MUSTAFA-ÇİÇEK

 

Güzel ilçemiz Hendek’ten bahsediyorum. Yapılan yada yapılmayan tüm yatırımlar günü kurtarma adına. Yapılan tüm yatırımlar plansız programsız. Yapılan tüm yatırımlar göz boyama adına. Neler mi? Bunlar. Tek tek anlatalım.

Mesela…

Atatürk parkı ile ilgili MHP Meclis üyesi burayı Belediye işletsin çay ise 50 kuruş olsun önerisinin ardından kaç kez ihaleye çıkartılıp iptal edildi. Sonra nemi oldu? Meclis toplantısında karar alındı ve Atatürk parkını Belediye bünyesinde kurulacak bir şirketin işletmesine karar verildi. İnsanların aklıyla mı oynuyorsunuz? Madem bunu yapacaktınız neden bunca zaman beklediniz ve ihaleye çıkarttınız? Bunca zamandır açılamayan o binalar açılmadan çürümeye yüz tutacak. Biran önce burayı Hendek halkının hizmetine sunmanız için ne bekliyorsunuz. Hendek’in girişi olan bu parkta D-100 Karayoluna bakan tarafa bir tabela asmak çokmu zor? Uluslararası yolun geçtiği D-100 Karayoluna bakan kısımda ilçemizin girişinde olan bu parkın görünecek kısmına Hendek yazısı yazmak çokmu zor.

Mesela….

18 milyonluk park. Başlı başına fiyasko. Banklar sıradan(pahalı banklar kaldırılıp beş para etmez banklar yerine konuldu,sayısı azaltıldı) , tuvalet yok, çocuk bakım odası yok, işe yaramaz görüntü kirliliği demir direkler.  Oysa Hendek’in en büyük sorunu olan otopark sorununa burada bir nebze olsun çare oluna bilirdi. Defalarca uyarmamıza rağmen parkın altına katlı otopark ne hikmetse düşünülmedi. Hele-hele parkın etrafında ki görme engelli yollarının sonu yok, bir yerde bitiyor komedi gibi.

Mesela…

Dökülen asfaltlar, yapılan yamalar. Kısa sürede deforme oluyorlar, eskisinden beter oluyorlar. Sebebi altyapısı yapılmadan dökülen asfaltlar. Tekrar-tekrar yamanıyor. Giden garip gurebanın hakkı. Kimin umurunda. Yama üstüne yama, hatır için dökülen asfaltlar ve giden milyonlar…

Mesela…

Şehir içi trafiği. Nerdeyse araçlar iki sıra park yapıyor. Ne yürüyen trafik memnun nede duran. Araçların aralarından karşıya geçmeye çalışan yayalar. Türkiye’nin çoğu yerinde şehir içi trafiğini zabıta ekipleri koordine ediyor ama bizde yok niye mi? Çok basit, oy korkusu. Olur da birine ceza keser oy kaybederiz endişesi. Park yasağı olan yerlerde park yapanlar, engelli parklarını işgal eden engelsizler ve bu duruma sırf oy korkusu nedeniyle ses çıkarmayan idareciler.

Mesela…

Sokak hayvanları. Belediyenin barınağı yetersiz. Bir tane ağaç yok garibim hayvanlar Ağustos sıcağında güneşin altında yaşam mücadelesinde. Dilleri bir karış dışarıda. Oysa imkan var. Hemen yanı başı orman. Çevirirsin orayı hayvanlar doğal ortamda yaşarlar. Sabahın köründe okula giden çoluk-çocuk. Dışarda sürü halinde gezen köpekler. Geliyorum diyen tehlike. Ya işe giden bacılarımız kızlarımız. Hepsinde aynı korku. Ve yatağında mışıl-mışıl uyuyan yöneticiler.

Mesela…

Şehir estetik kurulu. Ne iş yaptığı bilinmeyen bir kurul. Şehrimizin görseli içler acısı. Sıvaları kopmuş binalar. Harabe olmuş şehir girişi. Eskiden şehrimize hoş geldiniz levhaları, kemerleri vardı şehir girişinde. Şimdi niye geldiniz der gibi ne bir levha ne bir isim. İki girişe yap birer tane kemer koy hoş geldiniz yazısını etrafını Hendek ilçemize mahsus görselleri ekle. Çok mu zor, değil. Amma kimin umurunda. Estetik kurulunda etiketin dışında varlığı olmayan Hazretler…

Sonuç olarak. Bu güzelim şehrin idarecileri kaçak dövüşüyor yada basiretsizler. Kendilerine çeki düzen vermezlerse kaybeden Hendek olacak. Kaybeden biz olacağız. Sonramı? Seçimde boyların ölçüsünü alıp onlarda makamlarını kaybedecekler.