Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

 

Bugün Türkçülük Bayramı 3 Mayıs…

 

Türkçülük nedir sorusunu,

Aynı ideale ve terbiye sahip olan topluluğu millet olarak tanımlayan Ziya Gökalp, bu şekilde cevaplıyordu..

 “Türkçülük Türk Milletini yükseltmektir.”

 

Bir önceki devletimiz Osmanlı’nın çöküşünü gören, o acıları derinden hisseden Ziya Gökalp ifadelerinin devamında, yeni devletin temelleri için her türlü iklim koşullarına dayanacak, soğukta ısıtacak, sıcakta serinletecek, rüzgarda savrulmamızı önleyecek bir harç karıyordu…

 

“Türküm diyen her ferdi Türk olarak tanımak ve Türklüğe ihanet edenleri ise cezalandırmaktan başka çare yoktur.”

 

İstiklal Harbi sonrasında kurulan yeni Türk devletinin temeline bu harç katılıyor, Türk Orduları Başkumandanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk bir önceki devletimizi el birliği ile yıkmış olanlara, milletimizin içine zehir saçan fitne tohumları ekerek bilmem kaç parçaya bölmek isteyenlere,

Her türlü ırkçılığa, emperyalizm ve kapitalizme karşı,

Milletin damarlarına panzehri basıyordu…  

“Ne Mutlu Türk’üm Diyene”

 

Onca savaşa, isyana, açlığa, sefalete, ihanete şahitlik etmiş millet kendinden emin bu cümle etrafında tek yürek oluyor, kısa sürede memleketi sadece bir pazar olmaktan çıkarıp üreten, kendi kendine yetebilecek bir seviyeye getirecek milli şuura erişiyor..

Yerli malı yurdun malı oluyor, yurt ise tüm milletin…

 

1938 sonrası ise devlet kuruluş ruhundan uzaklaştırılıp milli ve milletin olmaktan ziyade, bir takım yabancı hayranı olan kişiler tarafından istila edilmeye çalışılıyor. Bu zihniyetler başta milli eğitim, diyanet işleri gibi, milletimizi millet yapan değerlerin tahrip edileceği kurumlarda iş tutmaya başlıyorlar.

 

İşte bu yıllarda Hüseyin Nihal Atsız diye Orhun’un kaynağından içmiş, Tanrı dağının yağmurlarında bedenine çifte su verilmiş bir yiğit beliriyor..

 

 “Türkçülük, Türk milliyetçiliğinin adıdır. Kelimenin sonundaki ek, yerine göre, mensupluk, sevgi, taraftarlık gösteren bir ektir. Türkçülük de Türk sevgisi ve taraftarlığı demek olduğuna göre, kelime, yerinde kullanılmıştır. Başka milletlerin Türk taraftarlığı ve Türk sevgisi bu kelime ile ifade olunamaz. Zaten başka milletlerin Türk’ü sevmesi de gerçekten bir sevgiye değil, geçici bir nezakete, çıkara, siyasi zaruretlere işarettir. Türk’ü, gerçek olarak, Türk ”ten başkası sevmez.

Türkçülük bir ülküdür. Ülküler, milletlerin manevi gıdasıdır. Ülküsüz milletlerin en talihlisi dahi silik ve sönük kalmaya mahkumdur. Eğer bu millet talihli de değilse, onun sonucu yenilmek, ezilmek, hatta yok olmaktır.

 

Bu cümlelerle gençliği tekrar aşılayan Atsız, dönemin başbakanına gelişen tehlikelerle ilgili yazdığı açık mektuplar sonrası tutuklanıyor…

İleride koca bir çınar olacak olan Türkçüler tabutluklara atılıyor…

3 Mayıs 1944’te aşılanan gençlik sokaklara dökülüyor..

 

Yıllar süren mücadeleler sonrasında Türkçülerin içinden Alparslan Türkeş çıkıyor ve şöyle diyor…

“Türklüğün en önemli vasfı teşkilatçılığıdır.”

 

Yenidünya düzeninde demokrasiye ve hukuk kurallarına göre yönetilen devlet için, yine aynı devletin ve üzerinde yaşayan milletin, hatta bir birinden ayrı düşmüş soydaşlarımızın, aynı yöne doğru durduğumuz kardeşlerimizin hak mücadelesini verebilmek için Türk milliyetçiliği fikriyatı ilk defa bir siyasi partinin tüzüğüne giriyor ve Türkçüler üç hilalli sancak altında teşkilatlanıyor…

 

Bizler bugün bu teşkilatın mensubu olarak 3 Mayıs 1944’te yeniden yakılan Türkçülük ateşini gönlümüzde taşıyoruz.

 

Biz Gökalpçi değil Gökalpiz..

Biz Atatürkçü değil Atatürküz…

Biz Atsızcı değil Atsızız

Biz Türkeşçi değil Türkeşiz…

Biz Devletçi değil Devletiz...

Biz Milliyetçi değil Türk Milliyetçisiyiz

Biz olmazsak teşkilat olmaz diyerek teşkilat olanlardan değil teşkilatı ve davası için teşkilatçı olanlardanız…

Biz yeri gelince tepkili, yeri gelince temkinli, yeri gelince de tedbirliyiz..

Dilde, fikirde, işte birlik diyenlerdeniz..

 

3 Mayıs Kutlu Olsun…

 

Toprağımız Turan olsun…