Bizim bir arabamız var. Fakat bu arabanın fazla sorun çıkardığını, bize külfet getirdiğini düşünüyoruz. Çare olarak ta ya arabamızı tamir etmeye ya da değiştirmeye çalışıyoruz. Sorunumuzun arabanın yetersiz kalmasını biliyoruz lakin bunun nedenini alt yapısını görmezden geliyoruz. Akvaryumun suyu kirliyse balığın çeşidinin ne önemi var. Hepsi ölmeyecek mi? Gittiğimiz yol asfaltsız, çamurlu, engebeli ve taşlı ise son model araba ile gitsek ne fark eder? Alt yapısız üst yapı ne işe yarar göz boyamaktan başka?

Bu örneklerimizi eğitime uyarlarsak çok güzel programlar hazırlasak da üst düzey müfredatımız olsa da bunların uygulayıcısı öğretmenler ve uygulandığı yer olan okullar hazır olmazsa sadece kağıtta kalır müfredatla program. Bu yazıda ise okullardaki sınıfların özellikle fiziksel özellikleriyle ilgili düşüncelerimi kısmen aktaracağım.
Okul dört duvardan ibaret ise ya dört duvarı en güzel şekilde kullanacağız, süsleyeceğiz ya da duvarların dışına çıkacağız. Çocuk denilince aklımıza oynayan, zıplayan, çok aktif bir imge belirir aklımızda. Bu dört duvarlı sınıflarda ise çocuklarımızı adeta hapsediyoruz sıralarla, masalarla okul hapishanesine. Öyle bir sınıf olsun ki içerisi rahatlıkla aydınlanacak, çocukların rahat hareket edebileceği  bir alan olacak, içerisinde havalanması için havalandırma, klima olacak. Çok mu şey istiyorum? Hayır, günümüz için çok zor olan bu mesele yarınlar için okulun en basit özelliğini oluşturacak.
Akıllı telefonumuz, akıllı tahtamız var da neden akıllı sınıflarımız olmasın. Akıllı sınıflarımızın olması için öncelikle sınıfı oluşturan eşyaların, malzemelerin kullanışlı ve pratik olması lazım. Günümüzde birkaçını gerçekleştirdik akıllı tahtalarla, projeksiyon aletleriyle, eğitim siteleriyle v.b Fakat kullanışlı sınıfımızın yanı sıra en basitinden kullanışlı sıra ve masalarımız olsun. 

Medeniyet inceliktir. Biz de eğitimin inceliklerini sınıflarımızda, öğretimimizde,  öğrencilerimizde, kendimizde göstermeliyiz.