“Ey İman edenler! Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez”.   Maide su.5/ 87.  

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Ey insanlar! Allah’dan korkun ve dünyadaki rızık talebinizi güzel yapınız! Biraz gecikse de hiçbir nefis rızkını noksansız tamam olarak elde etmeden ölmeyecektir! Allah’dan korkun ve rızık talebinizi güzel yapınız! Rızkın helal olanını alınız, onun haram olanını bırakınız!’ buyurdu.”

Anne ve babalar,  ailenin geçimini sağlamak ve çocuklarımızı en iyi şekilde yetişmek için çabalar durur .

Çalıştığının hakkını alarak evine eli kolu dolu,evinin ihtiyaçlarını karşılayabilmiş olmanın huzuruyla gelen bir babanın yaşadığı mutluluk bambaşka bir duygu  olsa gerek…

Biliyorum ki hepimiz ailelerimize alnımızın teriyle kazandığımızı getirmenin çabasındayız.Ancak helalinden kazanmanın uğraşındayken ,bu kazançları boğazımızdan geçenlere yansıtabiliyor muyuz.?

Ben biraz araştırma yaptım,bu güne kadar bizlere neler yedirdiklerini görünce dehşete kapıldım.Ayrıca yedirdikleri bu ürünlerin müptelası olmuşuz da haberimiz yok.

Bunlara rağmen hala,”Ben onu yemeden,ben bunu yemeden duramam,alışmışım bir kere…” , “Çocuk istiyor ama ne yapalım.Herkes yerken gözü mü kalsın?” diyenler var.

Evet, çocuğunuzun gözü kalmasın,o zaman yavaş yavaş hem ruhu hem bedeni zarar görsün.

Sizce bunlar doğru mu?

Böyle bilinçsiz yaşayanlara benim içim sızlıyor.

Etrafımda dürüst ve helal kazanmaya çalışan,önce Allah’tan korkan ve haram işlemekten sakınan arkadaşlarım ve dostlarım var,bakıyorum bir alış-veriş yapıyorlar,aldıkları yiyeceklerin nasıl olduğuna bakmıyorlar.

Bu kadar mı vazgeçilmez zararlı yiyecekler?

Allah’ a şükürler olsun ki boğazımızdan geçecek her lokmadan helalinden üreten,güvenilir firmalar var.

Bunlar yaygınlaşmaya başladı.İncelemeler sıklaştırıldı.Gıda mühendislerimiz çoğaldı.

Bizlere düşen görev ise evimize aldığımız,boğazımızdan geçirdiğimiz yiyecek ve içeceklerin helal sertifikalı olmasına dikkat etmek…

Bu zamanda sorgulamadan,araştırmadan yenebilecek ürünler yok…

Bahçemizde kendi yetiştirdiklerimizin haricinde…

Hendek esnafının da bu konularda duyarlı olmasını isteyelim ve dile getirelim.

Talep ne yönde çok olursa temin etmek de o yöne kayacaktır.

“Almayın şu israil mallarını,evinize sokmayın,çocuklarınıza yedirmeyin” diyoruz ama çok kimselere dinletemiyoruz.

Bir çok insanlar da “Ülkeye getirmesinler  o zaman”  diyorlar ama bu onların bahanesi…

Bir insanın kendi kendine verdiği zararı,bir başkası o insana veremezmiş.

Bizlerin de helal lokma konusundaki duyarsızlığımız,kendi kendimize verdiğimiz zarardan başka bir şey değil.

Aslında bu konu da üzerimizde oynanan oyunlardan biri…

Tepkimizi göstermeliyiz…

Okullar ve okul etrafında çocuklarımıza yiyecek ve içecek hizmeti sunan yerlere helal ve sağlıklı ürünler satmalarını,bakkal ve marketlere helal ve sağlıklı ürünler getirmelerini yetkililere söylemekten çekinmeyelim.

Helal ürün konusunda çocuklarımızı bilgilendirelim.Yiyebileceklerimiz ve yiyemeyeceklerimiz hakkında onları uyaralım.

Bu iş arz talep meselesi…

Bizler bu konuda ne kadar duyarlı olursak ,satış yapanlar gönüllü olsalar da olmasalar da bu hizmetten kaçamayacaklardır.

Çocuklarımız için çalışıp çırpınırken,çocuklarımızın geleceklerini bozmayalım.

Bir hücre kendini 40 günde yenilediği için,haram lokma yiyenin 40 gün vücudundan o çıkmaz…

Yaptığı ibadetlerinden de haz alamaz.

Ne inançlar da ne de ahlak da tam olamıyoruz.Bir yaparken bin bozuyoruz.

Annem hep bize anlatır; “Almayın şu kışın satılan yaz meyve ve sebzelerini…Biz çocukken kış boyu domatesin kokusunu özlerdik,annemin yaz gelince bahçeye ektiği domatesleri yerdik.”

Şimdi ne yaz ne de kış kaldı.Bize her gün bahar.

Ah şu nefsimiz yok mu?

Gözün gördüğü her şeyi ister.

Nefislerimizin esiri olmamak ve helal kazanarak helal ürünleri kullanmak dileğiyle,

Allah’ a emanet olun…