“Ben sana oy verdim benim işimi yapacaksın”, “Başkanım çok yaşa” , “Sana bir daha oy vermem”, “Telefonlarımıza bile bakmıyor artık”

Birincisine gelince; Talepleri biraz araştırıp neden vatandaş isyan ediyor sorguladığımızda bazı işlerde kanuna uygun olmayan, usulsüz ya da imara aykırı işlemler olduğu karşımıza çıkıyor.  Geçmişten gelen mi desem, nedendir bilmem herkes olmayacak işler istiyor. Bunu görüyoruz.

Hendek’te hepimizi birbirimizi tanıyoruz. Şöyle bir eleştirilere bakınca,  BEL-İş aracılığıyla fabrikalara işe yönlendirilen gençlerin bazıları keyfiyete dayalı umduğunu bulamayınca işi beğenmeyip başlıyor belediyeye sallamaya. İş var mı var. Belediye sana yardım etmiş mi etmiş. Ancak sen ne istiyorsun? İşçi olmak değil masa başı bir iş bekliyorsun. Sonra,  sonrası malum. Başlıyorsun sallamaya.

Diğer yandan hak hukuk ve adalet diyorsak, binası ya da işyeri kaçak olan ruhsatı olmayan yerlerin sahipleri sırf bu düzeni bozuluyor diye bağırıyorsa kimse kusura bakmasın. Oy veren herkes usulsüz bir şey istemek zorunda mı? Bu işler böyle mi dönüyor diye sormadan da edemiyorum.

Hizmet herkese gitmeli, herkes belediye hizmetlerinden eşit bir şekilde adamcılık yapılmadan, kimse mağdur edilmemelidir. Ruhsat işlemleri kişiye göre yapılıyorsa burada büyük bir hata var demektir. Asla savunmam, karşısında dururum. Bu konuda Başkan Turgut Babaoğlu’na büyük görev düşüyor.

Ancak kaçak göçek işlerle uğraşıp belediye işini yapıyor diye ağzına geleni söyleyenlerde şunu çok iyi bilsin ki; yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış.  Hendek’te kimse kimseden üstün değildir.

Düzeni ve rantı bozulanların sesini yükseltip eften püften nedenlerle belediyeyi eleştirmesi kabul edilemez. Adliyeye gidip usulsüz bir talepte bulunamıyorsan, belediyeden de bulunamazsın.

İkincisine gelince; Hendek Belediyesinde artan taleplerin nedeni, her talebin ciddiyetle dikkate alınmasıdır. Biz bunu görüyoruz. Vatandaş çok rahat talepte bulunabiliyor. Haklı gördüğümüz bazı istekleri yerine geliyor mu, işte burada da sorun var. İşler zamanında yapılmıyor, vatandaş bazen tamam denilen işler için aylarca bekliyor.

İlgili birimler vatandaşlardan gelen taleplere ivedilikle cevap vermeli, olumlu ya da olumsuz geri dönüş yapmalıdırlar. Bu geri dönüşler geciktiğinde, ya da dönüş yapılmadığında vatandaşlar Turgut Babaoğlu’nu da eleştirmekte haklı oluyorlar. Yani birimlerin bu eksikliği Babaoğlu’na haklı olarak fatura ediliyor.

**

Ali Kemal Sofu ne yapmak istiyor?

Geçtiğimiz hafta gündeme getirdiğimiz bir konu var. Şöyle bir hatırlatmak gerekirse, 2011 yılında inşaat malzemeleri satan firmaların ilçe dışında alanda faaliyetlerine devam etmesi konusunda bir haber yaptık.

Bu haber konusu siyasetçi olunca iş biraz daha değişiyor. Bu kişi AK Parti’nin 7 yıl ilçe başkanlığını  ve belediye başkan adaylığını yapınca daha da değişiyor.

Ortada bir karar var, bir de bu karara uymayan bir siyasetçi var. Bunu yazdık. Apar topar bir açıklama yayınladılar.

Cevap hakları elbette var. Açıklamalarında Ali Kemal Sofu’nun hedef alındığına, kararın uygulandığına ve haksız rekabete değinmiştir.

Bende merak ediyorum ve soruyorum.

Ortada bir usulsüzlük varsa bizde bunu yazıyorsak, Ali Kemal Sofu düşmanı mı oluyoruz?

2011 yılında alınan bir meclis kararı var mı yok mu? Varsa amasız nedensiz neden uyulmaz?

Kararlar, yasalar, yönetmelikler birileri aralarında anlaşsın diye mi çıkarılıyor?

Haksız rekabet deniyor. Bunu engellemek için yasanın çiğnenmesi gerekiyor?

Şirket Sofu ailesine ait olabilir ancak ailenin bireyi siyaset yapınca çok daha dikkatli olmalılar. Siyasetçi örnek olmalıdır.

Araştırmamızı sürdürdüğümde, açıklamalarında 10 firmanın olduğu ancak bu karara uymayan 2 firmanın olduğu bilgisine ulaştım.

Bu 2 firmayla ilgili belediye ilçe merkezinden taşınmasıyla alakalı gerekli uyarıları yaptığını öğrendim.

Ali Kemal Sofu’ya soruyorum.

Sofu ailesine ait bu işyerinin çalışma RUHSATI var mı?

Şimdi özetle bu meclis kararına uyacak mısınız, yoksa kararı çiğnemeye devam mı edeceksiniz?

Kamuoyu cevabınızı hak, hukuk ve adalet kavramları açısından merakla bekliyor.