Her kalp, kendine iyilik ve lütufta bulunanı sever ve hakiki güzelliğe ve mükemmelliğe muhabbet eder ve erişilmez güzelliğe meftun olur. Kendisiyle beraber sevdiği ve şefkat ettiği zatlara dahi, ihsan edeni daha çok sever. Acaba, her bir isminde binler güzellik ve ihsan hazineleri bulunan ve bütün sevdiklerimizi verdiği ihsanlarla, nimetlerle mesut eden ve sonsuz güzelliğin kaynağı olan "Cemal ve Celal" sahibi bir zat, ne derece aşka, muhabbete layık olduğunun ve bütün kainat onun muhabbetiyle dolup taşmasının sebebi anlaşılmaz mı? İşte şu sırdandır ki "Vedud" ismine mazhar bir kısım evliya, "cenneti" istemiyoruz. O'nun muhabbetinin bir pırıltısı bile bize ebedi olarak kafidir" demişler. Bu sebeple Efendimiz bir hadisinde:" Cennette bir dakika Allah'ın güzelliğinin seyredilmesi, bütün cennet lezzetlerinin üzerindedir." buyurmuş. Kainat kitabı okunduğunda, görülen bütün hakikatlerin, güzelliklerin Esma-ül Hüsna'nın birer cilveleri ve yansımaları olduğunu, o yansımaların kendi hal lisanlarıyla yaratıcısını zikir ve tesbih ettiğini anlıyoruz. Bu sırrı daha iyi kavramak istersen, bir çiçeğe bak! O sana kendini okutturacaktır. Eğer onda göremiyorsan yeryüzüne bak, bahara bak, iyice temaşa et. Baharın içinde cenneti görmeye çalış. Göreceksin ki, cennet uzakta değil. Bahar içinde cennetin numunelerini görmenin hazzını yaşa rahmetin şu büyük çiçekleri olan bahar ve yeryüzünde yazılan "Esma'yı" açıkça okuyabilirsin, cilvelerini ve nakışlarını anlar, görürsün. Sadece görmek de yetmez. Zira marifet iltifata tabidir. Takdir bekler. Takdir etmenin yolu ise şükür, hamd ve ibadetten geçer.

Gören gözler nasip olsun hepimize İnşaallah.

Selam ve dua ile

Yazan: Nuray Aydın İlgüz