Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

Sultan Alparslan 27 bin askeriyle Bizans topraklarında ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla:

- "70 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor" der. 

 Alparslan önemsemeyerek şöyle der...

Onlar telaşlansın, zira biz de onlara yaklaşıyoruz..

 

26 Ağustos sabahı Malazgirt’le Ahlat arasındaki Malazgirt ovasındaki çadırından çıkan Alparslan

Askerlerinin hasımlarının sayı fazlalığı karşısında tedirginliğe düştüğünü fark etti. Türk-İslam âdeti olarak kefene benzeyen beyaz kıyafetler giydi.

Atının da kuyruğunu bağlattı.

Alparslan, din âlimlerinin de tavsiyesiyle muharebeyi Cuma günü yapmaya karar vermişti, Askerlerinin Cuma namazına İmamlık eden Sultan atına binip ordusunun önüne çıkıp moral yükseltici ve maneviyat artırıcı kısa ve etkili bir konuşma yaptı.

Allah'ın Kur'an'da zafer vaat ettiği ayetleri okudu. Şehitlik ve Gazilik makamlarına erişileceğini söyledi. Tamamı Müslüman olan ve büyük çoğunluğu Türklerden oluşan Selçuklu ordusu savaş pozisyonuna geçti.

                                                                   

 

Yanındakilere Şehit olduğu takdirde vurulduğu yere gömülmesini vasiyet etti.

Komutanlarının savaş alanından kaçmayacağını anlayan askerlerin maneviyatı arttı.

Milli şuuru, disiplini ve inancı hat safhada olan, ata topraklarından gelen Turan Ordusu hilal taktiğini fevkalade şekilde uygulamaya başladı.

 

İşte bu savaşla mazlumlara eziyet etmenin, haksızlığın, zulmün tavan yaptığı kahpe Bizans’ın ordusu İslam’ın sancaktarı Türkler tarafından yok ediliyor, imparatorları esir alınıyor, Anadolu Türk yurdu haline geliyordu.

Asıl adı Muhammed olan Selçuklu Sultanı Arslan gibi cesur ve yiğit savaş beyi anlamına gelen “Alparslan” ismini alarak vatanımızın kurucu babası oluyordu.

Yiğitliğiyle nam salan sultan bir o kadar da merhametli olduğunu esir aldığı imparatoru serbest bırakarak gösterdi.  

Tarihimizin bu önemli dönüm noktasını yazmaya kâğıtlar kalemler yetmez, asıl konuya gelebilmek adına bu bilgileri paylaşmak durumundaydım.

Şimdi gelelim Türkiye Türklerindir meselesine,

Bu cümle ilk nerede söylenmiştir? Kime karşı söylenmiştir?  Kim üstüne düşeni almıştır? Kim bu sözün yanında durup mücadele etmiştir? Kim bu söze karşı gelmiştir? Kim hala hazmedememiştir?

İşte cevaplar;

 

Bu cümle ilk kez 1921 yılında söylenmiştir.

İngiliz gazetesi Associated Press Muhabirine yani dolayısıyla başta İngilizler olmak üzere, Yunanlılara, Fransızlara, İtalyanlara, Türk İslam ülkesini işgal eden tüm işgalcilere karşı söylenmiştir.


Associated Press’in Ankara’da bulunan muhabiri aşağıda olduğu gibi iletiyor:
“Yıllarca savaşmak zorunda olsak bile Yunanlıları, Anadolu’dan çıkarmaya kesin olarak karar verdik.”
Ankara ovasına hâkim Çangal köyü dolayındaki yazlıkta beni kabul eden Mustafa Kemal Paşanın ilk sözleri bunlar oldu. Kendisi;

“Türkiye Türklerindir, diye ekledi, işte milletseverlerin ilkesi budur. Biz, haklarımızın savunulması için savaşı sürdürmeye karar verdik.

 

Başta İslam düşmanı ve dolayısıyla İslam sancaktarı bir milleti yok etmek isteyenler bu sözü üstüne almışlardır.

Amerikan ve İngiliz mandasını kabul edelim diyenler bu söze karşı gelmiştir.

 

Türk milleti ve Anadolu’da yaşayan tüm Müslümanlar bu sözün arkasında durmuş ve Allah onları muzaffer eylemiştir.

Bu sözü hala hazmedemeyenler ise Türk milletinin İslam’ın ordusu olduğunu anlayamayan veya anlamak istemeyen görünürde Irkçılığa karşı mücadele edip milletimizin içine fitne sokan birlik ve beraberliğimizi bozmak isteyenlerdir.

 

Milletimizin son günlerde yaşanan milli birliğimize kast eden silahlı, silahsız, yazılı, sözlü bu saldırıları gördükçe bu cümleler etrafında kenetlenip bu gafillere göz açtırmayacaktır.

 

“Bozgunculuk yapacak insanlara hoşgörü ve büyüklük göstermek; bir milletin mutluluğuna, şerefine, namusuna göz dikmiş insanlara hoşgörü göstermek olur ki, hiçbir zaman, hiçbir kişi buna müsaade edemez. Hiç kimse buna müsaade etmek hakkına sahip değildir.”

Ufuk genişliğinden yoksun ve yetersiz iç ve dış politikalarla beslenmiş ve desteklenmiş ayrılıkçı ve etnik örgütlerin saldırıları olanca hızıyla devam ediyor.

Türk Milleti’nin bir bütün olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğünün korunması için üzerine düşeni eksiksiz olarak yapmak zorunda olduğu gerçeğini kabul etmek zorundayız”

 

Başlıkta sorduğumuz sorunun cevabını değerli okuyucularımızla birlikte yüreklerimizin titreyerek verdiğimizi düşünüyorum.

Sultan Alparslan 77 Milyon evladının bu topraklar üzerinde yaşadığını görseydi nasıl mutlu olurdu tahmin bile edemiyorum.

26 Ağustos 1071 mübarek bir Cuma günü feth edilen bu memleketin değil “944 yıl sonra bir Cuma günü”, 1944 yıl sonra bile hiçbir fitnenin esiri olmamasını yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

 

Türkmenistan’ın Merv kentinde yatan Sultan Alparslan’ı ve Türk İslam ülkesi uğruna mücadele etmiş tüm Arslanları rahmetle anıyoruz. Allah onlardan razı olsun.