Sıcak evin penceresinden elinde sıcak içecek ile karların usulca yağdığını izlemek ne güzel andır. Hele bir de o pencere manzaralı olursa tadından yenmez. Beyazın doğaya ne kadar güzel yakıştığını, dağların beyaza boyanmış haliyle adeta bir kartpostalı andırdığını görürüz o pencerelerden. Lakin her şey gördüğümüz gibi olsa tok yine tok, aç yine aç, zengin yine zengin, fakir yine fakir olur. O pencerelerden bakmak insanlığı unutturur. Çocuklarını soğuktan tir tir titrediğini gördüğü halde evini ısıtamayan babanın acısını hissettirmez, bırakın sıcak olmayan evi; o soğuk evi dahi bulamayan insanların imdatlarını ve sokakta insanların insanlığını utandıran o sakak hayvanların sessiz çığlıklarını duyurmaz bize o pencereler. Gerçekler sokaktadır evlerimizin içinde değil.

     Bizler bu soğuk karlı havada herkesin yardımına koşan insanların lokomotife takılan vagonlar misali peşinden gitmeliyiz. Lokomotif olamıyorsak en azından vagon olalım, iyilik uçurtmasının kuyruğuna takılalım. Hiçbir şey yapamıyorsak bile evimizin balkonuna, kapımızın eşiğine bir sıcak su koyabiliriz. Kuşların, köpeklerin, kedilerin de bizlere bu dünyada emanet edildiğini hatırlayarak.

      Son olarak teşekkür etmek  isterim, isimlerini bilmediğim hiç de bilemeyeceğim açı tok tutan, soğuğu sıcağa çeviren, gözyaşlarını tebessüm ettiren o koca yürekli insanlara.

TOLUNAY DELEN

SAÜ Hendek Eğitim Fakültesi