Anadolu Gençlik Derneği Hendek temsilciliği Fransa’nın islami uyanışa karşı Mali’de başlattığı askeri müdahale sonrası basın açıklaması yaptı.

Anadolu Gençlik Derneği Hendek Temsilcisi Ömer Aktürk’ün yaptığı  Basın açıklaması “Başta İngiltere, Almanya, Danimarka olmak üzere Avrupa ülkelerinin ve ABD’nin lojistik desteğini alan emperyalist alışkanlıklar ülkesi Fransa’nın İslami uyanışa karşı Mali’de başlattığı terörist müdahale tüm hızıyla devam ediyor.Afrika ülkelerinin işbirlikçi hükümetlerinin de asker göndererek desteklediği bu Fransız işgaline, bazı Körfez Emirliklerinin de finansman desteği sağladıkları iddiası küresel ırkçı emperyalizmin tüm enstrümanlarını Mali halkına karşı da seferber ettiğini gösteriyor.

Başlıca dört etnik gruptan oluşan on beş milyonluk nüfusa ve zengin uranyum yataklarına sahip Mali’nin halkının da yüzde doksan beşi Müslüman’dır.  Bir zamanlar Osmanlı himayesinde olan bu ülkede son yıllarda artan İslami Uyanış başta Fransa olmak üzere emperyalist ülkeleri rahatsız etmiştir.

Mali, halkı Müslüman birçok ülke gibi emperyalist güçler tarafından atanılan işbirlikçi yöneticiler, kurulan medya ağı, desteklenen sivil toplum kuruluşları, finanse edilen istihbarat birimleri ve yetiştirilen kültür ajanları ile on yıllardır zaten işgal altında idi. Yaşanan bu kültürel ve ekonomik işgale karşı Mali’de İslam’ı referans alan hareketlerin güç kazanması kanlı tarihini Müslümanlara uyguladığı soykırımlarla yazmış Fransa’yı yeniden harekete geçirdi.

Ülkedeki Batı yanlısı ayrılıkçı silahlı gruplara karşı herhangi bir müdahalede bulunmayıp bilakis destek olan Fransa’nın oluşan kaos ortamından sonra Müslüman grupları terörist addedip  ‘’Mali’nin toprak bütünlüğünü ve Mali halkının geleceğini garanti altına alma’’  bahanesiyle başlattığı operasyonun gayesi sömürü düzenini devam ettirmektir.

Fransa’nın bu operasyonu Sudan’da, Somali’de, Afganistan’da, Pakistan’da yaşanılan yıkıma yönelik işgal hareketlerinden farklı değildir. Süreç Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında işletilmektedir. Yine Sudan’da olduğu gibi Mali’nin de bölünmesine yönelik bir alt yapı çalışmasıdır. Aynı zamanda ırkçı emperyalizmin kaşıdığı ve körüklediği etnik siyaset Mali’nin komşu ülkelerini de saracak bir ateşin hazırlığıdır. Mali’deki kaos ortamının kısa sürede Nijer, Burkina Faso, Cezayir, Moritanya ve Libya’ya doğru genişleme ihtimali vardır.

Düzmece 11 Eylül saldırılarının ardından ırkçı emperyalizmin Endonezya’dan Fas’a İslam coğrafyası üzerindeki oyunlarını yeniden ve daha kanlı bir şekilde sürdürdüğüne hep birlikte tanıklık ediyoruz. Krallık, sultanlık ya da emirlikle idare edilen bir takım bölge ülkelerini yedeklerine alarak başka bir takım ülkelerde sözde demokrasiye geçiş süreçlerine destek olmaları da bu sömürü çarkının devamını sağlamak üzere geliştirdikleri stratejilerdir.Suriye meselesinde taraflar arasında arabulucu olma ve değişim sürecinin kan dökülmeden işletilmesini sağlama potansiyelini ilk günden terk ederek kaos ortamına katkıda bulunan bir tutum takınan ülkemizin Mali işgalinde de Fransa’ya karşı sessi kalması geleceğe dair endişelerimizi artırmaktadır.

Ülkemizde neredeyse her taşın altından çıkan NATO üslerinin varlığı yetmezmiş gibi, İsrail’i korumak için Kürecik’e yerleştirildiği aşikâr olan füze kalkanından sonra şimdi de muhtemel bir İran operasyonuna karşı kullanılmak üzere patriotların getirilmesi son derece kaygı uyandırmaktadır.

Suriye’nin ve Irak’ın bölünmesiyle bölgede inisiyatifi ele almış güçlü bir Türkiye tablosu çizen kafalar ırkçı emperyalizme taşeronluk yapmaktadırlar. Irak’ta bir buçuk milyon insanın katledilişini unutup,İsrail’in arz-ı mevud gayesini unutup, Pakistan’da,  Afganistan’da her gün öldürülen masum insanları unutup NATO’dan, Batı’dan, ABD’den ya da AB’den insanlık adına, barış adına, huzur adına katkı beklemek aymazlıktır. Yaşanan süreci doğru okuyamamaktır. Nerede kiminle saf tutacağını bilememektir.Bizler Anadolu Gençlik Derneği mensupları olarak başta Mali’deki Fransız işgalini şiddetle kınıyoruz. Ülkemizi ve bölgemizi daha büyük felaketlere sürüklemek için getirildiğini düşündüğümüz patriotları istemediğimizi bir kez daha deklare ediyoruz. Aynı şekilde ülkemizi İran’la, Irak’la ya da Suriye ile karşı karşıya getirecek provokasyonlara karşı yöneticilerimizi temkinli olmaya çağırıyoruz. Irk ve mezhep farklılıklarını kaşıyarak bir yere varılmayacağına inanıyoruz. Müslüman ülkelerdeki problemlere NATO müdahalesini reddediyoruz. Barış ve huzurun tek yolunun İslam Birliği olduğunu söylüyoruz.Bu zor günlerin ve acıların geçmesi, Müslümanların yeniden birlik ve beraberlik içerisinde yaşması ve hangi renkten ve inançtan olursa olsun herkesin barış ve huzur ortamına kavuşması için hem dualarımızla hem de gayretlerimizle mücadelemize devam edeceğiz.