tanımı ile ilgili durumdur.

Defalarca söyledik ama anlamadılar. Türkiye cumhuriyeti üzerinde yaşayan herkes Türk’tür ifadesi bu ülke üzerinde yaşayan insanların kardeşliğini kuvvetlendiren her türlü ırkçılığa karşı bir panzehirdir.

Ayrıca kimseye Gürcü olmayın, Abaza olmayın, Kürt olmayın, demiyor ki, İngiliz olmayın, Fransız olmayın, İsrailli olmayın, Amerikalı olmayın diyoruz..

 

Bizim için bu ülke üstündeki herkes Türk’tür çünkü bizim millet tanımımız Ziya Gökalp’in dediği gibi ortak bir terbiyeye, kültüre ve tarihi geçmişe dayanır.

 

İkinci bir nokta ise federatif yapı ile ilgili açıklamalar. Biliyoruz ki ülkücüler haricinde bu ülkede daha önce federatif yapıyı konuşmayalım diyen olmamıştır. Fakat 15 Temmuz sonrası iktidar partisinin bu konu ile ilgili bakış açısının değiştiğini devletin temel dinamikleri oynamanın nasıl bir hata olacağını anladıklarını düşündük.

 

Gel gelelim Cumhurbaşkanlığı danışmanlığı sıfatını almış bir takım zihniyetler arada bir çıkıp milletin içine fitne sokarcasına bu konuları gündeme getirmelerine!

Hayır diyenlerinde 123. Madde üzerinden eyalet tartışmaları yaptıkları ve bu maddeyi çarpıtmaya çalıştıkları ortadayken bu danışmanların amacı nedir anlamak mümkün değil.

 

Soramadan edemiyorum “Beyler bu vatan size neyledi?”

Dillerinde, ceplerinde, ajandalarında, beyinlerinde federatif yapı bilmem ne gibi düşünceleri olan kim varsa biliniz ki güç durumda devletin yanında olduğumuz gibi her şart ve durumda bu düşüncelerin karşısındayız.

 

Memleketimiz üzerinde planı olan, kardeşliğimize kast edenlere gelsin bu şarkı sözleri…

Beyler Burası Türkiye bin yıllık devlet

Selçuklu Osmanlı ve Cumhuriyet hepimiz kardeşiz hepimiz Mehmet

Beyler bu vatan size neyledi derdimiz ekmekti derdimiz aştı

Haram saltanatı kurdunuz sabrımız taştı duymadınız sesimizi arşa ulaştı

Beyler Bu vatan size neyledi

Türkün başına bela elaleme yoldaş oldunuz

Haine zalime yoldaş gardaş oldunuz milletin bağrında kara bir taş oldunuz

Beyler Bu vatan size neyledi

Doktoruz dediniz candan ettiniz İmamız dediniz Dinden ettiniz

Yarından bugünden dünden ettiniz

Beyler bu vatan size neyledi