Görme Engelliler Yardım Derneği (GÖRENGEL) tarafından görme engelliler ve Ailelerinin katıldığı Alet ve Yazılım sergisinde görme engellilerin hayatını kolaylaştıracak aletler tanıtıldı.

Doc.Dok.Yıldırım Beyazıt Sakalar Tarafından Sergiye Katılanlara Seminer verildi.

Hendek Gençlik Merkezi Armoni Düğün salonunda yapılan Sergisinde Dernek Başkanı Zafer Arınel tarafından Görengel Derneği, Aletler ve Yazılımlar hakkında bilgiler verildi.

Görengel Derneği nasıl kuruldu

Derneğin kuruluş işlemleri hakkında bilgiler veren Arınel, kendim de görme engelli olduğum ve acısını iyi bildiğim için bu Derneği kurmaya öncülük ettim. Sağ olsunlar, Yönetim ve Denetim kurulundaki arkadaşlar da destekledi derneğimizi ve 25 Mart 2016 da Derneğimizi kurduk. Derneğimizin Kütük Numarası 54-021-103’dür. Derneğimizin hiçbir Kurum, Kuruluş, Grup veya görüşle ilgisi yoktur. Ben Donkişot gibi meydana çıktım, seven ve güvenen arkadaşların desteği ile Derneğimizi kurduk. Her biri saygın, sevilen sayılan insanlardır diyerek Dernek hakkında bilgiler verdi.

Dernek sloganlarının “Ya Engelsiz Olun, Ya Engel Siz Olmayın”, “Görmezden Gelmeyin” ve “Birlikte Daha İyi Görürüz” olduğunu söyleyen Arınel, dağıttığımız kart ve Broşürlerde Whatsapp numaramız mevcuttur. O numaralar ile bizimle iletişime geçebilir faaliyetlerimiz hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz diye konuştu.

Arınel konuşmasına Ordu Devlet Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Psikiyatr Dr. Hayrettin Eyüpoğlu’nun Görengel Derneği için hazırladığı sunumu ile devam etti.

Engelli tarifi

Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve korunma, bakım ve rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişilerdir.

Engelliliği genel olarak üç kısma ayırabiliriz.

1-Fizyolojik engelliler:

Kişi doğuştan veya sonradan geçirdiği hastalık ve kaza nedeniyle vücut içerisinde yer alan hayati organların fonksiyon yetersizliği ne-deniyle oluşan fizyolojik engeller örneğin. Solunum bozuklukları, organ yetersizlikleri gibi engellerdir.

2-Zihinsel nörolojik kontrol problemi:

Doğuştan veya sonra, işitme veya görme engelliler ve zekâ gerilikleri gibi

3-Fiziksel engelliler:

Teknik olarak vücut yaşam fonksiyonlarını fazla etkilemeyen el ayak gibi uzuv kaybı veya uzuv felci gibi durumlarda fiziki hareket özgürlüğünün kısıtlandığı durumlar. Örneğin: Yürüme engellilik, ortopedik engellilik gibi.

Biz engelli yerine özürlü kelimesini tercih etmiyoruz çünkü özürlü kelimesi kişinin damgalanmasına, etiketlenmesine yol açmaktadır.

Türkiye istatistik kurumu verilerine göre toplam nüfusun yüzde 6.6sının en az bir engeli bulunuyor.

Bunların yaklaşık %42 si erkek %58i kadın olarak görülmektedir. TUİK verilerine göre yaklaşık 5 milyon civarındadır.

Engellilerin yaşadığı zorluklar neler

Engelli bireylerimiz maalesef ülkemizde dünya standartlarının altında hizmet görüyor, kaldırımlar, yollar hatta evler özürlü kimselerin ihtiyaçlarına göre dizayn edilmiyor. Engelli bireyler yaşadıkları toplum içinde fizikososyal ve ekonomik sorunlarla karşılaşmaktadır. Bu sorunlar, engelli ve ailesinin bu durumla yüz yüze gelmesiyle başlamakta, zaman geçtikçe içinden çıkılamaz bir hal almaktadır. Öncelikle, aile bazen, bu engeli kabul etmekte zorlanmaktadır.  Bazen ayrım aile içinde ortaya çıkmaktadır.

Engelli bireyin yaşadığı sıkıntılar ve zorluklar hem aile ve hem sosyal çevresinde kendini gösterir. Engellilerin yaşadığı en büyük sıkıntı ayrımcılığa uğramalarıdır. Örneğin; engellilerin üretime katılamaması, dolayısıyla işsizlik sorunu yaşaması en temel sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun yanı sıra temel insani hizmetlerden (Eğitim, sağlık, barınma, sosyal güvenlik, istihdam) fırsat eşitliği temelinde yeterince yararlanmamaları da onların engelli olarak damgalanması, ayrımcılığa uğraması ve dışlanması boyutunda değerlendirilmelidir.

Burada engelli bireylerin ve ailelerinin sorunlarla yüzleşmesi onlara diğer bireylere verdikleri desteği vermeleri, onlara verdikleri olumlu tepkiler, bunları kontrol etmeleri, sorunlarının çözümüne katılmaları ve bunun yanında toplumun engellilere bakış açısı, tutum ve davranışları önemli olup onların yaşadıkları toplumdan dışlanmalarına veya kabul edilmemelerine yol açmaktadır. Engelin ailece kabulü, ona gösterilen destek toplum tarafından da gösterilince kişi engeliyle başa çıkmakta; eğitim, istihdam ve diğer hizmetleri alabilmektedir.

Engelin aile tarafından kabul edilmemesi ve kişinin diğer çocuklara göre ayrımcılığa maruz kalması kişi-de gerginlik, sinirlilik ve ilerleyen dönemlerde depresyona neden olmaktadır. Ailenin görme ve diğer engellilere destek vermeyişi onların dışlanmalarına neden olmaktadır. Onlara diğer bireyler-den daha fazla destek verilerek üretkenliklerinin arttırılması sağlanmalıdır. Fiziksel ve ruhsal iyilik halleri bu desteğe şiddetle ihtiyaç gösterir. Yani ayrımcılık önce ailede başlar. Şayet aile bu ayrımcılığı yapmayıp diğer bireylerle eşit ve hatta daha fazla destek verirse bu kişilerin üretkenliklerinin artması ve toplumsal kabulleri kolaylaşmaktadır. Ülkemizde sayıları az olmakla birlikte engelli okulları vardır. Özellikle görme engellilerin iyi eğitilmeleri halinde üstün yetenekli bireyler ortaya çıkabilmektedir. Ülkemizde ve dünyada örnekleri vardır.

Toplumun engelliye bakış açısı engellilerin sosyal yaşama daha fazla katılımını sağlamak, toplumun engellilere karşı bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Toplumun her kesiminden gönüllülerin desteğine ihtiyaç duyulmaktadır. Yıllar boyunca toplum bu insanlara karşı korku ve acıma nesnesi olarak davrandı. Engelliyi dört duvar arasına hapseden, engelliyi düşünmeyen dünya görüşü değiştirilmelidir. Engellinin günlük yaşamında karşılaştığı sorunların çözümü için kent planlamaları engelliyi düşünerek tasarlanmalıdır. Tüm bina yapı ve konutlarda engellinin erişimini sağlayacak önlemlerin alınması zaruri olmalı, uymayanlara yaptırım uygulanmalıdır.

Engellinin durumuna göre uygun mesleki programlar geliştirilerek onların insanca yaşayacakları bir toplum ekonomik alt yapısı hazırlanmalıdır. Yaşam sürecimiz içinde kimin ne şekilde hayatını sürdürebileceğini hiç birimiz bilemeyiz. Her şey insanlar için, o zaman bırakın üzülmeyi ve acımayı, onlar için neler yapabiliriz onu düşünelim. Biz de yaşamın içinde çektiği sıkıntılar ve sevinçlere engelli gözüyle bakalım. Onlar neler yaşamış, neler gözlemlemiş, kendilerini hayata nasıl adapte etmiş?

Yaşananlar kolay değil ama hayat keşkelerle ve acımalarla geçmiyor. Üzülmek çözüm değil, o zaman bulunduğun durum ve şartlar ne olursa olsun, onu en iyiye çalışmalı hayata sarılmalı ve mümkün olan en iyiyi yapmaya çalışmalıyız.

Toplum engellilere öncelikle “Sizin için ne yapabiliriz?” anlayışı çok doğru değildir. Daha çok “Birlikte ne yapabiliriz?” anlayışı benimsenmelidir. Bu da karşılıklı eşit ilişkilerle olur. Binanızda bir engelli varsa, rampa ve asansör gibi onun hayatını kolaylaştıracak bir düzenleme istiyorsa, siz onun yanında olun ve karşı çıkmayın. Bir görmeyen yolda gidiyorsa arkasından itelemeyin, o çünkü bir el ara-bası değil. Yardım isteyip istemediğini kendisine sorun. Caddeye yakın bir yerdeyse ve karşıdan kar-şıya geçme konusunda bir isteği varsa yardımcı ola-bilirsiniz. Otobüs durağında hangi otobüsün gelip gelmediğini sorarak yardım isterse yardımcı olun. Yani her engeli grubunun farklı beklentileri vardır, insan insana benzemez ama sonuçta hepimiz insanız, engelli ya da engelsiz.

Bu yüzden beklentilerin farkına varmalıyız. Engellerimizi hissettirmeyecek engelsiz bir yaşam dilekleriyle.

Seminer sonrasında Arınel ve Dernek üyeleri tarafından görme engelliler ve Ailelerine görme engellilerin hayatını kolaylaştıracak Alet ve Yazılımlar hakkında bilgiler verilerek tanıtımlar gerçekleştirildi.

Engelli Aileleri tarafından tanıtılan Alet ve Yazılımlar ilgiyle takip edildi.