Her 23 Nisan geldiğinde içimde bir burukluk olur......!

1974-75 yıllarında Babamla birlikte Ziya Gökalp İlköğretim Okuluna kaydımı yaptırmaya gittiğimde, Okul müdürü rahmetli Kamil Odabaş bizi karşıladı....

Müdür odasındaki Atatürk resmi ile onu karşılaştırmış, çocuk aklımla adeta Müdür beyi Atatürk'le bütünleştirmiştim...

Zaten rahmetli Kamil Odabaş, boylu poslu, fiziği düzgün, göz rengi ve saç stili ile karizma bir adamdı...

Yaşım daha  6.....!

Gözüne çok küçük görünmüş olacağım ki,beni okula kaydetmek istemedi...

Hiç unutmam ,Bende bir sandalye üzerine çıkıp yaşımın büyük olduğunu kendisine kanıtlamak istemiştim...

Neyse....

O yıllarda okulların bando takımları çok revaçta....

Bando odaları var...

İçerisinde Davul,Zil,Boru ve majör sopası bulunan bu oda beni hayli heyecanlandırıyor....

Giysiler,O dönemin İnzibat askerlerinden esinlenerek tasarlanmış...

Beyaz miğfer başlık,kenarında Bayrak resimli logo...

Ayakkabıların üzerinde beyaz bir parça  İnzibatlarda olan gibi...

Elbisenin üzerinden sarkan kordonlar falan...

Çok etkileyici bir bayram üniforması...

Tabi bu bando takımına o yıllar herkesi almıyorlar...

O yıllarda Hendekte Ulaştırma Taburu var...

Genelde subay çocuklarından kurulan bir bando takımı var..

Hiç unutmam Timuçin diye bir subay çocuğu vardı Majör....

Belediye önündeki trafiğe kapalı olan yol o zamanlarda açık,şehrin giriş yolu....

Bayramlarımızı Meydanda kutluyoruz...

Her okul kendi bando takımı en önde olacak şekilde bütün sınıfları ardından yürüterek alana girer ve kendine ayrılan bölümde yerini alır...

Protokol yerindedir...

Şiirler, gösteriler konuşmalardan sonra, resmi geçit töreni başlar...

Okullar meydandan yukarıya doğru hareket ederler, amaç protokolü selamlayarak, şimdiki Emniyet binasının oraya kadar yürümek...

Tabi protokolün önünde bando tüm hünerlerini gösterir...

Bando takımının şefi Majör Timuçin, sopasını havalara atar, o sopa havada parandeler atarak yine Timuçin'in eline düşerdi...

O yıllarda Bayramlarda okullar arasında hep bir rekabet olurdu...

Yani Ziya Gökalp Galatasaray ise Cumhuriyet Fenerbahçe idi...

Ben iki okulda da okudum...

Ben hangi okulda okuduysam, Bayramın birincisi o okul olurdu...

Ha bu arada Rüştü Çürüksulu amcamızı unutmayalım...

Elinde ve belinde adeta silah koleksiyonu ile meydana çıkar, kavlağan ağaçlarının dallarını kese kese korteji tamamlardı...

Vatandaşlar sağlı sollu bu görsel şöleni izler, ilçede tam bir bayram havası yaşanırdı...

Askeri geçit töreni de en az Rüştü amca kadar dikkat çekerdi...

Onların bir ahenk içerisinde rap rap diye yürümesi çok etkileyici idi...

Töreni seyretmeye gelenlere, boyunlarında asılı Kızılay kumbaraları ile yaklaşan çocuklar, yakalara rozet takıp bağış toplarlardı....

Bu Bando takımına girmek bana maalesef nasip olmadı...

Bir keresinde Cumhuriyet İlkokulunda bir fırsat doğdu...

Tuna öğretmen var o zaman bando öğretmeni...

Beni çok seviyor bende onu çok seviyorum...

Öğretmenim bende bando takımına girmek istiyorum dedim...

Bana baktı peki dedi....

Yüz lira al babandan gel dedi...

O yıllarda yüz lira çokta büyük para değil ama, düdük çalmak için verilecek bir parada değil babamın gözünde...

Heyecanla eve gidip yüz lira istediğimde, o zamanki ailemizin durumu bunu karşılamaya yetmemiş olacak ki,bu isteğim babam tarafından geri çevrildi...

Ona da hak veriyorum şimdi...

Beş çocukla o zor şartlar içerisinde tek başına bizi yetiştirdi...

Ama her 23 Nisan geldiğinde, Her 29 Ekim geldiğinde, Her Okul Bandosu gördüğümde Bando takımında boru çalamamak bir Ukdedir içimde....

Şimdi anladınızmı neden bu sosyal medyadan habire boru çaldığımı...?

Dedim ya ! İçimde Ukdedir....

Ya çalacak düdük verin,ya da bana katlanın artık....

Bayramımız kutlu olsun....

Sağlıcakla.....