Büyük Türk milletine ve bu milletin sevdalısı Türk Milliyetçilerine yapılan saldırıların sonu gelmez.Milletini sevmek ve Vatan aşkı ile yaşamak bazıları için kabul edilemez bir niteliktir.


Onların soyları ve kökleri ile ilgili sorunları mevcuttur.


Türk ulusunun kızıl dalgadan etkilenmesi ve yurtta komünizmin bir tehlike olarak yandaşlar toplaması, yazdıkları ve söyledikleriyle dönemin en büyük düşünürlerinden, tarihçilerinden biri olan, fikir babamız ve kut’lu atamızNihal Atsız‘ıve onun gibi düşünen bütünTürkçüleri komünizm karşısında bir şeyler yapma konusunda düşündürüyordu. Bu dönemde yayımlanan “Bozkurt“, “Orhun” ve “Çınaraltı” gibi dergilerleTürkçü konularda yazılar yazan Atsız Ata, komünizmin etkisinde kalan uyuşuk beyinlerce bir “tehdit” olarak algılanıyordu.


Atsız, o dönemde bazı yayınlar ile gençler arasında yayılan “komünist dalga” nedeniyle, TBMM‘deki bir konuşmasında “Ben milliyetçi ve Türkçüyüm.” diyen Başbakan Şükrü Saraçoğlu‘na iki tane açık mektup yazıp, Türkçülüğün hâlâ hayata geçirilemediğini belirtir. Ayrıca mektupta Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel‘in emriyle komünist yazılar içeren dergilerin okullara dağıtıldığını ve o sıralarda hapishanede yatan Nazım Hikmet‘e de gizli yollardan para gönderildiğini yazar. Kendisini Türkçü olarak tanımlayan Şükrü Saraçoğlu, Atsız‘ın her zaman doğru şeyler konuştuğunu – yazdığını bildiği için, bu sözleri derinden hissetmiş ve “Devlet çatısı altında ve hatta yönetimde bulunan bu hainleri, yine devletin parasıyla nasıl beslerim?” diye düşünmüştür.


Her ne kadar bazı Türk düşmanlarınca karalanmaya çalışılsa da, Atsız Ata’nın yazdığı büyük eserler, Türk Yurdu‘nda yaşayan genç bozkurtları uyandırmaya yetmiştir. Atsız Ata ile birlikte, Türkçü düşünür Reha Oğuz Türkkan gibi birçok kişinin böylesine bir davada yargılandığını gören ve birbirlerinden kesinlikle haberleri olmayan gençler, hemen Ankara’ya akın ederler. Ankara’ya gelerek davaya tepki göstermek ve komünizmi lanetlemek adına bir araya toplanan gençler, mahkeme salonuna alınmayınca Ulus Meydanı’na doğru yürüyüşe geçmişler ve milli marşlar söyleyerek Türk’e düşman olan herkese göz dağı vermeye çalışmışlardır. Daha sonra gençler Başbakan Şükrü Saraçoğlu ile görüşmek istemişler; fakat buna izin alamamışlardır.


Atsız, 3 Mayıs 1944′te mahkeme salonunda savunmasını verirken adliye binasının içi ve dışı binlerce bozkurtla dolmuştur. Aynı anda Türkçülerin bu denli bir gövde gösterisi yaptığı dönemde onların gücünü kırabilmek adına, mahkeme çevresinde toplanan ve “Yaşasın Atsız, kahrolsun komünizm!” diye bağıran Türkçü gençler, şiddetle gözaltına alınmış ve gözaltında bulunan yaklaşık 165 genç öldüresiye dövülmüştür. Tek suçları vatanlarını ve Türklüklerini sevmeleri olan bu gençlere, görülmemiş işkenceler uygulanmıştır. Öyle işkenceler yapılmıştır ki, gözaltındaki genç Türkçülerin kafaları yarılmış, her yeri moraran gençlerin üstü başı kan içinde kalmış, kolları ve kaburgaları kırılmıştır. Bu kargaşada Atsız da tutuklanarak “tabutluklara” gönderilmiştir. Bir insanın bile içinde oturamayacağı, sadece bir tabutun sığacağı kadar küçük odacıklardan oluşan bir çeşit “hücre” olan tabutluklarda, Atsız Atamız 2-3 gün aç bırakılmış ve çeşitli işkencelere maruz bırakılmıştır.


Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, ,Atsız ve arkadaşlarını çok ağır bir dille yermiştir. Bunun üzerine yurtta Türkçü düşünceye sahip olan herkes tutuklanmış ve hatta yolda Atsız‘a selam verenler bile sorguya çekilir duruma gelmiştir. Atsız‘ın evinde yapılan bir aramada o dönemde Üsteğmen olarak görev yapan Alparslan Türkeş‘in Atsız‘a gönderdiği mektup ve yazıları çıkınca, Başbuğ Türkeş de gözaltına alınmış ve Tophane’deki Askeri Cezaevi’ne kapatılmıştır. Daha sonra “Türkçü – Turancı” olduğunu itiraf etmesi için o da tabutluklara kapatılmış ve aynı dönemde Reha Oğuz Türkkan, Hüseyin Namık Orkun, Zeki Velidi Togan gibi 23 Türkçü de çok çeşitli işkencelere maruz bırakılmıştır.


Sadece Türkçü oldukları ve Türk Budunu’nu uyandırmaya çalıştıkları için o güne kadar görülmemiş işkencelere maruz bırakılan ve sonrasında yıllarca hapse mahkûm edilen büyük Türkçüler, hapisten çıktıktan sonra da ülkü uğrunda savaşmaya devam etmişlerdir.


Türkçü ve Turancı fikirlere yapılan saldırılar ve bunun karşısında verilen onurlu mücadelenin unutulmaması için 3 MAYIS Türkçüler bayramı olarak kutlanılmaktadır ve kutlanacaktır.


GAZİ MUSTAFA KEMAL,ATSIZ ATAM ve BAŞBUĞUM sizler Biz Türk gençlerini bu kut’lu ülküde topladığınız için size gönülden bağlı olan bozkurtlar, sizin bayrağınızı dalgalandırmaktan asla vazgeçmeyecekler. Eğer ki bu davadan dönecek olursak, “Gök girsin, kızıl çıksın!“


SELAM SAYGI DUA İLE