Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

Maalesef güzel ülkemizde içinde bölünme ve karışıklık olmayan hiç bir kurum kalmamıştır.
Ülkenin bütün kurumları planlı bir şekilde elden geçmiş, topluma güven, huzur ve istikrar sağlamakla görevli olan kurumlara karşı güven ciddi yaralar almıştır. Bunları burada saymama gerek yok hepinizin malumu.

Son olarak bu operasyonlardan Ülkücü Hareket’te nasibini almış, akıllar ve gönüller bölünmüştür.
Bugün memleket topraklarının çiğnenmesine engel olmak, dün olduğundan daha zordur. Çünkü bu milletin damarlarında akyuvar görevi yapan ülkücüler kendi içlerinde sıkıntıya düşmüşlerdir.

Siz kim oluyorsunuz da böyle kutsal bir görevin sahibisiniz? Kimdir bu ülkücüler?
Diye soranlara ve kim olduğumuzu unutanlara hatırlatmak için tarifliyorum;
Biz ülkücüler,
Her zaman ulaşılması güç hayal niteliğinde hedefleri olmuş, bu hayalleri kendilerinden başka insanlara açıklamakta güçlük çekmiş, gündelik çıkar, menfaat veya kişisel hesapların derdinde olmamış,  ahlaki olmayan yöntemlerle gelecek olan kısa vadeli başarıların peşinde koşmamış insanlarız.

Biz ülkücüler,
Türk tarihinin her sayfasından şeref duymuş, hiçbir satırından gocunmamış, hiçbir atasından vazgeçmemiş laf söyletmemiş insanlarız.

Biz ülkücüler,
İslam’ın özünü kavramış, ahlak ve faziletten ayrılmamış, küresel putlara tapmamış, Peygamber efendimiz (s.a.v)’den başka efendi kabul etmemiş insanlarız.

Kısacası biz ülkücüler,
Memleketimizi, Türk dünyasını, İslam âlemini ve dünyadaki tüm mazlumları kan emici emperyalist güçlerin kıskacından kurtarmanın tek yolunu  “Türk İslam Ülküsü” olarak belirlemiş ve bu yola ömrümüzü adamış insanlarız.

Bu yoldan ayrılmadığımızda başaracağımıza tüm kalbimizle inanıyoruz, çünkü şanlı tarihimizde atalarımızın aynı yoldan giderek başardığını biliyoruz. Tabi ki küresel güçler boş durmuyor ecdadımızın bu sırrına eren yegâne kurum olan ülkücü hareketin yok edilmesi için var güçleriyle mücadele ediyorlar. Şuan için bizde buna engel olamıyoruz gibi gözüküyor.

Bu imha etme operasyonunun başında evrenimizde “Yeni Dünya Düzeni” kurmak isteyenler vardır.  Bunlar başta Ortadoğu ve İslam ülkeleri olmak üzere dünyadaki bütün ülkeleri kendi çıkarları doğrultusunda yönetebilecekleri şehir devletlerine, hatta aile şirketlerine çevirmek isteyenlerdir.

Bu düzenbazlar kurmak istedikleri düzene karşı durabilecek hatta tersine çevirebilecek tek gücün
Türk – İslam kaynağından çıkacağını tespit etmişler ve bir an evvel bu iki kelimeyi birbirinden ayırmayla bu işi halledebileceklerini düşünmüşlerdir.
Türkiye deki operasyonlarını ise “Yeni Türkiye” ismiyle sürdürmekte sosyal, siyasal, dini, milli ve ekonomi başta olmak üzere her noktada daha fazla ayrışmış bir ülke oluşturmak için aralıksız çalışmaktadırlar.
Başarılı olduklarında “birbirine güvenmeyen, paradan başka değer yargısı olmayan, herkes için her işi yapabilecek” kişilerden oluşan ve çok rahat kontrol edilebilen insan yığınları ortaya çıkacaktır.

Türk İslam sırrına eren yegâne topluluk olan bizlerin memleketin bu gidişatında boynunda vebal vardır. Ya bu gidişe engel olacağız ya da boynumuzu feda edeceğiz, başka bir seçeneğimiz yoktur. Aksi halde bizi köpekler bile yemeyecektir.

Akılları ayrışanlar sorarım sizlere,
Gönülleri ayrışanlar sorarım sizlere
Hücrelerde benziniz bu günler için mi soldu?
Su gibi gençlerin yılları bu günler için mi heba oldu?

Duruma bakın o güzel mısraları bu hale mi çevirecektik, ne kadar üzücü!
Hangimiz hangi tarafta olduğumuza bakmadan acilen Türk İslam yolunda eskiden daha güçlü bir şekilde birleşmeliyiz. Her lider bir nefer her nefer bir lider ise bu işte hepimizin sorumluluğu vardır.

Bu dava bizim genlerimizde işlidir, yadigârdır, emanettir
Kim ne yaparsa yapsın bu ocak asla sönmeyecektir
Bir gün şafak sökmediğinde kutlu ses seslenecektir
İşte o gün bütün Türkler bir orduda birleşecektir!

Allah izin verirse ben orda olacağım, tüm dava arkadaşlarımın da eksiksiz orada olması için dua edeceğim!

Kalın sağlıcakla.