Gülümsemek, son yüzyılın en önemli buluşu bence. Hatta çok gerekli bir şey. Benim sorunum, şu ifade; Gülüm-Seme. İnsanlardan mutsuzluğunu gizliyorsun. Ve bunu sırf resimlerde güzel çıkmak için ya da ayıp olmasın diye, belki de onları ve kendini mutlu olduğuna inandırmak yapıyorsun. Ve zamanla bu öyle bir hal alıyor ki, bu işte ustalaşıyorsun. Duyguları bir maske gibi kullanarak teninin üstüne ördüğün duvarın arkasındaki masum ve savunmasız ruhu saklamak için gülüm-süyorsun.

Oysaki bu, öyle gereksiz ki. Acı çekerken gülümsemek, boylu boyunca yanan bir binayı 1 bardak suyla söndürmeye çalışmaya benziyor. Aslında, o suyu kafamızdan aşağı dökerek uyanırsak görebiliriz gerçekleri. Sadece mutlu olduğumuz için gülmeliyiz bence. Tüm duyguları tadına vararak yaşamalıyız. Mutlu olduğumuzda basit bir gülümsemeyle kalmamalı yüz ifademiz, kahkahalar atmalıyız. Üzgün olduğumuzda gizlenerek değil, hıçkırarak ağlamalıyız. Hem zaten mutluluğu saklamak, mutsuzluğu saklamaktan daha saçma. Böyle, gamzelerini göstere göstere gülmeli insan. Ama bunu mutlu olduğu için yapmalı, o fotoğrafta güzel çıkmak için değil. Çünkü sen, sensin.

Ve sana nasıl kendini seçme hakkı verilmediyse, başkalarına da verilmedi. İşte bu nedenle kendimizi bu halde kabullenmeyi öğrenmeliyiz. Herkesin eksikleri var. En yakın kimi tanıyorsunuz koridorlarda kahkaha atarak gezmekten utanmayan? Hayatını korkmadan yaşayan insan, güzel gülen insandır. Ve son olarak, sizlere bir bardak su işle koskoca bir binayı kurtarmanın yolunu söyleyeyim; suyu kıyafetlerine dök ve korkmadan içeri gir. Hemen orada, gerçek seni sakladığın bir sandık olmalı.

Aç onu ve üzerindeki marka kıyafetlerden, yüzündeki duvardan kurtul. Ve gerçek seni kullan artık. Çünkü sana bir daha bugünün; bu dakikanın, bu saniyesini yaşama hakkı verilmeyecek. Ve emin ol; gerçek sen, seni daha mutlu edecek. Sen gülmekten vazgeçme, yeter.

Selin GÜNEŞ