Hakkında yapıp alın teri döküp para kazanmaya çalışan medya emekçileri, evine ekmek götürme derdi dışında hiçbir şey umursamaz.

Dijitalleşmeyle birlikte önem kazanan internet medyasının sayısı her geçen gün artarken, devlete vergi ve SGK primi ödeyen medya kuruluşları mücadelesine devam ediyor.

Tabi bu arada hiçbir şekilde kayıt altında olmayan yani “Korsan” tabir edilen bazı yerlerde yok değil.

Buna benzer kişilerin özellikle belediyeden ilan alamadıklarını gerekçe göstererek yazılar yazdığı görülüyor. Ayrımcılık yapıldığını iddia edip, garip bir tutum içindeler.

Vergi kaydı olmayan yerlerin, sanki her şeyleri normalmiş gibi hak aramaları kabul edilemeyeceği gibi şaşkına çeviriyor.

Özellikle yazı yazarak belediyeden ilan istemek, ya da bana ilan vermiyor demek, ya da bunu ima etmek gazetecilik teriminde olmayan şeylerdir.

İlan alamadığını yazmak, bunu farklı yollarla lanse edip gündeme taşımak mesleki onur açısından kabul edilir bir durum değildir.

Bu tür yazılarla kamuyu baskısı altına alan yerlere asla ve asla itibar edilmemelidir.

Ayrıca böyle bir durumda vergi ve SGK primi ödeyen yerler büyük haksızlığa uğrayacaktır.

Bu ve benzeri durumlar bize internet yasasının ne kadar acil ve elzem olduğunu gösteriyor.

Bu yasayla korsanlık biteceği gibi, sokak dedikoduları yerini mesleki itibar alacaktır.

Bu yazı nereden mi çıktı! İsmi önemli değil. Çok büyüüük!!!!! sözüm ona gazetecinin tavrı değişti.

Ne yaptığının farkında değil. Merak ettiğim şu!

Belediyede işe girmek isteyip, kendine yer bulamadıysa bunun intikamını mı alıyor?

Kayıt dışı olup ilan istemek, ilanı da yazıyla istemekte neyin nesi?

İletişim ve diyaloğun olmadığı yerde yazı hiçbir şeyi çözmez.

Yalana ve iftiraya alet olup, neyin intikamını alıyorsun?

Aynı tepkiyi Büyükşehir Belediyesine gösterebilir misin?

Aynaya baktığında işin özü görülüyor, ama aynaya bakmaya kabul etmeyip başkasının verdiği aynayla ayar arasında kalanların yolu açık olsun.