"Benim hayatta yegâne fahrim servetim Türklükten başka bir şey değildir", "Doğuşumdaki tek fevkaladelik Türk olarak dünyaya gelmemdir", " Bir Türk dünyaya bedeldir", "Ne mutlu Türküm diyene !" gibi daha nice sözlerin sahibi olan M. Kemal ATATÜRK'ün önderliğinde, tarihte GÖK TÜRKLER'den sonra ilk defa "TÜRK" adıyla bir devlet kuruluyordu. Yeni kurulan bu devletin kuruluş felsefesini ve temelini "Türklük Şuuru - Türk Milliyetçiliği ve Türk Kültürü" oluşturmuştur.
Tek devlet, tek millet, tek dil ve tek bayrak esasına "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" düşüncesine ve "TAM İSTİKLAL" anlayışına dayanan yeni cumhuriyet ve cumhuriyetin kuruluşundan önce verilen Milli Mücadele sadece Türk milletini esaretten kurtarmakla kalmamış aynı zamanda nice mazlum milletlerin örnek alarak istiklallerine kavuştuğu emperyalizme karşı verilen örnek bir mücadele hareketi olmuştur.
Fakat Atatürk'ün ölümünden sonra Milli Şef İNÖNÜ döneminde devletin kuruluş felsefesi olan Türkçülük ve Türk Milliyetçiliğine ve Atatürk'e kaşı bir düşmanlık kampanyası başlatılmıştır. İnönü'nün Cumhurbaşkanı oluşuyla birlikte Atatürk'ün resimlerinin Türk parasından ve devlet dairelerinden indirilip mahzenlere kaldırılması bu düşmanlığın ilk belirtileridir. Bu düşmanlık 1944'lerde devleti kuran iradeye fikre yani TÜRKÇÜLÜĞE karşı bayrak açılarak kendisini iyice göstererek doruk noktasına ulaşmıştır.
İşte böyle bir zamanda kararlı ve ilkeli bir grup Türk Milliyetçisi aydın, rejimin tüm baskılarına ve dayatmalarına rağmen, tehlikeli gidişe dur demek için kamuoyuna ve devlete bir takım uyarılarda bulunmuştur. Büyük dava ve fikir adamı Nihal ATSIZ'ın önderlik ettiği ve rahmetli liderimiz ALPARSLAN TÜRKEŞ’İN de içinde yer aldığı bu aydın hareketine duyarlı Türk Gençliği hem de asil Türk Milleti destek olmuş; böylece o güne kadar sadece kültürel alanda ve fikri boyutta faaliyet gösteren Türk Milliyetçiliği hareketi, fikir akımı hüviyetinin yanında, siyasi ve sosyal bir hareket özelliği kazanmıştır.
Türklük davası daha sonra siyasallaşmış ve bu hareket bu günkü MHP ve Ülkü ocakları ile günümüze kadar gelmiştir. Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ ve dava arkadaşları bu hareketi her türlü emperyalist,,kapitalist ve komünist anlayışlara karşı muhafaza ederek her şey Türk için Türk tarafından Türk e göre felsefesiyle bu günlere taşımıştır.
Bu yolda çile, işkence, hapis, tabutluklar, şahadetler ile yılmadan yıkılmadan bu günlere taşınan davaya çok hizmet edenler olmuş. Bir çoğu da yarı yolda kalmış davadan dönmüş nefsine ve ikbal beklentisine yenik düşmüştür.
Başka siyasi hareketlerde yer bulmuş,koltuk bulmuş ve itibar bulmuştur. Eski ülkücü gibi ucube bir kimlik pek çok dönem itibar görmüştür.
Ta ki 4 nisanda Türk dünyasının son başbuğu hakka yürüdüğünde milyonlar Ankara da toplandı.
Ölüm en güzel vaazdır hadisi tecelli etti.
Bozkurtlar gücünü, bir olduğunda ortaya çıkacak tabloyu gördü.
İlk seçimler dede MHP güçlü bir şekilde iktidar ortağı oldu.
Bu iktidar ve güç bir anda farklı partilerden bir çok kişinin harekete dahil olmasına neden oldu.
Elbette yeni isimler farklı insanlar gelip hizmet etmelidir .Ancak yıllarca hiçbir ikbal hesabı olmadan dava bilinci ve öksüz Türklüğe hizmet aşkı ile çalışan insanlar arka planda kaldı.
Partilerin ocakların yıllarca tüm maddi ve manevi yükünü taşıyan insanlar protokollerde yer bulamazken bu yeni devşirmeler itibar ve yer buldular.
Türkeş terbiyesi alan bu çilekeş taban sustu sineye çekti ve sadece izledi. Çünkü maddi bir beklenti peşinde değildiler.İkinci hayal kırıklığıda iktidar sürecindeki tabanı rahatsız eden uygulamalardan kaynaklanmıştır.
Bu süreçte koalisyon olmanın getirdiği hatalar elbette vardır. Vesayetçi rejim MHP siz bir iktidar için hükümeti zafiyete uğrattı.
Bahçeli rest çekerek millete gitti. Millete neden gittiğini düzgün ve anlaşılır biçimde ortaya koyamadığı için seçim başarısızlığı yaşandı.
Bu süreci fırsat bilen bir çok ülkücü, Türkçü davadan nasip almamış tipler partide ve genel merkezde boy göstermeye başladı.
Gittikçe parti milletten tabandan uzaklaştı.
Devlet beyin tertemiz kişiliğine rağmen bu devşirme kadrolar hareketi halktan ,tabandan kopardı.
Ülkü ocakları pasifsize edilerek gençlik kolları havasına büründürüldü.
Son seçimlere ve günümüze gelince;
Bu gün son seçimlerde teşkilatlar taban oldukça verimli bir çalışma yürüttü. Hendek açısından tertemiz bir aday samimi çalışan teşkilatlar ve çok başarılı yürütülen bir seçim süreci ve oldukça başarılı bir oy potansiyeli yaşandı.
Lakin maddi imkansızlıklar ve mevcut millet vekilinin ve genel merkezin sıfır katkısı ile bu seçim kaybedilmiştir.
Millet vekilimiz seçim başarısızlığının adaylara ve teşkilatlara ait olduğu demeci medyada yer aldı.
Kendisine sorumuz şudur sizin Sakarya’ya ve teşkilatlara katkınız nedir?
Sizin en hayırlı hizmetiniz MKYK üyesi olarak fikirsel katkılarınızdır. Lütfen millet vekilliği adaylığını düşünmeyin.
Köylerden oy alınamamasının sorumlusu genel merkez politikaları ve mevcut milletvekili ve il teşkilatındaki yeni görev alan kadronun hazırlıksız yakalanmasıdır.
Burada tüm yükü samimi bir ülkücü olan ve hendeğimizin gururu olan Levent Bülbülün sırtına yüklemekte yine genel merkez ve mevcut milletvekilinin eksikliğidir.
Tüm seçimi devlet beyin bireysel gayreti köy ,kasaba demeden çalışmasına terk etmek genel başkana büyük bir yüktü.ALLAH ondan razı olsun yorulmadan yılmadan büyük efor sarf etti.
Yanındaki kadroda Halaoğlu, Akşener, Oğan gibi isimler hariç diğer kadrolarbol bol resim çekildi.
Bu hastalık tabanada yayıldı.
Zaten yeni moda ülkücülük facebook ülkücülüğü resim çekil paylaş ve çok çalışıyor imajı ver.
Allah ülkücüleri korusun.

SELAM SAYGI DUA İLE