Yaşam uzun bir maraton yerini de türünü de seçmek kendi elindedir insanın. Sadece şunu unutmamak gerek. Karşınızdakiler de sizin kadar bu hayatın içinde mevki ve şöhret sizi üstün kılmaz sadece zannederek yaşamanıza sebeptir...

Abdal, değişen demektir, aptal değişmeyen, o nedenle ilki evrilir, ikincisi devrilir...

-Abdala malum olur, aptala bir şey olmaz..

Aptal önemli olana değer verir, abdal değerli olana..

Aptal hep haklı olmayı marifet bilir, abdal hep haklı olmamayı...

 

-Abdal nedene bakar, aptal sonuca, bu yüzden ilki ayılır, ikincisi bayılır.

Kendine gelmek için aptal yerin sarsılmasına ihtiyaç duyar, abdal yüreğin sarsılmasına.

Abdalın bizi yoktur, aptalın beni.

Abdal us diye ısrar eder, aptal sus diye...

 

-Abdal anlar ve susar, aptal anlamaz ama yine konuşur.

Aptal kendini bilmez başkasını bilir, abdal başkalarını bilmez kendini bilir.

Abdal sorularıyla tanınır, aptal cevaplarıyla.

Abdal durur ve düşünür, aptal düşünür ve durur, ne ki düşünen susar, duran susmak bilmez...

-Aptalın hâli bardağın içinde kaşık gibi durmaktır, abdalınki ise çayın içinde şeker gibi erimek.

Abdal anlamak, aptal anlaşılmak ister, oysa ilkinin anlaşılmaya, ikincisinin anlamaya ihtiyacı vardır.

Abdal düşünür uyuyamaz, aptal uyur düşünemez.

 

-Abdallar genellikle kördür, yani gözleri dünyaya kapalıdır, bu yüzden aptalların, yani gözü açıkların göremediklerini görürler.

Abdal uzak görür yakın söyler, aptal yakın görür uzak söyler.

Abdal mesud olmayı marifet bilir, aptal memnun olmayı...

-Aptal için başarmak önceliklidir, abdal içinse denemek.

Aptala deki derler, abdala peki.

Abdal sevdiğini beğenmek, aptal ise beğendiğini sevmek ister.

Abdal bir fikrin tarafı olur, aptalsa taraftarı, o nedenle ilki savunur, ikincisi savrulur...

 

-Derin çelişkiler karşısında, abdal olan tarafsız kalır, aptal olan kayıtsız.

Aptal bir oylamanın sonucunun oy birliği ile alınmasına sevinir, abdal oy çokluğu ile.

İyiler aptal görünür, aptallar masum. Abdallara gelince, onlar görünmez...

 

-Abdala koltuğu, aptala kapıyı göster, ilki meşgul eder, ikincisi işgal eder.

Abdal dünyadan kurtulmaya, aptal dünyayı kurtarmaya çalışır. En sonunda abdal kendine kavuşur, aptal dünyaya.

Aptal yaptığından nadim olur, yere çöker, abdal tevbe eder, ayağa kalkar...

 

-Abdal olan güzelin peşinden koşar, aptal olansa çıkarın. Bu yüzden ilki acı çeker, ikincisi zarar eder.

Güzel deyince aptalın aklına kadın gelir, kadın deyince abdalın aklına güzel...

 

-Abdal borçlu gibi sevdiğinden bedel ödemekten çekinmez, aptal ise alacaklı gibi sevdiğinden en küçük anlaşmazlıkta hacze gelir.

Aptal zamanın ne olduğunu bilmez ama vaktin kaç olduğunu bilir, abdal zamanın ne olduğunu bilir ama vaktin kaç olduğunu bilmez...

-Abdal yaptığı kötülükten yapmadığı iyilikten pişman olur, aptalsa yaptığı iyilikten yapmadığı kötülükten.

Aptal çoğu bulamadığı için üzülür, abdal azı bulduğu için sevinir. İlkinin nedeni hırs, ikincinin nedeni kanaat...

-Abdal sultanlardan uzak durur, aptal duramaz, o nedenle durmayı bilmeyenin yazgısıdır kullanılmak!

Vazgeçmek için pes etmek gerekmez. Aptal yılınca pes eder, abdal yılmayacağını bildiği için vazgeçer...

-Abdal vasat değildir ama vasatta durmayı bilir, aptal ise vasattır ama vasatta durmayı bilmez.

Abdal düşteyken uyarılınca uyanır ve utanır, aptal ise ne uyanır, ne utanır, sayıklamaya devam eder...

-Aptal çok kişiye az, abdal az kişiye çok değer verir, çünkü ilki ne verdiğini bilmez, ikincisi bilir.

Aptal abdala aptal gibi davranır, abdal aptala abdal gibi.

Abdal aptalın yanına düşse susar, ama aptal yine aptal aptal konuşmaya devam eder...

-Abdal abdalı bulunca susar, aptal aptalı bulunca aptal aptal konuşur.

Dervişliğin şanındandır, abdal olan aptal olanı bağışlar.

Abdal sözün hakikatinden etkilenir, aptal ise retoriğinden. Sen sen ol, aptal olma!

-Abdal sık ama yumuşak bir şekilde yere düşen kar taneleri gibi sükûnetle konuşur, aptal ise hınçla yağan sert dolu taneleri gibi öfkeyle.

Maksadı ifade etmenin yolu üçtür: hakikat, mecaz, kinaye.

Aptal hemen hakikatin üstüne atlar, abdal ise mecaz ve kinayenin ardına bakar...

-Aptal Batı'ya veya Doğu'ya, ya hayranlık duyar ya nefret eder, abdal ise ne hayranlık duyar, ne nefret eder, sadece anlamaya çalışır.

Bazı abdallar aptal, bazı aptallar abdal görünür. Abdal görünmek kolay, olmak zordur...

-Niçin etrafına bakınıyorsun ey talib, abdal da sensin, aptal da!