Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

Ya işte öyle gözüm!

Bakıyorum da şunlara şaşıyorum.

Canım sıkılıyor Allah canımı alsın!

 

Bizi bırakmasın diye biz memlekete sarıldıkça, kurban olduğumun güzel topraklarında şer odakları tarafından tohumları atılan dikenler ellerimize batıyor.

 

Gün geçmiyor ki milleti millet, memleketi memleket, bayrağı bayrak yapan değerlerimize karşı yapılan saldırıların bir yenisi yaşanmasın.

Diyebilirsiniz ki arkadaş sizde ne memleket sevdası varmış azcık sakin olun.

Bizde diyeceğiz ki, ucu çıkarlarınıza dokunmadığı zamanlarda da bu memlekete sahip çıkın!

 

Mesele biri senin hakkına girdiğinde ses çıkarman değil Müslüman kardeşim, mesele biri başka birinin hakkına girdiğinde ses çıkarman!

 

Artık bu gafletten uyanmanın zamanı geldi geçiyor.

Geçtiğini nereden mi anladım. Bakın adamın biri bilmem kimin veya bilsen kimin danışmanı!

Diyor ki;

 

"O ayrı bir şey. Zaten işi o, maaş alıyor. O insanların görevi hayatını vermek ve onun için maaş alıyor. Ekstra bana bir iyilik yapmıyor"

 

Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz'un şehitlerimizi kast ederek söylediği

 "Şunu unutmayın o insanlar hayatlarını veriyorlar" sözleri üzerine, ismi lazım değil canlının biri çıkıp bu cevabı vermeye cesaret edebiliyor.

 

Aslında izlediğinizde öyle cesur bir tavır falan söz konusu değil.

Ekranlarda bu tarz canlıları gördüğümüzde genelde kendi iç dünyasında sakladığı bir düşünce ve hissiyatın artık dışarı vurulmasından dolayı bir tepki ile karşılaşmayacaklarını düşündüklerinde böyle işler yapıyorlar diye düşünüyorum.

 

Bu yazımda milli değerlerimize saldırıların önünü kimlerin nasıl açtığından bahsetmeyeceğim. Zaten her zaman yazıyoruz.

 

Bunun haricinde işin başka bir boyutu var “EKONOMİ!”.

 

2002 yılından itibaren vatandaşı hep ekonomik krizlerle tehdit ettiler.

Sıkıyönetim yılları ve bazı iktidarların zamanında vatandaşın çektiği sıkıntıları dile getirip bir İSTİKRAR masalına inandırdılar milleti. 15 Temmuz’da gördük ne kadar İSTİKRAR abidesi olduğumuzu.

 

Çok ayrıntıya girmeden durumu tasvir etmek gerekirse, bankadan kredi çekmiş işçi, kredi ile ev almış memur, dükkânına malzeme almış kredisi bekleyen esnaf ve mahsulünü hak ettiği bedele satmak yerine arazi başına verilen desteklemeleri bekleyen çiftçiler haline dönüşen vatandaşımızın ekonomiye verdiği değer tüm değerlerin üstüne çıkmaya başladı.

 

Aslında önceliğimiz rızkın Allah’tan olduğunu bilecek bir iman sahibi olmak olsa idik Allah bize her kapıyı açardı. İnanıyorsanız üstünsünüzdür müjdesi gereği üstesinden gelemeyeceğimiz bir güç olamazdı.

 

Oysa birçoğumuz ekonomi bozulur ise ne yaparız diye hep endişe etti. Oy verirken de en büyük gerekçesi bu oldu. Birde ekonomi olmadan hiçbir şey olmaz bu küresel güçlerle nasıl mücadele ederiz diye sözde haklı gerekçelerle bizi aldatmalarına izin verdik.

 

Hal böyle olunca ekonomiye can suyu olsun diye belli askerlik çıkardılar, garibanların çocukları en ağır şartlarda askerlik yaparken parası olanlar gitti 2 saatte askerliği tamamladı kimsenin sesi çıkmadı.

 

Şimdi sen vatan borcunu para ile ödenebilecek bir basit düzeye indirirsen yarın ismi lazım olmayan hiçbir zamanda lazım olmayacak olan canlılar çıkar, şehitliği parasıyla değil mi diye yorum yapar.

 

Allah’ın ölü bile demeyiniz şeklinde kesin hükmü olan yüce şehitlerimizin bu şekilde bir ifadenin içinde yer alması çok büyük günahtır.

Bu günaha giren canlının özür dilemiş olması yetmez, tövbe etmesi ve görevinden uzaklaştırılması gereklidir.

 

Büyük Türk milletinin yapılan tüm operasyonlara rağmen eninde sonunda esaret zincirlerini kırarak vatanına, milletine, bayrağına, şehidine, ecdadına, diline, dinine karşı yapılan tüm saldırılara karşı vermesi gereken tepkileri verecektir.

 

O zaman bu dikenler bu topraklarda tutunamayacaklardır.

Biz Allah müsade ettikçe milletimizi bu noktalarda uyarmaya devam edeceğiz. 

 

 

Kalın sağlıcakla.