TÜRKEŞ isminden neden korkuyorlar?

Öncelikle Alparslan TÜRKEŞ'İ tanıyalım.

Yıl 1860

Orta Anadolu’da, Kayseri’nin, Pınarbaşı İlçesi’nin Yukarı Köşkerli Köyü’nde meskûn Avşar Obalarından Koyunoğlu ailesi bir toprak meselesi yüzünden kavgaya girişince Sultan Abdülaziz’in fermanıyla Kıbrıs’a sürgün edilir.

Yıl 1917

Kasım ayının 25’i, öğle vakti, yer, Lefkoşa, Haydarpaşa Mahallesi Kirli zade sokağı 13 numaralı mütevazı evde, Kıbrıs’a yerleşen Koyunoğlu soyuna mensup Tuzlalı Ahmet Hamdi Bey ve eşi Fatma Zehra Hanım’ın Ali Arslan adını verdikleri oğulları dünyaya gelir.

Küçük Alparslan’ın doğup, yetiştiği o yıllarda, Piyale Paşa yadigârı Kıbrıs, sevgili Yeşil adamızın tamamı İngiliz İşgali altındadır ve Türk’ün istiklâlini kaybetmesinin ne demek olduğu Onun ruhunun derinliklerine şuurunun uyanmağa başladığı günden, çocukluk yıllarının başlangıcından başlayarak siner. O her gece Türkiye’ye gidip asker olmayı ve gelip ata-baba ocağını kurtarmanın düşüyle uyur, uyanır.

Yıl 1933

Alparslan’ın artık işgal altında, esaret altında yaşamağa dayanacak gücü kalmamıştır. Babası Ahmet Hamdi Bey’i ve Annesi Fatma Zehra Hanım’ı ikna eder, aile mallarını satıp savar yanlarında oğulları Alparslan ve kızları Dervişe olduğu halde, ak toprakların, hür toprakların, Türk’ün Türk olduğundan utanmadığı, boynunun eğik olmadığı toprakların, anavatanın, Türkiye’nin yoluna düşerler; Viyana vapuru ile ver elini İstanbul

Yıl 1944

3 Mayıs Ankara’da bir gösteri veya yürüyüş eski tabirle nümayiş vardır. Türk’ün, Türklüğün ölmediğini, ölmeyeceğini ve yükselen Türkçülük bayrağının bir daha hiçbir şekilde inmeyeceğini gösteriyorlar. Hem dosta, hem düşmana… Hem devlet hizmetindeki gafillere, hem de yurda sızmağa çalışan hainlere, Asya bozkırlarında yaratılan bozkurt soyluların bozkurt torunlarının, bir kaç çakalın günü birlik menfaatleri için göz yumdukları kızıl yılanın farkında ve onun başını ezme azminde olduklarını gösterirler.

Yıl 1947

Alparslan Türkeş ve 15 diğer Türk subayı, A.B.D. Kara Harp Akademisi ve Piyade Okulu’nda iki yıllık bir süre eğitim görürler. Bu arada ülkemizden Kars ve Ardahan civarıyla Boğazlardan üs talep eden Sovyetler Birliği’nin komünizm maskesi ardına saklanmış, o eski ve değişmez “Moskofluğu” ayan beyan ortaya çıkar. Bu atmosferde yurda dönen Alparslan Türkeş Gelibolu ve Çankırı’daki görevlerinden sonra 1951 yılında kurmaylık sınavını kazanır ve 1955 yılında Harp Akademisi’nden Kurmay Binbaşı olarak mezun olur.

Yıl 1960

Tarih 27 Mayıs öteden beri örgütlenen ve memlekette kardeş kavgasını önleyerek bazı reformlar yapmayı hedefleyen Milli Birlik Komitesi’nin ülke yönetimine el koyduğunu açıklayan bildiriyi radyodan okuyan kişi ve “İhtilâl’ın kudretli Albayı”dır. Kurmay Albay Alparslan Türkeş İhtilâl hükümetinde Başbakanlık Müsteşarlığı görevini üstlenir. Bu vazifesi esnasında Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet İstatistik Enstitüsü ve Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü gibi kurum ve kuruluşları kurar.

Ancak Milli Birlik Komitesi arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle, 13 Kasım 1960’ta Kurmay Albay Alparslan Türkeş ve “ondörtler” olarak bilinen arkadaşları Komite’nin diğer üyelerince emekliye sevk edilerek tasfiye edilirler ve zorla evlerinden alınıp yurtdışında görevlendirilmek bahanesiyle sürgün edilirler. O da 19 Kasım’da Türkiye’nin Hindistan Büyükelçiliği müşaviri sıfatıyla sürgüne gönderilir.

1961–62 1963 yılına kadar 2,5 yıl, yönetimi elinde bulunduranlarca Alparslan Türkeş’in Türkiye’ye dönmesine müsaade edilmez.

Yıl 1963

Tarih 23 Mart Alparslan Türkeş sürgünden yurda döner.

Yıl 1969

Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nin adı Milliyetçi Hareket Partisi amblemi de Üç Hilâl olarak değiştirilir. O yıl yapılan genel seçimlerde Adana milletvekili seçilir.

31 Mart 1975–13 Haziran 1977 ve 1 Ağustos–31 Aralık 1977 tarihleri arasında Süleyman Demirel başkanlığında kurulan I. ve II. Milliyetçi Cephe koalisyon hükümetlerinde MHP Genel Başkanı olarak, Başbakan Yardımcılığı ve Devlet Bakanlığı yapar.

O bir MilletinKüresel güçler tarafından layık görülen makus talihine baş kaldıran binlerce yıllık tarihinden aldığı güç ile bu asil Milletin çağdaş medeniyetin üstünde önünde yaşaması gerektiğine inan BAŞBUĞ’DU.

O esir Türklerin bağımsızlık özlemine ışık tutan yıldızdı.

O Müslüman Türkün haykırışındaki sesti.

O Vatan sevgisi,Bayrak sevgisi,Din sevgisi,Resul sevgisini yeni kuşaklara aktaran öğretmendi.

O Türkün esir edilemeyeceğini,prangalarla yaşayamayacağının sembolüydü.

O çok sevdiği milleti için bir ömür her türlü cefayı çeken ve bundan asla şikayet etmeyen liderdi.

O tabutluklarda işkence görüyorken bile devletine milletine sitem etmeyen yiğitti.

O bölücülerin karşısında duran Tanrı dağıydı.

O haksızlık karşısında susmayan,mazlumun dostu;zalimin korkulu rüyasıydı.

O düşmanının bile saygısını kazanan dava adamıydı.

O çınardı.Çınarlar gibi ayakta HAK’A yürüdü.

O ve fikirleri ölümsüzdü.

O bize yol gösteren Kutup yıldızıydı.

O bozkurtlarına Ülküyü, Davayı, Millet sevgisini öğreten ;bizlere şekil veren Peygamberimizden sonra tek isimdi.

O BAŞBUĞDU.

Ülkemizde bir çok şehirde yeni üniversiteler kurulmuştur.

Bu üniversitelere Türk büyüklerinin ismi verilmiştir.Fakat ALPARSLAN Türkeş isminde korkan rahatsız olanlar hiçbir üniversiteye bu ismi vermemiştir.

Türk milleti bunu bilmeli ve bu anlamda tepkisini koymalıdır. Özelliklede Ülkücülerin bu sessizliği anlaşılır değildir.

SELAM SAYGIDUA İLE